Ancak pek coşkulu olmayan Patrioticheskaya Pesnya marşı halk tarafından beğenilmedi.Активная общественная деятельность Нелюбова не нравилась властям.
Gerçekten de o kadar kendini beğenmiş değilim.И мне отнюдь не стыдно.
Beğeni görebilen şeyler bunlar büyük bir şehirde.Всё нравилось Фатхийи в большом городе.
Bir bak, beğenirsen alırsın" demişti.Если я тебе нравлюсь, проверь на вкус остальное“.
Ama yine de seyirciler tarafından beğenildi.С другой стороны, зрителям это нравилось.
Çok beğenilmiş ve takdir görmüştür.Славился доблестью и благочестием.
Birkaç antrenmandan sonra beğenildi ve genç takımda kaldı.Понравился тренерам, остался в команде.
Halk tarafından şarkıları çok beğenildi.Песня полюбилась публике.
Ayrıca Andres, beğeni kazanan "Wooster Grubu" 'nun dans danışmanlığını yapmıştır.Андрес был танцевальным консультантом в известной Wooster Group.
Call of Duty serisinin en beğenilmiş oyunlarındandır.Его любимая игра это Call of Duty.
Ancak performans çok beğenilse de Layne Staley 'nin durumunun kötülüğü daha çok öne çıkıyordu.В этом ему повезло, но тем более глупым оказалось дальнейшее поведение графа Дерби.
1 haftadan sonra ona telefon edip söylediler: sizi çok beğendik, sizinle de birlikte çalışmak isteriz.В конце она сказала: «Большое вам спасибо, ребята, я люблю вас очень сильно, увидимся в следующий раз.
Bardakiler Charlie'yi fark etmez fakat diğer grubu beğenir.Ученики его терпеть не могут, и Чарли тоже.
Ve orayı beğenirler.Здесь им понравилось.
HBO bölümleri beğense de, Kasım 2008'e kadar diziyi bekletti.Хотя HBO одобрило оба наброска, пилот не был заказан до ноября 2008 года.
Umarım beğenirsiniz.Вам понравится.
Türk halkı için sevilen ve beğenilen bir şarkı olmadı.Поёт не обязательно популярное и любимое слушателями.
Ancak film çok beğenilmediği için tüm ülkede gösterime girmedi.Однако фильм не всем пришёлся по вкусу.
Bogićević, ilk "Čudo" ı piyasaya sürdükten sonra 2013 yılında Sırbistan'da büyük beğeni topladı.Первое значительное признание у себя на родине Богичевич получила в 2013 году, после выхода её сингла «Чудо».
İdris Şah’ın Sufizm hakkındaki kitapları dikkate değer eleştirel beğeni elde etti.Книги Шаха о суфизме достигли предельно значительного одобрения.
Instagram'da da bir beğenme düğmesi var.Также имеет канал в Instagram.
Grubun en bilinen ve beğenilen şarkısı bu olmuştur.Это одна из самых известных и узнаваемых песен группы.
Hep beğeniriz, ama artık ona gülmeyiz.Я знаю, чем понравиться ей, но я больше не хочу нравиться.
Madonna'nın kendisi bölüm için "her seviyesinde mükemmel" diyerek bölümü beğendi.Сама Мадонна одобрила серию, назвав её «блестящей во всех отношениях».
Lady Gaga'yı beğeniyorum ama asla onun çizgisine geçmeye çalışmam.Симпатизирует Ямаде, но добиться её внимания не может.
"Çağımızın Bir Kahramanı" adlı romanıyla da büyük bir beğeni toplamıştır.Некоторый романтический налёт остаётся и в «Герое нашего времени».
Bu kalemi beğenir ve çantasına koyar.Любят молоко и содержимое своего чемодана.
Summertime '06, eleştirmenlerin beğenisini kazandı.Summertime '06 удостоился высочайших отзывов музыкальных критиков.
Filme kıyasla oldukça sönük kalan dizi fazla beğenilmedi.Не удивительно, что левым фильм не понравился.
Sen ne beğenirsen, herkes onu beğenir" der.За что его все любят?».
Bu eser çok beğenilmiş ve halk arasında popüler olmuştu.Пынтя Храбрый был и остаётся популярен среди простого народа страны.
Çoğu eleştirmen filmi beğendi.Фильм не понравился большей части критиков.
Beğendikleri takdirde kıvrılı duran hortumlarını uzatarak emerler.Для более быстрого продвижения вперёд они прокладывают в густом подлеске протоптанные тропинки.
