Ana içeriğe geç
Sözlük

bekle ile cümle

bekle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
3
ORT. KELİME
Bu bekleyebilir mi?Can this wait?
Bekleyebilir misin?Can you wait?
Başka herkes bekledi.Everyone else waited.
Merhamet bekleme.Expect no mercy.
Beklenmeyeni bekle.Expect the unexpected.
Beklentiler düşük.Expectations are low.
Herkesi bekleyin.Hang on everybody.
Orada bekleyin.Hang on there.
Aramalarımı bekletin.Hold my calls.
Sorularını beklemeye al.Hold your questions.
Sadece bekleyeceğim.I'll just wait.
Üst katta bekleyeceğim.I'll wait upstairs.
Sadece bekle.Just hang on.
Sadece burada bekle.Just wait here.
Sadece orada bekle.Just wait there.
Şimdi bekle.Now hold on.
Beklemeli miyim?Should I wait?
Beklemeli miyiz?Should we wait?
Beklediğiniz için teşekkürler.Thanks for waiting.
O bekleyebilir.That can wait.
Beklenen şey bu.That's what's expected.
Ekip bekledi.The team waited.
Onlar ateş açıncaya kadar bekle.Wait until they open fire.
Bu beklenmiyordu.This was unexpected.
Bu beklemeyecek.This won't wait.
Bir süre bekle.Wait a while.
Beni bekle.Wait for me.
Bizi bekle.Wait for us.
Bir an bekle.Wait one moment.
Orada bekle.Wait over there.
Başka bir yerde bekle.Wait somewhere else.
Karanlığa kadar bekle.Wait until dark.
Yarına kadar bekle.Wait until tomorrow.
Bu geceye kadar bekle.Wait until tonight.
Şapkamı alıncaya kadar bekle.Wait till I get my hat.
Burada seni bekleyeceğim.I'll wait for you in here.
Yarın onda onu bekleriz.We expect him tomorrow at ten o'clock.
Tren beklemeyeceği için erken hazırlansak iyi olur.We'd better get ready early because the train won't wait.
Tom'u bekleyeceğim.I'll wait for Tom.
Sadece yardım gelinceye kadar burada bekle.Just wait here until help arrives.
Devam edin ve mektubunuzu yazın. Bekleyeceğim.Go ahead and write your letter. I'll wait.
Saat ona kadar bekledi ve çok geçmeden gitti.He waited until ten and left shortly afterwards.
Ben dönünceye kadar bekleyin.Wait until after I come back.
Beni uzun süre bekletme.Don't make me wait long.
Bilet gişesindeki kuyrukta beklemek zorunda kaldı.He had to stand in line at the ticket office.
Yarın seni otelde bekleyeceğim.I'll wait for you in the hotel tomorrow.
Bir süreliğine bekle bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor.Wait a while, it's pouring.
Uzun bir bekleyişten sonra içeri girdik.We got in after a long wait.
Bekle. Gitme.Wait. Don't go.
Bizi bekleme.Don't wait for us.
Bir şey beklemiyordum.I didn't expect anything.
Onu beklemiyordum.I didn't expect that.
Tom onu beklemiyordu.Tom didn't expect that.
Tom uzun süre beklemeyecek.Tom won't wait long.
Tom beklenmedik biçimde çevik.Tom is surprisingly agile.
Bir süre bekleyeceğiz.We'll wait a while.
Sonuçları beklemeyin.Don't wait for the results.
Sonuçları bekleme.Don't wait for the results.
Bunu kesinlikle beklemiyordum.I certainly didn't expect that.
Tom'u bekletmedim.I didn't keep Tom waiting.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod