Kısa süre çok beğeni topladı.不久后你又喜欢上别的东西了。
Hissiyatlarına tesir ettim ki beni beğendiler.我已令心歡喜入出息,了知我已令心歡喜入出息。
Zain kendini beğenmiş hayatı umursamayan yakışıklı bir gençtir.是個會替人著想的溫柔少女。
Ve bazı çağdaşları onu kendini beğenmiş olarak görüyordu.令人意外的是,有學妹正在暗戀他。
Bunu kavram olarak beğendim.我记得我很喜欢这种风格。
Ayrıca roman ve oyunlar da yazdı ancak yazdıkları yayınevleri tarafından beğenilmedi.他也撰写小说及喜剧,但不被出版商认同。
İntihar edenlerin beğendiği renktir.個性喜歡挖苦人。
Film birçok eleştirel beğeni aldı.這部電影收到了不少的負面評價。
En beğenilen mantarlardan biridir.喜歡最強的男性。
2004’te, ilk İngilizce single’ını dinleyenlerin beğenisine sundu.2004年,他發表發表了他首張英語單曲〈Universal Prayer〉。
Seyircilerin istedikleri kadar sesi beğenme hakları vardır.投票范围无限,大众喜欢投什么的票都可以。
Sen ne beğenirsen, herkes onu beğenir" der.」 :爾時眾會,聞佛說此已,皆大歡喜。
Charles Chaplin bu filmin en çok beğendiği film olduğunu söylemişti.奧森·威爾斯说这是他最喜欢的电影。
Gerçekten de o kadar kendini beğenmiş değilim.而我自己当时也不太自信。
Yörükler orayı beğenir ve yerleşir.她很喜欢这里,乃进行装修。
Film çok büyük beğeni karşılandı.这部电影十分受欢迎。
İnsanlar eğer bir şeyi satanı beğeniyorlarsa almaya daha istekli oluyorlar.但,有一個人喜歡,就值得滿足了。
Yılın en beğenilen filmlerinden birisi olmuştur.他接著將其列爲他年度最喜歡的電影。
Arjantin taraftarları tarafından beğenilen nadir yabancı oyunculardan biridir.他也是少数几位可以博得阿根廷球迷认可得外籍球员。
Bir bak, beğenirsen alırsın" demişti.그를 데려가고 싶다면 대려가 봐라."라고 답했다고 한다.
My Beautiful Dark Twisted Fantasy, müzik eleştirmelerinin ortak beğenisiyle karşılandı.My Beautiful Dark Twisted Fantasy는 음악 매체로부터 열렬한 극찬을 받았다.
Araç kullanıcıları tarafından beğenilmemiş ve Hitler'in intikamı" lakabını almıştır.이 차량은 좋은 평가를 받지 못했으며, "히틀러의 복수"라는 별명이 붙었다.
Kırıklı aşiretleri bu boyun nişanesidir. c) Bekteli / Beğdili: Ulu, aziz anlamındadır.그리하여 거기에서 구명된 원인은 즉 범부가 갖는 갖가지 마음의 미혹(迷惑)·번뇌·욕망(欲望:渴愛)에 있다.
""Beni beğenmeseler gönderirlerdi"".“마음에 들지 않아도 오케이를 부르다”.
Qing Hanedanı yöneticileri ve halk tarafından büyük bir beğeniyle karşılanmıştır.쿠싱의 연기는 감독과 관객들에게 좋은 평가를 받았다.
Sen ne beğenirsen, herkes onu beğenir" der.하지만 음질이 어떻든 간에 사람들은 정말 좋아했다."
İnsanlar tarafından çok beğenilmiştir.사람을 워낙 좋아한다.
Umarım beğenilir." demiştir.마음에 들었다."고 적었다.
En sonunda burayı beğenip kalmaya karar verirler.이것을 계기로 미수진이 그를 좋아하게된다.
Manastır'daki tutumu ilk günden beğenmemiştim.처음에는 억지로 아스코에 다니는 나오가 마음에 들지 않았다.
David’in ikinci albümü Slicker Than Your Average” 2002 piyasaya sürüldü ve beğeniyle karşılandı.2002년, 두 번째 앨범인 'sliker Than Your Average'를 발매했다.
Dükkana gelen müşterilerden biri mangal sosunu çok beğenir.가게에서 한가로이 차분한 성격을 가진 남자이며 단풍잎을 좋아한다.
