Tutu, "Son dakikaya kadar bekledik.Могг объяснил: «Это решение давно назревало.
Peter kendinde değilken Lucy bu adamın hayatı boyunca beklediği gibi bir adam olduğunu düşünür.Правда Питер, в отличие от Стэна, всю жизнь думал, что это его настоящий отец.
"Bir gol için 10 yıl bekledi".Получил 10 лет ГУЛАГа.
Bu insanların beklediği şey olmazdı." dedi.Не думаю, что люди ожидают чего-то подобного».
Resepsiyonist, Doktor'un kendisini beklediğini söyler.Медсестра говорит ему, что у него посетитель.
Bu yüzden Apa, batıda beklediği desteği bulamadı.Другими словами — он увидел на Востоке совсем не то, что ожидал.
Beklediklerinden birazcık daha ileriye gitmeye çalıştım."Я ждал так долго, как мог».
Filistin'de ortaya çıkmasını beklediği cepheye gitti.И вот он на стадионе, ожидающий своего выхода.
"Bilimden Beklediğimiz".«Знание за пределами науки».
Fakat Viterbo kuştaması pek etkin olmadı ve beklediği gibi kolay olmadı.Серьёзного сопротивления Хукер не ожидал и был к нему не готов.
Mart 2008'de Cook ve Andersen ilk çocuklarını beklediklerini bildirdiler.Летом 2010 года стало известно, что Трент и Мэрикуин ждут своего первого ребёнка.
Max buluşmaya giderken kendisini neyin beklediğini bilmektedir.Придя в себя Джек решает узнать, что с ним случилось во время сеанса.
Bir aktör için intihar sayılabilecek uzun yıllar istediğim hikayeyi bekledim.Пресса долго спекулировала относительно того, чем было вызвано самоубийство актрисы.
Babası Sergey'e her şeyin yolunda olduğunu söylemesini karısının onu beklediğini söylemesini söyler.Жеф успокаивает женщину, он говорит, что обо всём позаботится сам.
Rivayete göre suikastçılar, gece Muhammed'in evini sararak, onu öldürmek için uyumasını beklediler.Занги пообещал убить слугу утром и заснул.
İnsanlar yeni odaları görebilmek için 3.5 saate yakın bir süre bekledi.وكان الناس ينتظرون ما يقارب 3.5 ساعات لدخول الغرف الجديدة.
Burası birçok ticaret gemisinin demir atıp beklediği bir ticaret limanıydı..." demektedir.هنا ميناء تجاري ترسى العديد من السفن التجارية إليه وتنتظر...".
Bekledik, biraz daha bekleyeceğiz.انتظرت ، وطال بي الانتظار ..
28 Temmuz 2010 tarihinde erişilmiştir. ^ Evlenmek için Bush'u bekledi Sabah.نسخة محفوظة 16 ديسمبر 2012 على موقع واي باك مشين. ^ Evlenmek için Bush'u bekledi Sabah.
Bunun sonucunda Prusyalı liderler Alman siyasetinde önemli bir role sahip olmayı beklediler.وبناء على ذلك، توقع القادة البروسيون أن تلعب بلادهم دورا محوريا في السياسة الألمانية.
Kim Dotcom (eski adıyla Kim Schmitz) Yeni Zelanda'da tutuklandı ve iadeyi bekledi.وتم اعتقال كيم دوتكوم المعروف سابقاً ب كيم إشمتز في نيوزيلندا, وهو بانتظار تسليمه لحكومته.
Bekledi ve izledi.حنحب ونقب.
Başaran yedek subay okulundan çavuş olarak çıkarılınca üç yıl onu bekledi.و عندما أسُتبعد بشاران من مدرسة الظباط كضابط إحتياطي قامت خاتون بإنتظاره ثلاث أعوام.
Kimseler beklemezken Beni beklediğini. ^طُوبَى لِلَّذِينَ آمَنُوا وَلَمْ يَرَوْا) .
Sizleri çok beklettiğimi biliyorum ama beklediğinize değecek.ستكون معركة صعبة للغاية لكننا نترقب خوضها بشغف.
Bunlar, Stuart kralları döneminde bekledikleri fırsatı elde ettiler.سيكون لهؤلاء الانفصاليين فرصتهم تحت حكم الملك ستيوارت.
Dönüp ararlar diye olduğu yerde bekledi, uyuyakaldı.ومعنى: (تهجد) من الهجود وهو ترك النوم، بمعنى: الصلاة في الليل بعد نوم.
