Mart 2008'de Cook ve Andersen ilk çocuklarını beklediklerini bildirdiler.In maart 2008 maakte Presley bekend dat zij en Lockwood hun eerste kind verwachtten.
"Bilimden Beklediğimiz"."Het wetenschappelijke onderwijs onder de loep".
Bekledi ve izledi.Hij stond op en volgde hem.
Sizleri çok beklettiğimi biliyorum ama beklediğinize değecek.Dat requiem moest een aantal jaren op uitvoering wachten, maar het was het wachten waard.
Dönüp ararlar diye olduğu yerde bekledi, uyuyakaldı.Toen hij sliep, pakte zij echter een tentharing en sloeg die door zijn slaap heen.
1997-1998 sezonunda John Toshack döneminde ise genel olarak yedek bekledi.Hij had tijdens het seizoen 1999/00 de ontslagen John Toshack opgevolgd.
Nisan 2014'te çift, ilk çocuğunu beklediklerini açıkladı.Het paar kondigde in mei 2008 aan dat zij hun eerste kind verwachtten.
Belki bir saate yakın beklediler.Letterlijk vertaald: Ik heb een uur wachten gestaan.
Planını uygulamaya koyar fakat işler beklediği gibi gitmez.Hij moet geopereerd worden maar de operatie gaat niet zoals zij gewild hadden.
Kraliçe yaklaşık on dakika boyunca, üzerine silahlar doğrulmuş bir hâlde balkonda tek başına bekledi.De gijzelnemers legden hun wapens, op twee revolvers na, op het platform.
Kate Bush'tan tam beklediğimiz."Het nummer werd geproduceerd door Kate Bush zelf.
Butona bastı ve bekledi.Hij duwde op de knop en wachtte.
Tom beklediğimden daha erken eve geldi.Tom kwam vroeger naar huis dan ik had verwacht.
Babamın beni beklediği eve gitmek istiyorum.Ik wil naar huis, waar mijn vader op mij wacht.
Tom'un tepkisi Mary'nin beklediği şeyin tersiydi.Toms reactie was het tegenovergestelde van wat Maria had verwacht.
Kate Bush'tan tam beklediğimiz."Kate Bush, właśc.
Beklediğimiz gibi çıktı."I stało się tak jak oczekiwaliśmy”.
Dönüp ararlar diye olduğu yerde bekledi, uyuyakaldı.Zaczęła się do niego modlić z prośbą o uzdrowienie, po czym zasnęła.
Cengiz Tekin) Bekledim Durdum (Söz.Przełęcz nas Ciechanią (słow.
Belki bir saate yakın beklediler.Vártalak egy óráig – Czekałem na ciebie godzinę.
Max buluşmaya giderken kendisini neyin beklediğini bilmektedir.Jack skłamał jej, że niedługo się zobaczą.
Otelden ayrılmayı da hemen beklediğini belirtir.Mężczyźni w pośpiechu opuszczają hotel.
Burada takıma girmekte zorlandı ve genelde yedek bekledi.Ciężko mu było zaaklimatyzować się w nowym zespole, często pełnił rolę rezerwowego.
Planını uygulamaya koyar fakat işler beklediği gibi gitmez.Poprzez pakt jego życzenie spełnia się, lecz nie w taki sposób, jaki oczekiwał.
Bates daha sonra Sam'e Lila'nın onu kandırdığı ve eve gittiğini ve annesinin onu beklediğini söyledi.Tom chciał to zrobić, ale Lynette go zatrzymała i krzyknęła do sąsiadki by powiedziała proszę.
Ona göre Herakleios, Rhahzadh'nın 3000 takviye beklediğini öğrendi.Znalazłszy się w pułapce Shylock godzi się przyjąć 3 tysiące dukatów.
Tom beklediğim değil.Tom nie jest taki, jak myślałam.
Tom beklediğim değil.Tom nie jest taki, jak przypuszczałam.
