Bana lobide bekleyen daha çok insan olduğunu mu söylüyorsun?Are you telling me there are more people waiting in the lobby?
Bunun olmasını beklemediğinden eminim.I bet you didn't expect that to happen.
Bahse girerim, sen beni tekrar bu kadar erken görmeyi beklemiyordun.I bet you didn't expect to see me again so soon.
Oturduk ve bekledik.We sat and waited.
Burada otur ve bekle.You just sit here and wait.
Tom hâlâ bekleme odasında oturuyor.Tom is still sitting in the waiting room.
Tom bir dergi okuyarak bekleme odasında oturdu.Tom sat in the waiting room reading a magazine.
Sadece orada otur ve Tom dönünceye kadar bekle.You just sit there and wait until Tom gets back.
Bir saatten fazladır bu trafikte bekliyoruz.We've been sitting in this traffic for over an hour.
Bekleyin, bu tehlikeli olabilir.Wait, it could be dangerous.
Bekar olmak onu sadece diğer bekarlarla yapabileceğin anlamına gelir.Being celibate means that you may only do it with other celibates.
Biz beklemek için güvenli bir yer bulmak zorundayız.We have to find somewhere safe to wait.
Yapılacak en güvenli şey sadece beklemek.The safest thing to do is just wait.
Lobideki herkes Tom'la konuşmak için bekliyor.Everybody in the lobby is waiting to talk to Tom.
Böyle bir şeyin olmasını asla beklememeliydim.I never would've expected something like this to happen.
Tom bir saat Mary'yi bekledi.Tom waited a good hour for Mary.
Beklememiz gerekecek.We will have to wait.
Tom beklemek istemiyordu.Tom did not want to wait.
Tom ve Mary beklemek istemediler.Tom and Mary did not want to wait.
10 dakika bekledi.She waited for 10 minutes.
Eve geri gitmek istedim, orada babam beni bekliyor.I want to go back home, where my father is waiting for me.
Biz sabırsızlıkla sevgili arkadaşımızın gelişini bekliyoruz.We are awaiting impatiently the arrival of our dear friend.
O bir bekar olsaydı onunla evlenirdim.If he were a bachelor, I would marry him.
Gece bekçisinin bir polis köpeği var.The night watchman has a police dog.
Sen Louvre Müzesi'ne girmek için uzun bir kuyrukta beklemek zorundasın.You have to wait on a long line to get into the Louvre Museum.
Yolcular gecikmenin nedenini öğrenmeyi bekliyor.The travelers are waiting to know the cause of the delay.
Bu pazartesi sabahı aşk hakkında bu kadar çok şey konuşmamızı beklememiştim.I hadn't expected us to speak so much about love this Monday morning.
Tom ölene kadar bekâr kaldı.Tom remained a bachelor until his death.
Tom hayatı boyunca bekar kaldı.Tom remained a bachelor his whole life.
Önümüzdeki günlerde bizi bir sürpriz bekliyor.A surprise awaits us in the days to come.
Senin ayrılmanı bekliyoruz.We're waiting for you to leave.
O böyle bir sürpriz beklemiyordu.She wasn't expecting such a surprise.
Hayır, karım için bekliyorum.No, I'm waiting for my wife.
Hayır, erkek arkadaşımı bekliyorum.No, I'm waiting for my boyfriend.
Bu tavan arasında okunmayı bekleyen her türde kitap vardır.In this attic there are all sorts of books, waiting to be read.
Bu hafta sonu rahatlamayı dört gözle bekliyorum.I'm really looking forward to relaxing this weekend.
Tren'in yola çıkmasını bekliyor.He's waiting for the train to leave.
Beklerken biraz ekmek alabilir miyim?Can I have a little bread while waiting?
Bir saniye bekle. Benim ayakkabımdaki bağcıklar çözülmüş.Wait a second. My shoe is untied.
Seni bekleyerek tüm sabahı boşa harcadım.I wasted all morning waiting for you.
O bekleyemeyecek bir şey değil.It's nothing that can't wait.
Beklemekten başka yapacak bir şey yok.There's nothing to do but wait.
Beklemekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.There's nothing we can do but wait.
Bu sabırsızlıkla beklenecek bir şey.That's something to look forward to.
Tom oturup beklemekten başka bir şey yapamadı.Tom could do nothing but sit and wait.
Bu tüm hayatım boyunca beklediğim an.This is the moment I've been waiting for all my life.
"Tom, odanı temizlemeye git." "Arkadaşlarım beni bekliyor. Onu daha sonra yapamaz mıyım?""Tom, go clean your room." "My friends are waiting for me. Can't I do it later?"
O hâlâ bekar mı?Is he still single?
Tüm öğleden sonradır burada oturuyorsun. Birini mi bekliyorsun?You've been sitting here all afternoon. Are you waiting for someone?
Bir dakika bekle, Tom. Burada neler oluyor?Hold on a minute, Tom. What is going on here?
Seni bekliyorduk.We've been expecting you.
Sizi bekliyoruz.We've been waiting for you.
Seninle tanışmak için uzun bir zaman bekledik.We've waited a long time to meet you.
Yeterince bekledik.We've done enough waiting.
Tom'u bekliyorduk.We've been expecting Tom.
Seni bekliyoruz, Tom.We've been waiting for you, Tom.
Uzun süredir bekliyoruz.We've been working together for a long time.
Üç saattir bekliyoruz.We've been waiting three hours.
Zaten üç gün bekledik.We've already waited three days.
Bugün için uzun süre bekledik.We've waited a long time for this day.