İngiliz askerleri iki hafta boyunca beklediler.For two weeks, the British soldiers waited.
Washington'da, hiç kimse ne bekleyeceğini bilmiyordu.In Washington, no one knew what to expect.
Hiç kimse, onun yeniden aday olmasını beklemiyordu.No one expected him to be a candidate again.
Lee'nin karargahında askerlerden oluşan bir kalabalık bekledi.A crowd of soldiers waited at Lee's headquarters.
Yemek için bekleyen insan sıraları eskisinden daha uzundu.The lines of people waiting for food were longer than before.
Bir kalabalık onu görmek için bekledi.A crowd waited to see him.
Birçok problemler onu bekliyordu.Many problems awaited him.
McClellan beklemeye karar verdi.McClellan decided to wait.
Ne görmeyi beklersiniz?What would you expect to see?
Muazzam bir insan kalabalığı bekledi.A huge crowd of people waited.
Beklemekten başka, bir şey yapılamazdı.Nothing could be done, except wait.
Silahlı adamlar onları bekliyorlardı.Men with guns were waiting for them.
İnsanlar bir zafer konuşması bekledi.The people expected a victory speech.
Genç bir adam onu görmek için sırada bekledi.A young man waited in line to see him.
Burr bir cevap beklememeye karar verdi.Burr decided not to wait for an answer.
Adams işin kolay olmasını beklemiyordu.Adams did not expect the job to be easy.
Beklenildiği gibi, ithal malların fiyatı yükseldi.As expected, the price of imported goods rose.
Uzun süre bekliyor musun?Have you been waiting long?
Bir soru sorduğun zaman bir cevap beklersin.When you pose a question, you expect an answer.
Biz bir bebek bekliyoruz.We are expecting a baby.
Beni torunumun oğlunun evinin önünde bekle.Wait for me in front of my great-grandson's house.
Ben beş saat boyunca bekledim.I waited for five hours.
Ben hiç kimseyi beklemiyorum.I'm not waiting for anyone.
İnekler eve gelene kadar bekleyebilirsin!You can wait until the cows come home!
Gerçekten uzun bir süre onu bekledim.I waited for her for a really long time.
Diğer insanların beklentileri bizim nasıl davranacağımızı etkiler.Other people's expectations affect how we behave.
Dün havaalanında beklenmedik bir anda onunla karşılaştım.I unexpectedly ran into him at the airport yesterday.
Bekle, ateşkes!Wait, truce!
Bekle, sulh!Wait, pax!
Saat dörde kadar bekleyeceğim.I'll wait until four o'clock.
Saat ona kadar onu bekledi.He waited for him until 10.
Onun modernizasyonu beklentilerimin çok ötesindeydi.Its modernization was far beyond my expectations.
Lütfen biraz bekle.Please wait a little while.
Biraz daha bekleyelim mi?Shall we wait a little more?
O, onun kasabadan ayrılmasını bekliyordu.She expected him to leave town.
O, onun aramasını bekledi.She waited for him to call.
O, onun eve gelmesini bekledi.She waited for him to come home.
Onun saat 2.30'da onu araması bekleniyordu.She was supposed to call him at 2:30.
Lütfen buraya otur ve bekle.Please sit here and wait.
Lütfen bu sandalyeye oturup bekle.Please sit on this chair and wait.
O evli mi yoksa bekâr mı?Is he married or single?
İki ay kalmanı bekliyordum.I expected you to stay two months.
Bir tren beklemek sıkıcı.Waiting for a train is tedious.
Ne kadar süre beklemek zorunda kalacağımızı düşünüyorsun?How long do you think we'll have to wait?
Bu saçmalığı bilmemi mi bekliyorsun?You expect me to know this stuff?
Los Angeles'taki kız kardeşimi ziyaret etmeyi dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to visiting my sister in Los Angeles.
Her zaman bir kötümserden ödünç para al; o, geri ödenmesini beklemez.Always borrow money from a pessimist; he doesn't expect to be paid back.
Biri alt katta seni bekliyor.Someone is waiting for you downstairs.
Arkadaşları onu kapıda bekledi.Her friends waited for her by the gate.
Arkadaşı onu kapıda bekledi.Her friend waited for her by the gate.
Bekleyelim ve görelim.Wait and see.
Bekle ve gör.Wait and see.
Lütfen bir dakika bekleyin ve telefonu kapatmayın.Please wait a moment and don't hang up.
Bir grup insan dışarıda bekleyip duruyordu.A bunch of people were standing outside waiting.
Çok sayıda insan ne olacağını görmek için bekliyorlar.A lot of people are waiting to see what is going to happen.
Bütün yapabileceğimiz polislerin gelmesini beklemektir.All we can do is wait for the police to arrive.
Hey, bekleyin!Hey, wait up!
Teslimat için ne kadar beklemeliyim.How long do I have to wait for delivery?
Ne kadar süre beklemek zorundayım?How long do I have to wait?
Uzun süredir beklediğini biliyorum fakat sadece biraz daha bekler misin?I know you've been waiting a long time, but could you wait just a little bit longer?