Tom beklediğim değil.Tom nie jest taki, jak oczekiwałam.
Beklediğimden daha uzunsun.Jesteś wyższa, niż się spodziewałem.
Beklediğimden daha uzunsun.Jesteś wyższy, niż się spodziewałam.
Beklediğim sen değilsin.Nie jesteś taka, jak oczekiwałem.
Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz.Vi ropa dig (kör, nymfer) Recitativ med kör: Men se! här blir var smärta ny (första nymfen, nymfer) Scen 9.
1943 yılında üretilen araçlar ya eğitim için kullanıldı ya da depolarda bekledi.Under 1943 användes för fordonen utbildning eller var förrådsställda.
Kate Bush'tan tam beklediğimiz.""Jag växte upp med Kate Bush.
Bekledi ve izledi.Hon hade sökt och sökt.
Bu mektupta Mary, onu Silent Hill'de özel mekanında beklediğini söyler.I brevet står det att hon väntar på honom i den dimmiga och vackra staden Silent Hill.
Çete üyelerinin çoğu köylü kılığında sokak köşelerinde altıpatlar ve el bombalarıyla bekledi.De flesta gängmedlemmarna var klädda som bönder och väntade i gathörnen med revolvrar och granater.
Haçiko tam 9 yıl boyunca sahibinin gelmesini bekledi.I närmare 10 år väntade Hachiko på sin bästa vän.
Gitmeden önce Las Vegas'ta yaralarının iyileşmesini bekledi.I hopp om ett bättre liv flyttade familjen till Las Vegas i Nevada.
"Bir gol için 10 yıl bekledi".Tio dagar som skakade Göteborg.
Hikâye uzun süre derginin arşivlerinde yayınlanmak üzere bekledi.Jag minns bara att manuset låg länge i skrivbordslådan.
Daha sonra dışarı çıkıp beklediler.Man drog sig därefter tillbaka och beslöt att avvakta.
Struma limanda polis kontrolünde 71 gün bekledi.Там, Струма перебувала під наглядом поліції в порту протягом 71 дня.
Bekledi ve izledi.Він слухав і ждав.
Bunun sonucunda Prusyalı liderler Alman siyasetinde önemli bir role sahip olmayı beklediler.Відповідно, прусські лідери розраховували на помітну роль в політиці Німеччини.
Bekledik, biraz daha bekleyeceğiz.Приведеться мені трохи почекати.
Kendisi Merdiven boşluğunda bekledi ve "atış" sesini duydu.Двійник відповів «Я вдома» і почув постріл.
Çete üyelerinin çoğu köylü kılığında sokak köşelerinde altıpatlar ve el bombalarıyla bekledi.Члени банди, одягнені в основному як селяни, чекали на вулиці з револьверами і гранатами.
Ama Janjan'ın beklediği ilgiyi abisi gösteremez ve Janjan'ı bırakıp İstanbul'a gider.Юханссону нічого не лишається, окрім як пробачити Анну, і відправитися знову в дорогу.
"Sette beklediğim her an zevksiz!".«Кожний день я знаю, на якому рівні знаходжусь».
"Bir gol için 10 yıl bekledi".Тоумань за мужність призначив його десятитисячником кінноти.»
Buna rağmen, Socorro belediyesinde isyan başladı ve Venezuela’dan askeri takviye beklediler.В Апулії спалахнуло повстання, і висадилися візантійські війська.
Her iki tarafta kaybedeni neyin beklediğini biliyor.Про втрати обох сторін у цей день невідомо.
Ted onu uzun bir süre bekledi.Тед довго її чекав.
Neden risk almamı bekledin?Чому ти чекала, щоб я пішов на ризик?
Bir saat bekledim.Я почекала годину.
Tom beni bekledi.Том на мене зачекав.
Tom bekledi.Том чекав.
Tom Mary'yi bekledi.Том чекав на Мері.