Ana içeriğe geç
Sözlük

bekledi ile cümle

bekledi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
O sadece bekledim tarafından yazılan duymak gerektiğini söyleyebiliriz.He could only say that if I waited I should hear by post.
İnsanların şunu merak etmesini bekledim, "Neden bir koyun çizdim?"I expected people to be wondering, "Why did I draw a sheep?"
Zaman aktı geçti ama oyuncakları bekledikleri kadar hızlı satamıyolardıTime passed by But the toys didn't sell as quickly as they had expected
Yapmayi beklediğiniz neleri yapardınız çünkü hep burada kalacağınızı düşünüyorsunuz?What would you get done that you're waiting to get done because you think you'll be here forever?
O zaman çok nadir rastlanan türden bir sessizlik içinde oturduk ve konuşmasını bekledik.We sat together in a very rare kind of silence as we waited for him to begin to speak.
Yaptığım tek şey, hepinizin beklediği... ...monarşi adındaki yemek masasına bir kaşık koymaktı.I've just placed... a spoon on the Imperial Family table you all have set.
Bu başında saatlerce beklediğimiz havandan nefret ediyoruz,We hate this mortar, to stand hours and hours.
Onca yýl bekledim... ...ne için beklediysem.How quick did you finish this by yourself?
Seni bekledim.I waited you.
Çok bekledin mi?Waited a lot ,right?
Peki bugün görmeyi beklediğimiz ne?So that's our best estimate.
Orada beklediler.They stayed there.
Çok beklediniz.You have waited for a long time.
Yaşıyorum çünkü beni beklediğini biliyorum,I live cause I knew you were waiting for me
-Dully Parkı'nda 45 dakika bekledim."Dude. You're not my nemesis.
Bekledigin ben degilim diye hayal kirikliliginami ugradin?Disappointed the one you were really hoping to see isn't here?
Google buradaki büyük ortaklarımızdan biri, onların bu anaparadan bekledikleri bir geri dönüş var.Google is one of our big partners here. And they have an expected return on that capital.
Orada nehir kenarında iki ay bir tane bile görmeden bekledim.I sat there on the river for two months without seeing one.
Okuldaki çocuklar bana senin okulda uzun süre ... beni beklediğini söyledilerThe people at the school said you were there... and waited a long time for me
Sokakta bir saatten fazla bekledi!Waited for more than one hour on the street!
Bu an için ne kadar uzun süre bekledim biliyor musun?Do you know how long I've been waiting for this moment?
Vaov beklediğimden daha iyi görünüyor.Wow! It looks better than I expected.
'BU olmaz' diye diye duydum hayal kadar bekledikten sonra, Alice düşünce ve'THAT you won't' thought Alice, and, after waiting till she fancied she heard the
Bu sefer Alice kadar sabırla bekledi Tekrar konuşmak için seçti.This time Alice waited patiently until it chose to speak again.
Alice göründü gözlere kadar bekledi ve sonra başını salladı.Alice waited till the eyes appeared, and then nodded.
Ama sabırla bekledi.But she waited patiently.
Bu sizin benden söylememi beklediğiniz şey.That's what you expect me to say.
Tam bekledigimiz gibi ayni sonuca ulastik:In this case, they were lemons or limes. So we're going to add three to it.
Bu da tam olarak Amerikan paradigmasının beklediği bir olaydır.Yet that is exactly what the American paradigm demands.
Bekledikleri şey bu değildi.It didn't look like "French bread."
Müşterinin beklediği, arzuladığı veya şaşırdığı faydalar nelerdir?What are the benefits the customer expects, desires or surprise about.
Yazılar gösterirdi ve sonra biraz bekledik ve resimleri görüntüleyebilme ortaya çıktı.It could show text and after we waited a bit, we had these things called images.
Beklediğimden daha da büyük bir köpek çıktı.She turned out to be a much bigger dog than I'd anticipated.
Birine, bebek beklediğinizi ya da kanser olduğunuzu söylemek de olabilir.Or telling someone you're pregnant. Or telling someone you have cancer.
Beklediğimden daha erken geldin.You're earlier than I expected
Eve gitmek için uzun süredir sizi bekledim.I was waiting so long for you to come home.
Eğer bakarsak, 2000 ve 2004 arasında beklediğimizin aksine gelir miktarlarında bir azalma olmuş. .So notice, from 2000 to 2004 the average reported actually went down.
Bir şey beklediğimi kim söyledi?Who says I'm waiting for anything?
Hayatım boyunca bunu bekledim.I've waited for this all my life.
Bazen beklediğinizden daha uzun süre aynı konuda kalabilirim.Sometimes I take a little bit longer than I anticipated.
Neden benden seni korumamı bekledin?Why did you think I would protect you?
Nedenin ya da kanıtın yokken, neden seni korumamı bekledin?Why did you assume I would be on your side? Without even asking me?
37 dakika bekledi.She waited 37 minutes.
Beklediğimden daha yüksek.It's more than I expected.
İnsanların iyi olmayı bekledikleri şeyler hakkında iltifatta bulun.Give compliments on What people hope to be good at.
Tüm gece evinin önünde bekledim.I waited outside your house all night.
Bir saat bekledikten sonra ne gorsunler arka duvarda! Girisim oruntusu!But, after an hour of this, the same interference pattern seemed to emerge.
Restoranın bilmediğim bir arka kapısı vardı... ...kapanış saatine kadar onu bekledim.The restaurant had a back door, which I didn't know, so I waited for him till closing time.
Beklediğim adama.The man I've been waiting for.
İşin üzücü kısmı ise, bütün gün, harika bir şey olsun diye bekledim.The sad part is...
Bu yüzden sana bakabilecek duruma gelene kadar bekledim.So, I waited until I knew I could take care of you.
Üzüldüm ve ağlamaya başladım... ...çok kötüydü, beklediğim gibi değildi hiç.I got sad and cried, so it was awful because the was not what I had expected.
En sonunda beklediğim an geldi!The time has finally come.
Kısaca, müşteriler daha az protein almalarına rağmen buradan beklediklerini elde ettiler.People got, in short, more of what they came there for even though they got less protein.
Oturup bekledim ve tüm karıncalar geldi.And then I sat down and all the ants came along.
Ve o sıcak duşun altında beklediğimi ve parmaklarımı eritmeye çalıştığımı hatırlıyorum.And I remember standing underneath the hot shower and trying to defrost my fingers.
O hemen ayağa kalktı vardı, bekledikten sonra ileri çevik yaylı vardı.She had stood up right away, had waited, and had then sprung forward nimbly.
Fakat çok da emin gözükmüyordu ki, yanıma oturdu ve benimle birlikte bekledi.But he did not seem so very sure, for he sat down to wait with me.
Ben de gerçek teknolojinin bir demosunu yapmak için şu ana kadar bekledim.And so I waited till now to have an actual demo of the real tech.
Zavallıcık, nefes alıp vermeden uzunca bir zaman bekledi.He hadn't been breathing for a long time, poor thing.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod