Beğendik, beğendik...Rádl, I.
Madonna'nın kendisi bölüm için "her seviyesinde mükemmel" diyerek bölümü beğendi.Madonna sama schválila epizodu a nazvala ji "brilantní na všech úrovních".
İlk önce internetten yayımlandı, şarkıyı ulusal radyolar çalmaya başladı ve şarkı beğenildi.Ten první byl kritiky velmi dobře přijat, píseň se začala hrát v rádiích a lidi si ji oblíbili.
Bu ekler modern edebiyat tenkitçileri tarafından çok beğenilmektedirler.Proto jsou velmi oblíbené v moderní architektuře.
Tüketicisinin beğenisini, güvenini kazanmıştı.Byla u posádky oblíbena kvůli spolehlivosti.
Bu eser çok beğenilmiş ve halk arasında popüler olmuştu.Mezi obyvatelstvem byla velmi populární a oblíbená.
20 Eylül'de YouTube'da en fazla beğenilen video olarak Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi.20. září téhož roku byl klip zapsán do Guinnessovy knihy rekordů jako nejlépe ohodnocené video na YouTube.
Ancak Collins'in performansı beğenildi.Ne každému se ale pozice Franka líbila.
İngilizler uzun yapılı gövdeye takılan tareti beğenmiyordu.Navíc se jim nelíbila rostoucí anglická vojenská chabost.
Yemek olarak en çok beğenilen ve sevilen yöre halkının deyimiyle, Topça'dır.Pro ostatní obyvatele však stále zůstává podivínským, avšak oblíbeným obyvatelem Bon Temps.
Kendini beğenmişliği tamamen başkalarının kendi görünüşü hakkında ne düşündüğüne dayanmaktadır.Věří své vizi nezávisle na tom, co si myslí ostatní.
Maç boyunca kendisini beğenerek izledim.V taktickém zápase se po celou hrací dobu bránil.
Çevrede beğendiği yere yerleşmesini söylemiş.Ve svém okolí byl neoblíbený.
Ancak CBS yöneticileri Harris'in performansını beğendiler ve rolü ona hemen teklif ettiler.Producenty z CBS to natolik pobavilo, že Harrisovi rychle nabídli účast na natáčení.
250 bin beğenilmeme aldı.Vybralo se 150 tisíc.
Bir bak, beğenirsen alırsın" demişti.Dacă nu vă place, puteți să scoateți asta».
Bu anlaşmayı beğenmeyen Žižka Prag'ı terketti ve Plzeň'e çekildi.Žižka, care dezaprobase acest aranjament, a plecat din Praga și s-a retras la Plzen.
2000 yılında Stiff Upper Lip piyasaya çıktı ve eleştirmenler tarafından beğenildi.Stiff Upper Lip, lansat în 2000, a fost bine primit de critici.
Kendi tarzını beğensede, herkes onun kötü giyindiğini düşünüyor.Îi plăceau hainele și era întotdeauna îmbrăcat elegant.
1970'ler ve 1980'ler boyunca Theo Angelopoulos, eleştirmenlerce beğeni toplayan bir dizi film yönetti.În anii 1970 și 1980, Theo Angelopoulos(en) a regizat o serie de filme notabile și apreciate.
Öğrenciler tarafından çok beğenilir.Toți elevii o plac foarte mult.
Ve O bizim ve birçoklarının beğendiği gibi bakmadı.Unor oameni le-a plăcut, iar altora nu.
İdris Şah’ın Sufizm hakkındaki kitapları dikkate değer eleştirel beğeni elde etti.Cărțile lui Shah despre sufism au fost primite cu entuziasm din partea criticilor.
Bu sırada İsa Beğ'in oğlu Murad büyümüştür.La ce vârstă s-a maturizat copilul Isus? 5.
Film çok büyük beğeni karşılandı.Acest film a devenit foarte apreciat.
Asenovgrad şarapları ülkenin her yerinde beğenilmektedir.Vinurile este consumat pe întreg teritoriul Slovaciei.
Ve bazı çağdaşları onu kendini beğenmiş olarak görüyordu.Din acest motiv, unii contemporani îl considerau autodidact.
Ayrıca roman ve oyunlar da yazdı ancak yazdıkları yayınevleri tarafından beğenilmedi.A scris de asemenea nuvele și piese de teatru, care însă au fost refuzate de editori.
Serinin en beğenilmiş oyunlarından biridir.Este una din cele mai preferate plante de apartament.
En sonunda burayı beğenip kalmaya karar verirler.Aku hotărăște să le facă pe plac.
Kalandar Soğuğu eleştirel anlamda beğeni topladı.Orașul pierde la Urupema rece în întrebare.
Maç boyunca kendisini beğenerek izledim.Jucatorul controleaza băiatul pe tot parcursul jocului.
Film eleştirmenler tarafından beğenilmemiştir.Filmul, în general, nu a fost apreciat de către critici.
Albüm, Amerika’da beklenen başarıyı sağlayamasa da, Avrupa’da oldukça beğenildi.Deși, inițial, albumul nu a impresionat în Statele Unite, a fost un succes în Europa.
The Artist daha sonra uluslararası beğeniye sunuldu.Interpretarea actorului a fost apreciată ulterior ca fiind excepțională.
Serinin en beğenilen filmi olarak da değerlendirilmiştir.Taylor l-a considerat, de asemenea, ca filmul său favorit.
Delikanlılar konakta beğendiği gençkızı, kına evinde eline kına koyması için davet eder.Este cea pe care o adori ca pe copiii tăi când îi strângi la piept...
Bu evi beğenmiyoruz.Nu ne place această casă.
Tom kendini beğenmiş ve kibirli.Tom este narcisist și arogant.
Bu evi bayağı beğeniyorum.Îmi place foarte mult casa această.
Bu evi bayağı beğeniyorum.Îmi place foarte mult casa asta.
O kadar beğenildi ki besteci tam 32 kez sahneye çağrıldı.Itt a közönség annyira ünnepelte, hogy nem kevesebb mint 32-szer kellett visszatérnie a színpadra.
Öğrenciler tarafından çok beğenilir.Diákjai nagyon kedvelték.
Ancak CBS yöneticileri Harris'in performansını beğendiler ve rolü ona hemen teklif ettiler.A CBS kollégái élvezték a teljesítményét, és hamar megkapta a szerepet.
Bir bak, beğenirsen alırsın" demişti.De válaszolok a kérdésére: maga tetszik nekem."
Eleştirmenlerin beğenisini toplamasına rağmen bu albümden sadece 12.000 adet kopya satıldı.Bár a kritika jól fogadta, mindössze 2 000 példányt tudtak eladni belőle.
Stewie, lokantadaki gözlemeleri beğendiği için bu oyuna dahil olur.Stewie jól elvan az étteremben, mert nagyon megszereti az étterem rakott palacsintáját.
Zamanın en popüler heykeltıraşı olan Antonio Canova tarafından beğenilmiştir.A kor legnagyobb szobrásza Antonio Canova.
Çoğu eleştirmen filmi beğendi.Ennek ellenére egyes kritikusoknak tetszett a film.
LMFAO şarkısı "Party Rock Anthem" 2012'de 1.56 milyon beğeni ile YouTube'un en çok beğenilen videosuydu.A legkedveltebb videó 2012-ig az LMFAO dala, a Party Rock Anthem volt, 1 560 000 kedveléssel.
En sonunda burayı beğenip kalmaya karar verirler.Megtetszett neki a hely, és eldöntötte, hogy ott marad.
Kral tarafından beğenilen Ester yeni kraliçe olur.Ahasvérós annyira megkedvelte Esztert, hogy ő lett az új királyné.
Maç boyunca kendisini beğenerek izledim.A mérkőzésen végig a pályán volt.
1970'ler ve 1980'ler boyunca Theo Angelopoulos, eleştirmenlerce beğeni toplayan bir dizi film yönetti.Film Az 1970-es, 1980-as években Theo Angelopoulos több figyelemre méltó filmet rendezett.
Çekerken çok keyif aldık, umarım herkes beğenir” diye konuştu.Nagyon büszkék vagyunk rá, és reméljük, legalább annyira fog tetszeni a közönségnek, mint amennyire nekünk.”
Umarım beğenirsiniz.Nagyon tetszik.
Beğendiğiniz Gibi.Ahogy tetszik.
Bu dönemde genellikle eskiden hazırladığı güzel eserleri dolayışyla beğenilmekteydi.Már az ókorban kedvelt építőanyag volt.
Ama yine de seyirciler tarafından beğenildi.A közönség azonban szerette.
Ancak, okudukları romanların etkisiyle genç kızlar, nişanlılarını beğenmez.És ami a legbosszantóbb, a lányok még csak nem is saját vőlegényeikbe szerettek bele!