Sizin hayatım boyunca beklediğim kadın olduğunuzu düşünüyorum.I think you're the woman I've been waiting for all my life.
Hapishaneden çıkmanı bekledim.I waited for you to get out of prison.
Yemek yemek için senin evine gelmeyi dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to coming over to your place to eat.
Bu ne biçim bir soru? Gerçekten onu cevaplamamı bekliyor musun?What kind of question is that? Do you really expect me to answer that?
Beklediğim tek kişisin.You're the one I've been waiting for.
Bekleme her zaman felaketten daha kötüdür.The anticipation is always worse than the calamity.
Böyle bir yerde böylesine güzel bir yer bulacağımı asla beklemiyordum.I never expected to find such a nice hotel in a place like this.
Başkan, beklenmedik bir şekilde öldü.The President died unexpectedly.
Bir dakika bekle, benim çamaşır tamam, çamaşırı asmaya gideceğim.Wait a minute. The wash is done. I'm going to hang out the laundry to dry.
Onu nerede bekleyeceğimi bilmiyordum.I didn't know where I should wait for her.
Godot'yu bekliyorum.I'm waiting for Godot.
Tom gelirse ne yapmam bekleniyor?What am I supposed to do if Tom comes?
Tom'un büyük kızı hâlâ bekardır.Tom's older daughter is still unmarried.
Tom daha fazla bekleyemeyeceğini söylüyor.Tom says he can't wait any longer.
Tom beni 30 dakikadan daha fazla bekletti.Tom kept me waiting for more than 30 minutes.
Tom henüz burada değil fakat yakında onu bekliyoruz.Tom isn't here yet, but we expect him soon.
Tom ne olacağını görmek için bekliyor.Tom is waiting to see what will happen.
Tom işlerin nasıl gelişeceğini görmek için bekliyor.Tom is waiting to see how things will develop.
Tom içerde sizi bekliyor.Tom is waiting for you inside.
Tom ön kapıda sizi bekliyor.Tom is waiting for you at the front door.
Tom bekardır.Tom is unmarried.
Tom'un gelecek hafta Boston'a gitmesi bekleniyor.Tom is supposed to go to Boston next week.
Tom'un şu ana kadar Boston'da olması bekleniyor.Tom is supposed to be in Boston by now.
Tom'un 2.30'a kadar burada olması bekleniyor.Tom is supposed to be here by 2:30.
Tom Noeli sabırsızlıkla bekliyor.Tom is looking forward to Christmas.
Tom'un bir an için varması bekleniyor.Tom is expected to arrive momentarily.
Tom'un her an gelmesi bekleniyor.Tom is expected to arrive any minute now.
Tom bir bekar.Tom is a bachelor.
Tom üç saat bekledi.Tom has waited for three hours.
Tom bir saatten biraz fazla bir süredir bekliyor.Tom has been waiting for slightly over an hour.
Tom üç saat kuyrukta beklemek zorunda kaldı.Tom had to wait in line for three hours.
Tom o kadar uzun beklemek istemiyor.Tom doesn't want to wait that long.
Tom artık beklemek istemiyor.Tom doesn't want to wait any longer.
Tom beklemeyi dert etmez.Tom doesn't mind waiting.
Tom uzun süre bekletilmekten hoşlanmıyor.Tom doesn't like to be kept waiting for a long time.
Tom ondan yapması beklenilen işlerin hiç birisini yapmadı.Tom didn't do any of the work he was supposed to do.
Tom bir saat daha beklemeye karar verdi.Tom decided to wait for another hour.
Tom bir saat kadar daha beklemeye karar verdi.Tom decided to wait for another hour.
Otelin dışındaki Tom için bekleyen bir limuzin vardı.There was a limousine waiting for Tom outside the hotel.
Lütfen 2.30'a kadar bekle. Tom o zaman geri dönecek.Please wait till 2:30. Tom will back then.
Lütfen Tom'a beklemesini söyle.Please tell Tom to wait.
Lütfen ben oraya gelinceye kadar Tom'u beklet.Please have Tom wait until I get there.
Ne beklediğini bilmediğinden, Tom gafil yakalandı.Not knowing what to expect, Tom was caught off guard.
Tom'un bekar olup olmadığından şüpheliyim.I doubt if Tom is single.
Tom'un bekâr olduğunu sanmıyorum.I doubt if Tom is single.
Tom Mary'yi bekliyordu.Tom was waiting for Mary.
Tom sabırla Mary'yi bekledi.Tom waited patiently for Mary.
Tom uzun süre Mary'yi bekledi ama o asla gelmedi.Tom waited a long time for Mary, but she never showed up.
Tom Mary'ye biraz daha uzun süre beklemesini söyledi.Tom told Mary to wait a little longer.
Tom Mary'yi on dakikadan daha fazla beklememeli.Tom shouldn't wait for Mary for more than ten minutes.
Tom Mary'yi o kadar uzun bekletmemeliydi.Tom shouldn't have kept Mary waiting so long.
Muhtemelen Tom, Mary'i beklemekten yoruldu ve çıktı.Tom probably got tired of waiting for Mary and left.
Tom Mary'yi uzun süre bekletti.Tom made Mary wait for a long time.
Tom Mary'yi üç saat bekletti.Tom kept Mary waiting for three hours.
Tom uzun süre Mary'yi bekletti.Tom kept Mary waiting for a long time.
Tom Mary'nin aramasını bekliyor.Tom is waiting for Mary to call.
Tom'un 2.30'da Mary'yi karşılaması bekleniyor.Tom is supposed to meet Mary at 2:30.
Tom Mary'yi beklemek zorunda.Tom has to wait for Mary.
Tom yaklaşık üç saat Mary'yi beklemek zorunda kaldı.Tom had to wait for Mary for about three hours.
Tom Mary'yi beklemekten usandı.Tom got tired of waiting for Mary.