Tom Mary'nin tıkanmış boruyu temizlemesine yardım etmemi bekliyor.Tom expects me to help Mary clean out the clogged pipe.
Tom her an Mary'nin gelmesini bekliyor.Tom expects Mary to come at any moment.
Tom Mary'nin 2.30'a kadar geri dönmesini bekliyor.Tom expects Mary back by 2:30.
Tom Mary'nin cumartesi öğleden sonra gelmesini bekliyordu.Tom expected Mary to show up on Saturday afternoon.
Tom Mary'yi nerede bekleyeceğini bilmiyor.Tom doesn't know where to wait for Mary.
Tom Mary için ne kadar beklemek zorunda olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know how long he'll have to wait for Mary.
Tom Mary'den bir şey beklememektedir.Tom doesn't expect anything from Mary.
Tom Mary'nin beklentilerine uyarak yaşamıyordu.Tom didn't live up to Mary's expectations.
Tom Mary'nin ondan daha akıllıca davranacağını beklemiyordu.Tom didn't expect that Mary would outsmart him.
Tom Mary'nin arpı o kadar çok iyi çalacağını beklemiyordu.Tom didn't expect that Mary would be able to play the harp so well.
Tom Mary'den böyle güzel bir hediye beklemiyordu.Tom didn't expect such a nice present from Mary.
Tom Mary'nin zamanında gelmesini beklemiyordu.Tom didn't expect Mary to show up on time.
Tom Mary'nin ödevini o kadar hızlı bir şekilde bitirmesini beklemiyordu.Tom didn't expect Mary to finish her homework so quickly.
Tom Mary'nin biraz boş zamanı oluncaya kadar beklemeye karar verdi.Tom decided to wait until Mary had some free time.
Tom Mary'nin beklentilerini yerine getiremedi.Tom couldn't live up to Mary's expectations.
Tom eve Mary'nin beklediğinden daha erken geldi.Tom came home earlier than Mary expected.
Tom Mary'nin lobide beklemesini rica etti.Tom asked Mary to wait in the lobby.
Tom Mary'ye onu kütüphanenin önünde beklemesini rica etti.Tom asked Mary to wait for him in front of the library.
Tom kendisinden bekleneni yapmadığı için Mary'ye özür diledi.Tom apologized to Mary for not doing what he was supposed to do.
Tom ve Mary bu akşam ziyaretçi bekliyorlar.Tom and Mary are expecting visitors this evening.
Tom ve Mary gelecek ay ilk çocuklarını bekliyorlar.Tom and Mary are expecting their first child next month.
Tom ve Mary bir bebek bekliyorlar.Tom and Mary are expecting a baby.
Tom ve Mary her ikisi de hâlâ bekar.Tom and Mary are both still single.
Hem Tom hem de Mary hâlâ bekar.Tom and Mary are both still single.
Tom onu bekliyor olsada, Mary'nin bir elbise seçmesi zamanını aldı.Mary took her time choosing a dress even though Tom was waiting for her.
Tom Mary'ye John'u beklememesini söyledi.Tom told Mary not to wait for John.
Tom Mary'yi beklemekten bıkmıştı.Tom was fed up with waiting for Mary.
Tom uzun bir zaman gibi görünen şeyi bekledi.Tom waited for what seemed like a long time.
Tom'un Mary geri dönünceye kadar beklemeye niyeti yoktu.Tom had no intention on waiting until Mary got back.
Tom'un canı beklemek istemiyordu.Tom didn't feel like waiting.
Tom'u beklerken belki de Mary'yi davet etmemem gerektiği aklıma geldi.It occurred to me while I was waiting for Tom that maybe I shouldn't have invited Mary.
Tom kütüphanenin önüne çıktı ve Mary arabayı park ederken bekledi.Tom got out in front of the library and waited while Mary went to park the car.
Bu beklediğim adamdır.This is the man I've been waiting for.
Tam olarak ne yapmamı bekliyorsun?Just exactly what do you expect me to do?
Bir şey yapmak için son ana kadar beklemeyi sevmez.He doesn't like to wait until the last moment to do something.
Arkadaşımı bekliyorum.I'm waiting for my friend.
O beklenmedik engellerle karşılaştı.He encountered unexpected obstacles.
En arkadaşımı bekliyorum.I'm waiting for my friend.
Tom patlamış mısırı tavaya koydu ve onun patlamasını bekledi.Tom put the popcorn into the pan and waited for it to pop.
Tom Mary'nin ne yapmasını bekliyordu?What did Tom expect Mary to do?
Tom Mary'yi ne kadar beklemek zorunda kalacağını merak etti.Tom wondered how long he'd have to wait for Mary.
Tom'un 2.30'a kadar burada olması bekleniyordu.Tom was supposed to be here by 2:30.
Tom seni on beş dakika önce bekliyordu.Tom was expecting you fifteen minutes ago.
Tom sonraki otobüsü beklemek istedi.Tom wanted to wait for the next bus.
Tom Mary'nin onu kütüphanede beklemesini istedi.Tom wanted Mary to wait for him at the library.
Tom Mary'den haber almayı bekledi.Tom waited to hear from Mary.
Tom üç saat sabırla bekledi.Tom waited patiently for three hours.
Tom sabırla Mary'nin gelmesini bekledi.Tom waited patiently for Mary to arrive.
Tom bir saatten daha fazla bekledi.Tom waited for more than an hour.
Tom gözlerini karanlığa alıştırmak için bir süre bekledi.Tom waited a while to let his eyes adjust to the darkness.
Tom bana sabırsızlıkla beklediği bir şeyi olmadığını söyledi.Tom told me he had nothing to look forward to.
Tom bana oradan çıkmak için bekleyemediğini söyledi.Tom told me he couldn't wait to get out of there.
Tom Mary'ye eve çok geç saatlerde geleceğinden dolayı beklememesini söyledi.Tom told Mary not to wait up because he wouldn't be home until very late.
Tom kendinin hoşlandığı aynı tür müziği herkesin sevmesini beklememeli.Tom shouldn't expect everyone to like the same kind of music that he does.
Tom Mary'yi otobüs durağında beklerken gördü.Tom saw Mary waiting at the bus stop.
Tom tüm yaşamı boyunca bekar kaldı.Tom remained unmarried all his life.
Tom Mary'den asla yalansız dolansız bir cevap beklemez.Tom never expects a straight answer from Mary.
Tom ne yapmamızı beklediğini oldukça netleştirdi.Tom made it quite clear what he expected us to do.
Tom Mary'yi bir saat bekletti.Tom kept Mary waiting for an hour.
Tom Mary'yi yaklaşık üç saat bekletti.Tom kept Mary waiting for about three hours.