be ile cümle
be kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Beni sadece az kazanıyorum diye terk etti.She left me simply because I had a small income.
Şu anda bir ziyaretçimiz var. Biraz bekler misiniz?We have a visitor right now. Would you mind waiting for a while?
Yapayalnız bekliyordum.I was waiting all alone.
Bir şeyi asla bedava alamazsın.You never get something for nothing.
Bence sormaya değer.I think it's worth asking.
Takeshi arkadaşlarımdan birine çok benziyordu.Takeshi looked very much like one of my friends.
Taksiye binmek benim için bir lüks.Taking a taxi is a luxury for me.
Bence taksiyle gitmelisin.I think you should go by taxi.
Taksi dışarıda bekliyor.The taxi is waiting outside.
Ben çok istiyorum.I want a lot.
Bir sürü insan otobüs bekliyordu.Plenty of people were waiting for the bus.
Birçok kişi sırada bekliyordu.Many people were waiting in line.
Bir sürü insan onu bekliyordu.A lot of people were waiting for him.
Fakat şimdi benim için bir şey kalmadı.But now, nothing is left for me.
Ben bunu sana anlatmaya çalıştım.I tried to tell you.
Ben sürekli çabalarının önemini yeniden keşfettim.I rediscovered the importance of constant efforts.
Ben lastikleri değiştirmek zorundayım.I have to change tires.
Ben bir elmas yüzük takmıyorum, ama mutluyum.I'm not wearing a diamond ring, but I'm happy.
Çok zor bir görev omasına rağmen, ben elimden geleni yapacağım.Although it is a very difficult task, I will do my best.
Oldukça geç oluyor. Ben şimdi gitmem gerektiğini düşünüyorum.It is getting rather late. I think I must be going now.
Ben genellikle yürürüm.I usually walk.
Ben genellikle geç kalkarım.I usually get up late.
Ben genellikle okula bisikletimle giderim. Ofise demek istiyorum.I usually ride my bike to school. I mean to the office.
Ben mağazalarda birçok şey alırım.I get most things at the stores.
Çoğu Japon pirinçle beslenir.Most Japanese live on rice.
Çoğu erkek çocukları babalarına benzer.Most boys take after their fathers.
Çoğu insanın hayatı çevreleri tarafından belirlenir.The lives of most people are determined by their environment.
Çoğu balinalar planktonla beslenir.Most whales feed on plankton.
Ben, genellikle bu servis istasyonunda arabaya benzin alırım.I usually gas up the car at this service station.
Bütün olarak ben sonuçtan memnunum.On the whole I am satisfied with the result.
O, sınavda başarısız oldu ve ben büyük hayal kırıklığına uğradım.She failed the examination and I was greatly disappointed.
Ben bir daiquiri istiyorum.I'd like a daiquiri.
O diyete başladığından beri çok zayıfladı.She's lost a lot of weight since she went on a diet.
Beni öyle paylama.Don't tell me off like that.
Ben bu kadar kısa bir zamanda işi bitiremem.I can't finish the job in so short a time.
Ben öyle bir hayatı hayal edemiyorum.I can't imagine such a life.
Ağır bir trafik sıkışıklığı beklememiştim.I hadn't bargained on such a heavy traffic jam.
Böyle bir numarayla beni kandıramazsın.You can't fool me with a trick like that.
Bunun senden gelmesini beklemiyordum.I didn't expect that to come from you.
Öyle söylediğim için beni affet.Pardon me for saying so.
Öyle bir şey yapmak benim dikkatsizliğimdi.It was careless of me to do something like that.
Benimle asla böyle konuşulmadı.I've never been spoken to like that.
Asla hayatımda böyle berbat bir kaza görmedim.Never in my life have I seen such a terrible accident.
Otobüs gelmeden önce çok bekledim.I had not waited long before the bus came.
Benim için bu kadar hızlı koşmak imkânsız.Running so fast is impossible for me.
Hiç kimse faiz oranlarında böylesine keskin bir düşüş beklemiyordu.Nobody anticipated such a sharp decline in interest rates.
Ben onu demek istemedim.I didn't mean it.
Ufak tefek şeylerle beni rahatsız etmeyin.Don't bother me with such trifles.
Ben ona neredeyse hiç inanamıyorum.I can scarcely believe it.
Ben asla öyle bir şey duymadım.I never heard anything like that.
Böyle bir şey benim için birçok kez oldu.Such a thing has happened many a time to me.
Ben şimdi gidiyorum.I'm taking off now.
Belki programı öğrenmeye başlamamın zamanı geldi.Maybe it's about time I started learning to program.
O zamandan beri onlardan hiç haber alınmadı.They have never been heard of since.
O zamandan beri ondan asla haber alınmadı.He has never been heard of since.
O zamandan beri ondan hiç haber almadım.I have never heard from him since.
Bizim etki sahamız o zamandan beri çok genişledi.Our sphere of influence has expanded so much since then.
O zamandan beri burada mısın?Have you been here since?
Bu o zamandan beri çok iyi.It has been very fine since then.
O zamandan beri üç yıl geçti.Three years have passed since then.