Oğuzların Beğdili boyuna mensup olan bu Dulkadırlı cemaati, yalnızca 10 hane idi (EV.상득유의 아들 상원(尙愿)이 급사(給事)를 지내며 임지(任地)를 따라 임천(林川)으로 옮겨 10대를 세거하였다.
Kameraların karşısında bir melek, kamera arkasında ise tam bir kendini beğenmiştir.안젤리가 비디오 카메라를 찾자, 뒤에서 악마가 나타난다.
Beğenmek – İnsanlar beğendikleri insanlar tarafından kolaylıkla ikna edilebilmektedir.또, 대화하는 것을 좋아하여 비교적 쉽게 주위 사람들의 호감을 사는 인물이었다.
Nietzsche’nin ise fazla beğenmediği söylenir.극도로 지는 것을 싫어하는 나르시스트이다.
Gerçekten de o kadar kendini beğenmiş değilim.다만 반드시 이 모습으로 한정되어 있는 것은 아니다.
Dave ikilinin performansını çok beğenmişti.그 이유는 스탈린이 유디나의 연주를 매우 좋아했기 때문이었다.
Yaptığı yemekler berbattır, kimse beğenmez.그 중에서 새우를 굉장히 좋아하며, 싫어하는 음식은 없다.
Öğrenciler konseri çok beğendiler.시대극을 매우 좋아한다.
Dergiye verdiği demeçte, "Hem kadınları hem erkekleri beğeniyorum.בראיון אמר, "כן, אני אוהב גברים.
Maç boyunca kendisini beğenerek izledim.נוח התאהב באמה במהלך המשחק.
Kollama dizisindeki "Memduh" karakteriyle büyük beğeni aldı.הרגשת "כבדות" בכיס האשכים.
Beğenip beğenmediklerini anlamıyorsunuz.אינני יודעת אם היו מקבלים זאת או לא.
İnsanlar tarafından çok beğenilmiştir.הוא מאוד מחבב את בני האדם.
Hacı Mehmed Emin Efendi bu raporun beğenilmesi dolayısıyla Sadâret mektubî kalemine alınmıştır.הנרי מונטור התרצה ומכתב אשראי נשלח.
2002 yılının yazında, yazar Carl Hiassen'in üvey oğlu bir kitapçıda Eragon'u buldu ve beğendi.בקיץ 2002, הבן החורג של קרל היאסן מצא את הספר אראגון בחנות ספרים.
Bu otobiyografi Angelou'ya uluslararası tanınırlık ve beğeni getirmiştir.זכייה זו נתנה לקגנוביץ' פרסום והכרה בינלאומית.
Bir bak, beğenirsen alırsın" demişti.ואם נהנית משלם מה שנהנית".
Zain kendini beğenmiş hayatı umursamayan yakışıklı bir gençtir.אישה מצחיקה, לא מספיק מעריכה את עצמה.
Kitap üzerinde tekrar geçirdiği bir yıldan sonra, ailesi kitabı okudu ve çok beğendi.לאחר שכתב במשך שנה, בילה שנה נוספת בכתיבה ועריכה מחדש של הספר.
Ona kendini beğendirmeye çalışır.הוא לבדו ראוי להערצה.
Film çok büyük beğeni karşılandı.הסרט התקבל באהדה רבה.
Çoğu izleyici tarafından beğenilmeyen şeyler tasarlıyor.להצעה היו מרכיבים רבים שלא מצאו חן בעיני נבחרי ארצות הברית.
En beğenilen mantarlardan biridir.מהי הקללה האהובה עליך ביותר?
Facebook beğenme düğmesi, sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta bir beğenme butonu özelliğidir.Like כפתור אהבתי (מאנגלית: Like תעתיק עברי: לייק) הוא כפתור הכלול בממשק הרשת החברתית "פייסבוק".
Besteci, konuyu beğenmemesine rağmen görevi kabul etti.הוועדה לא הייתה מרוצה, אך נאלצה לקבל את העובדה.
Albüm, büyük beğeniyle karşılandı.האלבום התקבל באהדה רבה בציבור.
Eleştirmenler tarafından bu versiyonu beğenilmedi.התקשורת לא אהבה את הביקורת הזאת.
Çalışırken beğenmediğim şeyler olduğunda söylüyordum ve bu onu incitmiyordu." dedi.ומה שפגע בך לא היה מחטיא אותך".