Gemileri kabarcıklar çıkararak batarken adamlar 3 küçük kurtarma sandalına tıkıştılar.Als ihr Schiff anfing, in den Wellen zu versinken, drängten sich die Männer in drei kleine Walboote.
Gemileri kabarcıklar çıkararak batarken adamlar 3 küçük kurtarma sandalına tıkıştılar.Conforme o navio deles se começava a afundar entre as ondas, os homens agruparam-se em três botes baleeiros.
Gemileri kabarcıklar çıkararak batarken adamlar 3 küçük kurtarma sandalına tıkıştılar.În timp ce corabia se scufunda sub valuri, oamenii s-au îngrămădit în trei mici bărci de salvare.
Gemileri kabarcıklar çıkararak batarken adamlar 3 küçük kurtarma sandalına tıkıştılar.Kiedy statek zaczął tonąć, mężczyźni stłoczyli się w trzech niewielkich welbotach.
Gemileri kabarcıklar çıkararak batarken adamlar 3 küçük kurtarma sandalına tıkıştılar.배가 바닷 속으로 가라앉기 시작할 때, 선원들은 세 대의 작은 구조선에 모였습니다.
Gemileri kabarcıklar çıkararak batarken adamlar 3 küçük kurtarma sandalına tıkıştılar.Ko se je njihova ladja začela potapljati so se možje nagnetli skupaj v tri majhne rešilne čolne.
Gemileri kabarcıklar çıkararak batarken adamlar 3 küçük kurtarma sandalına tıkıştılar.La nave inizia ad affondare tra le onde, e gli uomini si stringono in tre piccole baleniere.
Gemileri kabarcıklar çıkararak batarken adamlar 3 küçük kurtarma sandalına tıkıştılar.Toen hun schip begon te zinken, kropen de mannen samen in drie kleine sloepen.
Gemileri kabarcıklar çıkararak batarken adamlar 3 küçük kurtarma sandalına tıkıştılar.Καθώς το πλοίο άρχισε να βυθίζεται στα κύματα, οι άντρες στριμώχτηκαν σε τρία μικρά φαλαινοθηρικά.
Gemileri kabarcıklar çıkararak batarken adamlar 3 küçük kurtarma sandalına tıkıştılar.Когда корабль начал тонуть, моряки втиснулись в три крошечные спасательные шлюпки.
Gemileri kabarcıklar çıkararak batarken adamlar 3 küçük kurtarma sandalına tıkıştılar.Коли корабель почав тонути, моряки набились гуртом у три маленькі веслові шлюпки.
Gemileri kabarcıklar çıkararak batarken adamlar 3 küçük kurtarma sandalına tıkıştılar.Тъй като корабът започнал да потъва, мъжете се сместили заедно в три малки лодки.
Gemileri kabarcıklar çıkararak batarken adamlar 3 küçük kurtarma sandalına tıkıştılar.בעוד שספינתם מתחילה לשקוע תחת הגלים, הצטופפו הגברים יחד בשלוש סירות לווייתן קטנות.
Gemileri kabarcıklar çıkararak batarken adamlar 3 küçük kurtarma sandalına tıkıştılar.ولما بدأت سفينتهم في الغرق وسط الأمواج العالية تجمع الرجال في ثلاثة قوارب نجاة صغيرة
Gemileri kabarcıklar çıkararak batarken adamlar 3 küçük kurtarma sandalına tıkıştılar.彼らは3隻の小さな捕鯨用ボートで 身を寄せ合っていました 故郷から 16,000km-
(Gülüşmeler) (Alkış) Rüzgar estiğinde, yel değirmeninden gelen fazla enerji bataryaya yönlendiriliyor.(Nevetés) (Taps) ...amikor a szél fúj és többletenergia jön a szélturbinából az az akkumulátorba kerül.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.Bij het ondergaan van de zon viel Abram in een diepe slaap en kreeg een angstige droom.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.Da Solen så var ved at gå ned, faldt der Dvale over Abram, og se, Rædsel faldt over ham, et stort Mørke.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.És lõn naplementekor, mély álom lepé meg Ábrámot, és ímé rémülés és nagy setétség szálla õ reá.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.In ko se je solnce nagibalo, se loti Abrama trdno spanje, in glej, strah in tema velika ga obideta.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.Ketika matahari mulai terbenam, Abram tertidur nyenyak. Tiba-tiba ia diliputi rasa takut yang amat sangat
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.해질 때에 아브람이 깊이 잠든 중에 캄캄함이 임하므로 심히 두려워하더니
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.Kun aurinko oli laskemaisillaan, valtasi raskas uni Abramin, ja katso, kauhu ja suuri pimeys valtasi hänet.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.La apusul soarelui, un somn adînc a căzut peste Avram; şi iată că l -a apucat o groază şi un mare întunerec.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.Mentre il sole stava per tramontare, un torpore cadde su Abram, ed ecco un oscuro terrore lo assalì
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.Ora, ao pôr do sol, caiu um profundo sono sobre Abrão; e eis que lhe sobrevieram grande pavor e densas trevas.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.Vả , khi mặt_trời vừa lặn , thì Áp - ram ngủ_mê ; nầy một cơn kinh_hãi , tối_tăm nhập vào mình người .
