Ana içeriğe geç
Sözlük

bebeği ile cümle

bebeği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Merhaba, bebeğim.Này, anh yêu
- Merhaba bebeğim.Salut, ma belle.
- Merhaba bebeğim.Szia, kicsim!
- Merhaba bebeğim. Uyandırdım mı? - Yok, hayır, uyumak üzereydim.Hoi schat, bel ik je wakker?
- Merhaba bebeğim. Uyandırdım mı?مرحباً عزيزتي ؟ هل أيقظتك؟
Merhaba bebeğim!Έι, μωρό!
Merhaba bebeğim!ハイ
Mr. Wurzel. Dişi ilk bebeğini 11-12 yaşındayken doğurur.워즐 씨입니다. 이 암컷은 11살 혹은 12살에 첫째 아기를 낳았고
Mr. Wurzel. Dişi ilk bebeğini 11-12 yaşındayken doğurur.מר וורצל. הנקבה ממליטה את הגור הראשון בגיל 11 או 12.
Mr. Wurzel. Dişi ilk bebeğini 11-12 yaşındayken doğurur.السيد ورزيل. وضعت الأنثى مولودها الأول عندما بلغت سن الـ11 أو الـ12.
Mr. Wurzel. Dişi ilk bebeğini 11-12 yaşındayken doğurur.その後は 5年から6年毎に1匹ずつ出産します
Nana Nana Nana Nana Bebeğim sen benim dünyamı aydınlattın kimsenin yapamadığı gibiChérie tu éclaires mon monde comme personne d'autre
Nasıl gitti? Oh, bebeğim.Làm thế nào nó đi đâu? - <i>Ồ, em bé.</i>
Nasıl gitti? Oh, bebeğim.- Oh, bejby.</i>
Natalia'nın sadece kendi bebeğini besleyebilecek kadar parası vardı ve bu yüzden büyük oğlunu yuvaya verdi.Abia îşi permitea să-şi hrănească bebeluşul, aşa că a fost nevoită să-l trimită pe cel mare la orfelinat.
Natalia'nın sadece kendi bebeğini besleyebilecek kadar parası vardı ve bu yüzden büyük oğlunu yuvaya verdi.Elle a dû envoyer son fils aîné dans un orphelinat.
Natalia'nın sadece kendi bebeğini besleyebilecek kadar parası vardı ve bu yüzden büyük oğlunu yuvaya verdi.그녀는 아기를 먹일 수 있는 만큼의 돈이 전부였습니다 그래서 나이가 좀 더 많은 아들을 보육원에 보내야만 했습니다
Natalia'nın sadece kendi bebeğini besleyebilecek kadar parası vardı ve bu yüzden büyük oğlunu yuvaya verdi.שרק היה לה מספיק כסף להאכיל את תינוקה. ולכן נאלצה לשלוח את בנה הגדול יותר למוסד;
Natalia'nın sadece kendi bebeğini besleyebilecek kadar parası vardı ve bu yüzden büyük oğlunu yuvaya verdi.التي كان لديها طعام كافٍ فقط لإطعام رضيعها، و لذلك توجب عليها إرسال ابنها الأكبر للمؤسسة؛
Natalia'nın sadece kendi bebeğini besleyebilecek kadar parası vardı ve bu yüzden büyük oğlunu yuvaya verdi.上の息子を施設に 送らねばなりませんでした ブルガリアのデシには 子どもが4人いましたが
- Ne haber, bebeğim?- Care-i treaba, baby? Da, baby. Care-i treaba?
- Ne haber, bebeğim?Có chuyện gì vậy? Bear mập!
- Ne haber, bebeğim?Hé scheet.
- Ne haber, bebeğim?Kaj je, Max? - Bear! Pridi.
- Ne haber, bebeğim?Max!
- Ne haber, bebeğim?Max!
- Ne haber, bebeğim?Max!
- Ne haber, bebeğim? Ne haber?Mi a pálya, apafej?
- Ne haber, bebeğim? Ne haber? Ne haber?Apa khabar, big Bear ?
- Ne haber, bebeğim? Ne haber? Ne haber?Ça boume ?
- Ne haber, bebeğim? Ne haber? Ne haber?Miten menee, läski?
- Ne haber, bebeğim?Tak, skarbie.