"Bilimden Beklediğimiz".نحن نبحث عن العلم...
Ekim 2016'da Lindsey ve Shafir, beraber bir çocuk beklediğini açıklamıştır.حصل هو ونيمار على وشم مطابق لبعضهم البعض في أغسطس 2016 وهو تصور لصبي يطل على فافيلا.
Zeytinyağı bekledikçe bozulur.فألمح غرسة الزيتون تنتظرُ..
Nisan 2014'te çift, ilk çocuğunu beklediklerini açıkladı.في عام 2012 أعلن الزوجان أنهما ينتظران طفلهما الأول معا.
Seni bekledim.سانتظرك.
Uzun süre Tom'u bekledim.انتظرت توم لوقت طويل.
Beklediklerinden birazcık daha ileriye gitmeye çalıştım."Tentei ir um pouco mais longe do que eles esperavam".
Bunun sonucunda Prusyalı liderler Alman siyasetinde önemli bir role sahip olmayı beklediler.Consequentemente, os líderes prussianos esperavam ter um papel importante nas políticas alemãs.
Haçiko tam 9 yıl boyunca sahibinin gelmesini bekledi.Pelos nove anos seguintes, Hachi espera por seu dono.
Bu insanların beklediği şey olmazdı." dedi.Não é o que eles estão vivendo, mas o que gostariam de expressar”.
Daha sonra dışarı çıkıp beklediler.Pararam e esperaram por ele.
Horner şarkıyı Cameron'a sunmak için onun uygun ruh halinde olduğu zamanı bulana kadar bekledi.Horner esperou até que Cameron estivesse com um bom humor para lhe apresentar a canção.
Ben sadece onun gelmesini bekledim ve biliyordum ki geldiğinde Day & Age doğru olandı."Eu só esperei ele vir e eu sabia que estava certo quando eu saquei".
"Bilimden Beklediğimiz".‘‘O Homem Perante a Ciência’’.
Hayatta kalanlar yardım beklediler.Os demais acompanhantes sobreviveram.
Kimseler beklemezken Beni beklediğini. ^Eles conversam enquanto esperam alguém chegar.
Daha fazlasını beklemem çünkü beklediğimle kalırım.Vi que não tinha mais porque permanecer depois daquilo.
Robin ise sadece zamanını beklediğini söyler.Robin pede que ele reconsidere.
Çete üyelerinin çoğu köylü kılığında sokak köşelerinde altıpatlar ve el bombalarıyla bekledi.Os membros da gangue costumavam se vestir como camponeses e esperavam nas esquinas com revólveres e granadas.
Sizleri çok beklettiğimi biliyorum ama beklediğinize değecek.Fica muito caro supri-lo, mas eu espero que o dinheiro seja bem gasto.”
"Bir gol için 10 yıl bekledi".«Gusttavo Lima lança clipe de 10 Anos».
Bu albüm onun beklediği gibi başarı sağlamadı.Porém o álbum não fez o tamanho sucesso quando o esperado.
"Sette beklediğim her an zevksiz!".Agora você sabe como eu me sinto todos os dias!".
Dizinin ilk 11 bölümü Show TV'de Salı geceleri 20.00'de yayınlanmış, fakat beklediği ilgiyi görememiştir.O programa entrou no ar das 20h até a meia-noite, no lugar de programas que não lhe renderam audiência.
Beklediğim adam gelmedi.O homem que eu estava esperando não veio.
Tom bir saatten daha fazla bekledi.O Tom esperou mais do que uma hora.
Tom bir saatten daha fazla bekledi.O Tom aguardou mais que uma hora.
Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz.Wij zien vernedering achter u aansnellen, terwijl u behoort tot hen die onachtzaam zijn."
Her iki tarafta kaybedeni neyin beklediğini biliyor.Beide partijen weten wat de verliezer te wachten staat.
Fakat harekete geçmek için gece yarısını beklediler.Ik zit al sinds middernacht op je te wachten...
Bekledikleri altı isim ringe çıktı.Ongeveer 600 begijnen namen er hun intrek.
Şımartılıyorum ve bir sonraki yönetmen arkadaşım beklediğim gibi olmayacak".Ik wil en ik zal een betere president zijn dan ik tot dusver ben geweest."
Daha fazlasını beklemem çünkü beklediğimle kalırım.Ik heb meer te doen, ik blijf niet wachten/zo staan.