beğenmiş ile cümle
beğenmiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hoca, Telles'i beğenmiş.Hon blev fil. mag.
Sanjay Singhania bahçeyi baz istasyonu için beğenmiştir.Zhang Fei var förtjust i att arbeta i trädgården.
Ne var ki Kraliçe, biraz kendini beğenmiş bir kadınmış.Hon är den okrönta drottningen och känner sig lycklig.
Gerçekten de o kadar kendini beğenmiş değilim.Jag är inte riktigt säker själv.
Gerçekten de o kadar kendini beğenmiş değilim.Насправді я зовсім не самозакоханий.
Pilot bölüm için fikrini resimlemiştir ve Craig McCracken ve Rob Renzetti sunumunu beğenmiştir.Розкадрування пілоту сподобалося Крейґу МакКракену і Робу Рензетті.
Ne var ki Kraliçe, biraz kendini beğenmiş bir kadınmış.Королева була дуже активною жінкою.
Kendini beğenmiştir, her gün ayna karşısında kendini över.Але бачив брехню навколо себе щодня.
Ancak bunu kendini beğenmişlik olarak değil, bir olgu olarak sunar.Брехати не з поганою, а з доброю метою.
Ancak bunu kendini beğenmişlik olarak değil, bir olgu olarak sunar.Pak to asi nejsou krásna nýbrž pouze libosti.
Kendini beğenmişliği tamamen başkalarının kendi görünüşü hakkında ne düşündüğüne dayanmaktadır.Věří své vizi nezávisle na tom, co si myslí ostatní.
Ve bazı çağdaşları onu kendini beğenmiş olarak görüyordu.Din acest motiv, unii contemporani îl considerau autodidact.
Tom kendini beğenmiş ve kibirli.Tom este narcisist și arogant.
Ne var ki Kraliçe, biraz kendini beğenmiş bir kadınmış.A cárné nagyon félénk, visszahúzódó asszony volt.
Bencil ve kendini beğenmişin tekidir.Önző és akaratos nő.
Gülçehre de Asker'i beğenmiştir.Katonái igen kedvelték Blüchert.
Gerçekten de o kadar kendini beğenmiş değilim.Szóval nem igazán voltam erős ebben.
Tom kendini beğenmiş görünüyor.Tom önelégültnek látszik.
Kendini beğenmiştir.Sami kiehtatuojik.
Ünlü bir yapımcı olan Russell onu beğenmiş ve evine görüşmeye çağırmıştır.Virta oli aidosti ylpeä kodistaan ja esitteli sitä mielellään tuttavilleen.
Bu eserde Justinianus gaddar, kendini beğenmiş ve becerisiz bir yönetici olarak gösterilmiştir.Beauceron tarvitsee siis oikeudenmukaisen ja määrätietoisen ohjaajan.
Lane hırslı ve kendini beğenmiştir.March vaikuttaa kypsältä ja hellältä.
Tom Mary'nin onun için yaptığı akşam yemeğini beğenmiş gibi yapması gerekip gerekmediğini merak ediyordu.Tom ihmetteli, pitäisikö hänen teeskennellä pitäneensä Maryn hänelle valmistamasta illallisesta.
Bu eserde Justinianus gaddar, kendini beğenmiş ve becerisiz bir yönetici olarak gösterilmiştir.Ο Γκασεμλού σε αυτή την περίοδο συμπεριφέρθηκε ως ένας υπεύθυνος και αξιοπρεπής ηγέτης.
Stein, kendini beğenmişlikle de suçlanır.Stein Bagger erklærer sig skyldig.
Buonafede aydaki bu türlü yaşayışı çok beğenmiştir.Den er svært glad i sol og trives godt utendørs om sommeren.
Her şeyi isteyen, kendini beğenmiş biridir.Fra vest – (Viljegjøk) – Alle ting vil forløpe etter ens eget ønske.
Bencil ve kendini beğenmişin tekidir.Han er katolikk og enslig.
Ayrıca başka insanlar da komedyeni beğenmiş midir (fikir birliği)?Apakah sifat-sifat manusia yang unik yang membedakannya dari makhluk-mahluk yang lain?
Ne var ki Kraliçe, biraz kendini beğenmiş bir kadınmış.Meskipun demikian, sebenarnya Ratu adalah seorang yang rapuh.
Buonafede aydaki bu türlü yaşayışı çok beğenmiştir.Dia murni dalam perilaku, dan dicintai Śākya seperti bulan di musim gugur.
Yaktığı ağıtı annesi dinlemiş ve onun bu ağıtını beğenmiştir.Meskipun demikian, ia benar-benar menyayangi keluarganya dan sangat gembira ketika Naoki melamar Kotoko.
Stein, kendini beğenmişlikle de suçlanır.Centini jadi merasa bersalah.
Kendini beğenmiş, dik başlı, kimseye kolay kolay güvenmeyen biridir.Berkebalikan dengan adiknya, ia orang yang dingin dan tidak mudah mempercayai seseorang.
Fakat önemli eleştirmenlerden biri gibi görülen Roger Ebert filmi beğenmiştir.Walaupun demikian, kritikus film seperti Roger Ebert dan penonton bioskop ternyata menyukai film ini.
Dave ikilinin performansını çok beğenmişti.Seperti biasa, para juri menyukai penampilan David.
Sanjay Singhania bahçeyi baz istasyonu için beğenmiştir.Shindong yêu thích lối nhảy đường phố.
Gerçekten de o kadar kendini beğenmiş değilim.Tôi đã không làm bản thân mình vui vẻ.
Riff-Raff kendini beğenmiş bir kedidir.Mèo Ragamuffin là một giống mèo nhà.
Bencil ve kendini beğenmişin tekidir.Task: thần tham lam và ích kỷ.
Christian'ın karakteri, kendini beğenmiş ve kendine güvenen heel olmaya başladı.Nhân cách của Jesus tiếp tục đi xuống và càng ngày càng bế tắc.
Melek bunun üzerine "Kendini beğenmişliğe karşı" diye bağırır, şeytanlar "Alçak gönüllülük!" diye cevap verir.魔王など魔なる者から天使など善なる者まで全て含めて悪魔と呼ぶ。
Buonafede aydaki bu türlü yaşayışı çok beğenmiştir.^ 晩年まで非常に好んだ。
Oldukça kibirli narsist ve aşırı derece kendini beğenmiştir.ナルシストな完璧主義者で、不完全を極端に嫌う。
Ne var ki Kraliçe, biraz kendini beğenmiş bir kadınmış.女王様気質の女性。
Gerçekten de o kadar kendini beğenmiş değilim.ホントにイヤになりんこ。
Rick: Kendini beğenmiş şakacı ve sarışın tipik bir Amerikan çocuğudur.外見は典型的な金髪碧眼のアメリカ人女性。
Zain kendini beğenmiş hayatı umursamayan yakışıklı bir gençtir.元気の無い茜の様子を気遣う一面を持つ真面目そうな優しい男である。
Ancak bunu kendini beğenmişlik olarak değil, bir olgu olarak sunar.これは好意の裏返しではなく、単純に気に入らないからである。
Kendini beğenmişlerle kötülük yapanlar samandan farksız olacak; o gün hepsini yakacak.木落騷人已怨秋,不堪平遠發詩愁;要看萬壑爭流處,他日終煩顧虎頭。
Ne var ki Kraliçe, biraz kendini beğenmiş bir kadınmış.女王也是个脸上有粉刺的女孩。
Zain kendini beğenmiş hayatı umursamayan yakışıklı bir gençtir.是個會替人著想的溫柔少女。
Ve bazı çağdaşları onu kendini beğenmiş olarak görüyordu.令人意外的是,有學妹正在暗戀他。
Gerçekten de o kadar kendini beğenmiş değilim.而我自己当时也不太自信。
Kameraların karşısında bir melek, kamera arkasında ise tam bir kendini beğenmiştir.안젤리가 비디오 카메라를 찾자, 뒤에서 악마가 나타난다.
Gerçekten de o kadar kendini beğenmiş değilim.다만 반드시 이 모습으로 한정되어 있는 것은 아니다.
Dave ikilinin performansını çok beğenmişti.그 이유는 스탈린이 유디나의 연주를 매우 좋아했기 때문이었다.
Zain kendini beğenmiş hayatı umursamayan yakışıklı bir gençtir.אישה מצחיקה, לא מספיק מעריכה את עצמה.
Klingsor’un kendini beğenmişliği kendine ait resimleri değerlendirirken de ortaya çıkmaktadır.האידיאליזם של ברקלי שולל את קיומם של הדברים כשהם לעצמם.
Turgut, Fatma’yı görmüş beğenmiştir.אני לא רוצחת, אהבתי את פייגה.