- Ne haber, bebeğim?Was gibt's?
- Ne haber, bebeğim?,המנוול החומרני ?אבל משלמים לנו תוספת סיכון
Ne kadar da güzel bir fikir, ha? Gece gündüz bebeğin delirttiği benim tabi.Έξυπνη η ιδέα μου, ε; Το παιδί θα με ζάλιζε μέρα νύχτα.
"Ne oldu bebeğim?""Děťátko, co se stalo?"
"Ne oldu bebeğim?"Sie kam heraus, rief: "Kleines, was ist passiert?"
"Ne oldu bebeğim?""Детка, что случилось?"
Neyse, 1991 nihayet içeriye girme ve bu bebeği deneme vaktimiz gelmişti.어쨌든, 1991년에, 우리가 들어가서 이 녀석을 실험할 때가 되었습니다.
Neyse, 1991 nihayet içeriye girme ve bu bebeği deneme vaktimiz gelmişti.Akhirnya di tahun 1991 sudah waktunya bagi kita untuk masuk dan mencoba barang baru ini.
Neyse, 1991 nihayet içeriye girme ve bu bebeği deneme vaktimiz gelmişti.Ei bine, în 1991 a sosit în final timpul să intrăm şi să încercăm jucăria asta.
Neyse, 1991 nihayet içeriye girme ve bu bebeği deneme vaktimiz gelmişti.In 1991 was het eindelijk zover voor ons, dus we stapten erin en probeerden het uit.
Neyse, 1991 nihayet içeriye girme ve bu bebeği deneme vaktimiz gelmişti.Nel 1991 giunse l'ora di entrare e provare questa cosa.
Neyse, 1991 nihayet içeriye girme ve bu bebeği deneme vaktimiz gelmişti.Nun, 1991 war es endlich an der Zeit, hineinzugehen und dieses Schmuckstück auszuprobieren.
Neyse, 1991 nihayet içeriye girme ve bu bebeği deneme vaktimiz gelmişti.Và vào năm 1991, đã đến lúc chúng tôi phải thử nghiệm điều này.
Neyse, 1991 nihayet içeriye girme ve bu bebeği deneme vaktimiz gelmişti.V roce 1991 konečně nastal čas, abychom vešli a vyzkoušeli toto děťátko.
Neyse, 1991 nihayet içeriye girme ve bu bebeği deneme vaktimiz gelmişti.W 1991 roku mogliśmy już wejść i przetestować nasz twór.
Neyse, 1991 nihayet içeriye girme ve bu bebeği deneme vaktimiz gelmişti.И така, през 1991-ва най-накрая дойде моментът да влезем и да пробваме това бебче.
Neyse, 1991 nihayet içeriye girme ve bu bebeği deneme vaktimiz gelmişti.Итак, в 1991 наконец для нас настало время войти внутрь и испытать эту крошку.
Neyse, 1991 nihayet içeriye girme ve bu bebeği deneme vaktimiz gelmişti.ובכן, ב1991 הגיע לבסוף הזמן עבורנו להיכנס פנימה ולנסות את בת הטיפוחים שלנו.
Neyse, 1991 nihayet içeriye girme ve bu bebeği deneme vaktimiz gelmişti.حسنا، في عام 1991 ، كان الوقت قد حان أخيرا لنمضي ونجرب هذا الطفل.
Neyse, 1991 nihayet içeriye girme ve bu bebeği deneme vaktimiz gelmişti.どうなるかを試しました 処女航海です
Niçin almıyorsun bebeği?Dlaczego nie wzięłaś tej lalki? Jung-min...
Niçin almıyorsun bebeği?Es tu admirador. ¿Porqué no tomaste la muñeca?
Niçin almıyorsun bebeği? Jung-min...Kenapa kau tidak mengambil bonekanya?
Niçin almıyorsun bebeği?Perché non hai preso la bambola? Jung-min...
Niçin almıyorsun bebeği?¿Porqué no tomaste la muñeca?
Niçin almıyorsun bebeği?Pourquoi tu n'a pas pris la poupée ?
Niçin almıyorsun bebeği?Sao cô không cầm con búp bê?
Niye böyle saçmaladığımı bilmiyorum. Bebeğim, çok sevimli konuşuyorsun.Milyen aranyos vagy.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod