Ben bir sorun beklemiyorum.I don't anticipate a problem.
Bu gece yağmur yağması bekleniyor.It's supposed to rain tonight.
Tom beklemek istemiyor.Tom doesn't want to wait.
Sadece çok uzun süre bekleme.Just don't wait too long.
Yardım beklemiyorum.I don't expect help.
Beklemeyi sevmem.I don't like waiting.
Beklemekten hoşlanmam.I don't like waiting.
Uzun zaman beklemeyecekler.They won't wait long.
Tom bir saniye daha beklemedi.Tom didn't wait another second.
Onun olmasını beklemiyoruz.We don't anticipate that happening.
Seni beklemiyordum.I didn't expect you.
Tom bizi beklemeyecek.Tom won't be expecting us.
Beni asla tekrar bekletmeyin.Don't ever make me wait again.
Sıcak bir karşılama beklemiyordum.I didn't expect a warm welcome.
"Merhaba? Mary ile görüşebilir miyim?" "Bir dakika bekleyin lütfen.""Hello? May I speak with Mary?" "Please wait a moment."
Seni burada bulmayı beklemiyordum.I didn't expect to find you here.
Tom'un tekrar dövüşmesini beklemiyordum.I didn't expect Tom to fight back.
Çok beklemek zorunda kalmadım.I didn't have to wait long.
Birini beklediğini bilmiyordum.I didn't know you were expecting anyone.
Tom'un birkaç dakika daha beklemesini istedim.I asked Tom to wait for a few more minutes.
Tom'un Mary'yi beklediğini sanıyordum.I assumed Tom was waiting for Mary.
Neredeyse hiç bekleyemem.I can hardly wait.
Birkaç saat bekleyebilirim.I can wait a few hours.
Biraz daha bekleyebilirim.I can wait a little longer.
Bekleyebildiğin sürece bekleyebilirim.I can wait as long as you can.
Bir saat daha bekleyebilirim.I can wait for another hour.
Burada dışarıda bekleyebilirim.I can wait out here.
Burada bekleyebilirim.I can wait out here.
Ben daha uzun beklemek için etrafta oturamam.I can't sit around waiting any longer.
Tom'u bekleyemem.I can't wait for Tom.
Ben burada böyle bekleyemem.I can't wait here like this.
Beklenmedik değildi.It was not unexpected.
Başka bir saniye bekleyemezdim.I couldn't wait another second.
Ben başlamak için bekleyemedim.I couldn't wait to get started.
Sanırım Tom beni beklemekten nefret ediyor.I think Tom hates waiting for me.
Sanırım Tom Mary'nin kendini bekletmesinden nefret ediyor.I think Tom hates it when Mary makes him wait.
Tom'un cevabı için uzun süre beklemek zorunda kaldım fakat o buna değdi.I had to wait for Tom's reply for a long time, but it was worth it.
Ben de burada olmayı beklemiyordum.I didn't expect to be here either.
Seni tekrar görmeyi beklemiyordum.I didn't expect to see you again.
Sizi bu kadar erken görmeyi beklemiyordum.I didn't expect to see you so soon.
Bu kadar kısa sürede dönmeni beklemiyordum.I didn't expect you back so soon.
Bugün eve gelmeni beklemiyordum.I didn't expect you to come in today.
Bunu söylemeni beklemiyordum.I didn't expect you to say that.
Ben gerçekten kazanmayı beklemiyordum.I didn't really expect to win.
Beni affetmeni beklemiyorum.I don't expect you to forgive me.
Ben şimdi başlamanı beklemiyorum.I don't expect you to start now.
Onu anlamanı beklemiyorum.I don't expect you to understand it.
Bunu anlamanı beklemiyorum.I don't expect you to understand this.
Neyi beklediğini bilmiyorum.I don't know what you're waiting for.
Tom'un ne için beklediğini bilmiyorum.I don't know what Tom is waiting for.
Film beklenenden çok daha iyiydi.The film was much better than expected.
Ben bekletilmekten hoşlanmıyorum.I don't like to be kept waiting.
Benim için beklemeniz gerekmez.I don't need you to wait for me.
Hiç kimsenin gerçekten yardım etmenizi beklediğini sanmıyorum.I don't think anyone really expected you to help.
Daha fazla bekleyebileceğimi sanmıyorum.I don't think I can wait any longer.
Ben bu kadar uzun süre bekleyebileceğimi sanmıyorum.I don't think I can wait that long.
Daha fazla bekleyebileceğimizi sanmıyorum.I don't think we can wait any longer.
Öğle yemeği için burada olmanı bekledim.I expected you to be here for lunch.
Canım beklemek istiyor.I feel like waiting.
Beklemekten usandım.I got tired of waiting.