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.Vả, khi mặt trời vừa lặn, thì Áp-ram ngủ mê; nầy một cơn kinh hãi, tối tăm nhập vào mình người.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.А около захождането на слънцето, дълбок сън нападна Аврама; и, ето, ужас, като страшен мрак, го обзе.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.При захождении солнца крепкий сон напал на Аврама, и вот, напал на него ужас и мрак великий.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.ויהי השמש לבוא ותרדמה נפלה על אברם והנה אימה חשכה גדלה נפלת עליו׃
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.ولما صارت الشمس الى المغيب وقع على ابرام سبات. واذا رعبة مظلمة عظيمة واقعة عليه.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.日 頭 正 落 的 時 候 、 亞 伯 蘭 沉 沉 的 睡 了 . 忽 然 有 驚 人 的 大 黑 暗 落 在 他 身 上
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.日頭正落 的 時候 、 亞伯蘭 沉沉 的 睡了 . 忽然 有 驚人 的 大 黑暗 落在 他 身上
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.Al tramonto un grido si diffuse per l'accampamento: «Ognuno alla sua città e ognuno alla sua tenda
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.Ao pôr do sol passou pelo exército a palavra: Cada um para a sua cidade, e cada um para a sua terra!
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.Au coucher du soleil, on cria par tout le camp: Chacun à sa ville et chacun dans son pays!
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.Da Solen gik ned, gik det Råb gennem Lejren: "Enhver drage hjem til sin By og sit Land,
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.In ko je solnce zahajalo, je šel klic po taborišču: Vsak pojdi v mesto svoje in v kraj svoj,
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.Ja auringon laskiessa kaikui kautta sotajoukon huuto: "Joka mies kaupunkiinsa! Joka mies maahansa!"
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.kikiálták napnyugotkor a táborban, mondván: Minden ember [menjen haza] a maga városába és földjébe!
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.해가 질 즈음에 군중에서 외치는 소리 있어 가로되 각기 성읍으로 각기 본향으로 하더라
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.Lối chiều , trong hàng quân có rao truyền rằng : Ai_nấy hãy trở_về thành mình , xứ mình .
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.Lối chiều, trong hàng quân có rao truyền rằng: Ai nấy hãy trở về thành mình, xứ mình.
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.Og ved solens nedgang gikk der det rop gjennem leiren: Hver mann hjem til sin by og sitt land!
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.Potom, o západe slnka, išiel krik táborom volajúc: Každý do svojho mesta a každý do svojej zeme!
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.И провозглашено было по всему стану при захождении солнца: каждыйиди в свой город, каждый в свою землю!
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.ויעבר הרנה במחנה כבא השמש לאמר איש אל עירו ואיש אל ארצו׃
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.وعبرت الرنّة في الجند عند غروب الشمس قائلا كل رجل الى مدينته وكل رجل الى ارضه.
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.約 在 日 落 的 時 候 、 有 號 令 傳 遍 軍 中 、 說 、 各 歸 本 城 、 各 歸 本 地 罷
Güneş batarken ordugahta, ‹‹Herkes kendi kentine, ülkesine dönsün!›› diye bağırdılar.約 在 日落 的 時候 、 有號 令 傳遍軍 中 、 說 、 各歸本城 、 各 歸 本地罷
Güneş doğar, güneş batar, Hep doğduğu yere koşar.a nap feltámad, és elnyugszik a nap; és az õ helyére siet, a hol õ [ismét] feltámad.
Güneş doğar, güneş batar, Hep doğduğu yere koşar.A slnko vychádza a slnko zachádza a chvatom spiecha k svojemu miestu, kde zase vychádza.
Güneş doğar, güneş batar, Hep doğduğu yere koşar.De zon komt op en gaat onder en haast zich rond de aarde om opnieuw op te gaan.
Güneş doğar, güneş batar, Hep doğduğu yere koşar.Die Sonne geht auf und geht unter und läuft an ihren Ort, daß sie wieder daselbst aufgehe.
Güneş doğar, güneş batar, Hep doğduğu yere koşar.El sol sale, y el sol se pone. Vuelve a su lugar y de allí sale de nuevo
Güneş doğar, güneş batar, Hep doğduğu yere koşar.Il sole sorge e il sole tramonta, si affretta verso il luogo da dove risorgerà
Güneş doğar, güneş batar, Hep doğduğu yere koşar.In solnce vzhaja in solnce zahaja in hiti k mestu svojemu, odkoder izhaja.
Güneş doğar, güneş batar, Hep doğduğu yere koşar.Ja aurinko nousee, ja aurinko laskee ja kiiruhtaa sille sijallensa, josta se jälleen nousee.
Güneş doğar, güneş batar, Hep doğduğu yere koşar.해는 떴다가 지며 그 떴던 곳으로 빨리 돌아가고