Rebecca Black'in "Friday" adlı şarkısı aynı yıl Mart ayında 1.20 beğenilmeme sayısında "Baby"'yi geçti.Ребекке Блэк тоже на момент выхода песни «Friday» было всего 13 лет.
Diğer maçlarda da çok işe yaramıştır ve büyük beğeni almıştır.Он играл хорошо и в других матчах, за что удостоился похвалы.
Eserlerinin prömiyerinde seyircinin eseri çok sevip beğenildiğini her zaman ona başkaları müjdelemiştir.Вот почему, как и всегда, ему сопутствует заслуженный успех у зрителя.
Bu otobiyografi Angelou'ya uluslararası tanınırlık ve beğeni getirmiştir.Это открытие принесло Энгельгардту и Любимовой мировую известность.
Lane hırslı ve kendini beğenmiştir.Джейн чувствует себя преданной и обманутой.
Ama kendisi daha çok R&B ve Soul'u beğeniyordu.Из музыки предпочитает R&B и кантри.
Ancak Collins'in performansı beğenildi.Тем не менее, позже Хоффману роль понравилась.
Hitler bunlardan bazılarını beğendi, bazılarıyla dalga geçti, çoğunu görmezden geldi.Многие над ним посмеивались, а многие открыто ненавидели.
Filmde seçilen müzikler beğeni toplamıştır.И да, вы услышите мелодии, полюбившиеся вам ещё в фильме.
Şövalye beğenisi yüksek olan, sanat ve edebiyatla uğraşan bir insandı.Отец писателя был высокообразованным человеком, увлекавшимся литературой и искусством.
Klip büyük beğeni toplamıştır.И Скрат немедленно вытащил обожаемый плод.
Jackson şarkıyı dinleyip beğenince Jones ona şarkıyı kullanması için izin verdi.Джексон услышал эту песню, и она ему понравилась, а Джонс разрешил ему использовать её в своём альбоме.
Çoğu izleyici tarafından beğenilmeyen şeyler tasarlıyor.Игра понравилась далеко не всем обозревателям.
Bölüm genel olarak sâkin geçmiş olsa da, yine de izleyiciler tarafından beğeniyle karşılandı." dedi.И хотя ей и впрямь подчас недоставало грации, публика была от неё в восторге».
Birçok insanın hoşuna gitti ancak her şeyde olduğu gibi beğenmeyenlerin çıkmasına şaşırmadım.Я был удивлен, что не все чувствовали то же, что и я.
Şarkının klibi de büyük beğeni kazanmıştır.Это песня группы, которую мы очень любим.
Selvi Boylum Al Yazmalım filmine yaptığı müzik çok beğenildi.Джону Ле Карре фильм очень понравился.
Brandy kendini beğenmiş ve moda düşkünüdür.Лора увлекается спортом и модой.
Ayrıca genç kızlar ve genç erkeklerin birbirlerini görüp beğenmelerine vesile olur.Намекает, что у него и у Юны могут быть чувства друг к другу.
Bu ismi çok beğenen Sait Faik, onu, hikâyesinde kullandı.Фрэнку Слею название понравилось, и он их так и записал.
Konusu ile eser bir skandal yarattıysa da müziği beğenildi.Ей настолько понравилось скалолазание, что она бросила музыку.
Lucas ve Spielberg, metni çok beğendiler ama bundan 40 sayfayı çıkarmasını rica etti.Ли понравилась идея, и он предложил Кёрби нарисовать несколько страниц.
Bu versiyonun beğenilmesinin ardından filmin video kasetlerinin satışında yükselme gerçekleşti.После проката в кинотеатрах фильм был выпущен на видеокассетах.
İngilizler uzun yapılı gövdeye takılan tareti beğenmiyordu.Людям, которые слушают нас, нравятся длинные волосы.
Çift, Welles'in Citizen Kane isimli filmini çok beğenmişti.وقد أُعجب Çift كثيراً بفيلم Welles الذى يحمل اسم المواطن كين .
Beğendik, beğendik...أحبَّ وأنجب....
Osmanlılar bu romanlarda anlatılan hikâyeleri bu nedenle beğenmemiş ve kendilerine uygun görmemişlerdir.ولهذا السبب فإن الحكايات التي قيلت في هذه الروايات لم تنل إعجاب العثمانيين وبالتالي لم تكن مناسبة لهم.