Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Žartovne sa na mňa pozreli a potom urobili niečo ako "Plácnime si!"
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Ze keken me vragend aan, en dan kreeg je een "High Five!"
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Με κοιτούσαν με απορία, και μετά από λίγο, μου έλεγαν "Κόλλα το!"
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Вони допитливо дивились на мене, а тоді казали: "То давай п'ять!"
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Они поглядывали преценяюще, после чего кричали, "Дай пять!".
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Те поглеждаха озадачено, а после вдигаха ръка за поздрав.
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"הם היו מסתכלים במבט בוחן ואז עושים לי "תני כיף!"
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"ويقومون بالتساؤل، وبعد ذلك يبدون، " لنتصافح!"
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"そして、私はここでジェーンという女性に会いました
Nehirlere akıyor ve planktonları besliyor. kıyısal sulardaki mikroskopik bitki hücreleri.Corre hacia los ríos, alimenta el plancton, las células microscópicas de las plantas en las aguas costeras.
Nehirlere akıyor ve planktonları besliyor. kıyısal sulardaki mikroskopik bitki hücreleri.Het komt mee met de rivieren en voedt het plankton, die microscopisch kleine plantencellen, in de kustwateren.
Nehirlere akıyor ve planktonları besliyor. kıyısal sulardaki mikroskopik bitki hücreleri.Jokivesien valumat ruokkivat planktonia, mikroskooppisen pieniä kasvisoluja rannikkovesissä.
Nehirlere akıyor ve planktonları besliyor. kıyısal sulardaki mikroskopik bitki hücreleri.이것은 강을 따라 내려가 해안가에 사는 작고 미세한 식물 세포인
Nehirlere akıyor ve planktonları besliyor. kıyısal sulardaki mikroskopik bitki hücreleri.Nó được thải xuống sông, và nó ăn những sinh vật phù du những tế bào thực vật cực nhỏ ở vùng lãnh hải.
Nehirlere akıyor ve planktonları besliyor. kıyısal sulardaki mikroskopik bitki hücreleri.Pupuk ini menghancurkan sungai dan memberi makan plankton, sel tanaman mikroskopis kecil di daerah pesisir.
Nehirlere akıyor ve planktonları besliyor. kıyısal sulardaki mikroskopik bitki hücreleri.Scorre lungo i fiumi, alimenta il plancton, quelle microscopiche cellule vegetali, sulla costa.
Nehirlere akıyor ve planktonları besliyor. kıyısal sulardaki mikroskopik bitki hücreleri.Se scurge în râuri, și alimentează planctonul, micile celule vegetale microscopice în apa de pe coastă.
Nehirlere akıyor ve planktonları besliyor. kıyısal sulardaki mikroskopik bitki hücreleri.Стичат се по реките и хранят планктона, малките микроскопични растителни клетки в крайбрежната вода.
Nehirlere akıyor ve planktonları besliyor. kıyısal sulardaki mikroskopik bitki hücreleri.הם נשטפים עם הנהרות, ומזינים את הפלנקטון, התאים הצמחיים המיקרוסקופיים
Nehirlere akıyor ve planktonları besliyor. kıyısal sulardaki mikroskopik bitki hücreleri.يجري أسفل الأنهار ويغذي عوالق الكائنات الحية والخلايا النباتية المجهرية الصغيرة
Nehirlere akıyor ve planktonları besliyor. kıyısal sulardaki mikroskopik bitki hücreleri.プランクトンの餌となりました 沿岸部の水の中に生息する 微小生物の植物細胞です
Neyle besliyorsunuz?"Apa yang Anda berikan?"
Neyle besliyorsunuz?"Các anh cho cá ăn những gì?"
Neyle besliyorsunuz?"Ce hrană folosiţi?"
Neyle besliyorsunuz?"Che cosa date da mangiare ai pesci?"
Neyle besliyorsunuz?"Čím ty ryby krmíte?"
Neyle besliyorsunuz?"¿Con que los están alimentando?"
Neyle besliyorsunuz?"Czym je karmicie?"
Neyle besliyorsunuz?"De mivel takarmányoztok?"
Neyle besliyorsunuz?"O que é que lhes dão como alimento?"
Neyle besliyorsunuz?"Vad föder ni dem med?"
Neyle besliyorsunuz?"Vous les nourrissez avec quoi ? "
Neyle besliyorsunuz?"Was füttert ihr?"
Neyle besliyorsunuz?"Wat voer je?"
Neyle besliyorsunuz?"С какво ги захранвате?"
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.2,000 pacsit adott aznap, és megmosta a kezét előtte és utána, és nem lett beteg.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.A bătut palma cu 2.000 de oameni în acea zi. S-a spălat pe mâini înainte şi după şi nu s-a îmbolnăvit.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.Anh ta đã đánh tay với khoảng 2000 người ngày hôm đó, anh ta có rửa tay trước và sau đó và không hề bị bệnh.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.Dia menyapa 2.000 orang hari itu dan dia mencuci tangan sebelum dan sesudahnya sehingga tidak jatuh sakit.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.Dio 2.000 palmadas ese día y se lavó las manos antes y después y no se enfermó.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.Ele deu 2000 palmadas naquele dia, lavou as mãos antes e depois de o fazer e não ficou doente.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.Er hat 2000 High-Fives verteilt an diesem Tag und er wusch seine Hände davor und danach und wurde nicht krank.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.Ha dato il cinque 2000 volte quel giorno, si è lavato le mani prima e dopo e non si è ammalato.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.Han gav 2000 high fives den dan, han tvättade händerna både före och efter och blev inte sjuk.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.Hij gaf die dag 2000 high fives, hij waste zijn handen ervoor en erna en werd niet ziek.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.Il a donné 2000 cinqs ce jours-là, et il s'est lavé les mains avant et après et il n'est pas tombé malade.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.그는 하루 동안 이천번의 하이파이브를 했고 이걸 하기 전후로 손을 씻었고 병에 걸리진 않았습니다.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.Rob przybił 2000 piątek, umył ręce przed i po i na nic nie zachorował.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.Ten den si plácnul s 2000 lidmi, umyl si ruce předtím i potom a neonemocněl.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.V ten deň si 2000-krát plácol a ruky si umyl predtým aj potom a neochorel.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.Αυτός ο άντρας έκανε 2.000 χειραψίες εκείνη την ημέρα και έπλυνε τα χέρια του πριν και μετά και δεν αρρώστησε.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.В този ден той направи "дай пет" с над 2000 човека, миеше си ръцете преди и след това и не се разболя.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.В этот день он поздоровался таким образом 2 000 раз, и он помыл руки до и после, и ничего не подцепил.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.Того дня він 2,000 разів дав "п'ять". Він мив руки до і після, і не захворів.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.הוא נתן 2,000 כיפים באותו היום, והוא שטף את הידיים לפני ואחרי ולא חלה.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.أعطى 2000 إشارة باليد ذلك اليوم، وغسل يديه قبلها وبعدها ولم يمرض.
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.でも前後に手を洗って 風邪をひいたりなどしませんでした これも許可なしで行いましたが
O gün 2,000 kişiye beşlik çaktı, ve bunun öncesinde ve sonradında ellerini yıkadı böylece hastalanmadı.佢裹日擊掌2000次 依嗰計劃前後佢都有洗手 所以無病倒
Onların fotoğrafları savaşa ve ırkçılığa direnişi besliyorduAs imagens deles alimentavam a resistência contra a guerra e o racismo.
Onların fotoğrafları savaşa ve ırkçılığa direnişi besliyorduAz ő képeik táplálták a háborúval és rasszizmussal szembeni ellenállást.