bataklık ile cümle
bataklık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Su daha sonra bataklıklardan Luapula Nehri olarak akar.Het water stroomt dan uit de moerassen als de Luapula.
Mangrov bataklıklarında da yaygın olarak bulunurlar.Er zijn ook populaties die voorkomen in mangroves.
Yuvalar genellikle suya yakın ağaçlarda bazen de bataklıklarda ya da suda bulunan küçük adacıklardadır.Met name kleine kinderen verdrinken soms al in kleine plasjes water of in een ligbad.
Kuzey bölgeler bataklıklarla kaplıdır.Jej północna część była pokryta bagnami.
Bataklıklar ise sık sık sıtma salgınlarına yol açıyordu.Częste opady deszczy sprzyjają takim infekcjom.
Partizanlarla mücadelede Pripjet bataklıklarında görevlendirildi ve yaralandı.Uczestniczył w walkach z partyzantami, będąc kilkakrotnie ranny.
Hastalık rutubetli, bataklık ve sıcak bölgelerde diğer bölgelerden daha çok görülür.Większy udział w diecie w ciepłych regionach odgrywają gady i owady.
Çamurlu arazilerde veya bataklıklarda yiyecek araştırırlar.Poszukuje pożywienia w zakrzewieniach lub na ziemi.
Bataklık valabisi (Wallabia bicolor) Avustralya'nın güneydoğusunda yaşayan küçük bir tür.Svartsvansvallaby (Wallabia bicolor), en mindre art från sydvästra Australien.
Ayrıca dar paletli araçların bataklıkta hareket edebilecek pek şanslarıda yoktu.Lyckligtvis fanns inga personer på den skenande släpvagnen.
Geri kalan yaklaşık % 80'i çamur düzlüğü, sığlık ve tuz bataklıklardan oluşur.Ca 60% av den totala tillrinningen kommer via Hjulån och Laxån.
Bataklık kırlangıcıdan biraz daha büyüktür ve daha kısa-kuyruklu ve daha uzun bacaklıdır.Den är marginellt större än rödvingad vadarsvala och har något kortare stjärt och längre ben.
Mangrov bataklıklarında da yaygın olarak bulunurlar.De häckar även i mangroveträsk.
O zamanlar bölge bataklık halindeymiş.På den tiden var området en sumpmark.
Bataklıklar ise sık sık sıtma salgınlarına yol açıyordu.Värmeböljor går ofta hand i hand med torka.
Mangrov bataklıklarında da yaygın olarak bulunurlar.Також трапляється в мангрових заростях.
Alkmaar baştan sona bataklık ya da baştan sona deniz anlamına gelir.Наприклад ຂ звучить як на початку складу і у кінці.
O kocasını az veya çok sevmek konusunda terbiyelidir, ama o bataklık insanını gerçekten önemsemeyebilir.Вона може бути просто вашою знайомою або подругою, факт вашого одруження не важливий.
Ayrıca haliçlerde ve mangrov bataklıklarında da bulunur ama deniz kıyısında görülmez.Також цей птах зустрічається в гирлах річок і мангрових заростях, але не на відкритому узбережжі.
2. Sahne: Sığ ve bataklık bir sahil gölü.Частина ІІ « На берегах Хоролу і Груні».
Kuzey bölgeler bataklıklarla kaplıdır.Решта острова покрита скелями.
O zamanlar bölge bataklık halindeymiş.На той час була велика необхідність у бересті.
Bu onun bataklık vaşağı olarak da tanımlanmasına yol açar.Його також описують як збирача душ.
Yani köyün adı Kırmızı bataklık demektir.Název osady znamená "červená řasa".
Göl suları derin olup kenarları sazlık ve bataklıktır.Jezero je mělké, dno je bažinaté a jílové.
Diğerleri ise mangrov bataklıklarından gelmektedir.Všechny 3 druhy jsou charakteristické kapradiny mangrovových porostů.
Okaliptus ağaçları ise günde ortalama 400 litre su harcadıklarından bataklıkları kurutmada faydalıdırlar.Navíc, ložiska by byla i při průměrné těžbě 3 miliony barelů denně schopna vydávat ropu a živice po 400 let.
Tuzlu bataklıklarda yaşar.Žije ve slaných jezerech.
Bataklıklar doğu sahillerinde oldukça geniş yer kaplar.Na východním pobřeží jsou veliké zálivy.
O zamanlar bölge bataklık halindeymiş.Pentru moment, era mai sigur la țărm.
Argonotlar, günümüz şehirleri Vrhnika ve Ljubljana arasında, bataklıkla çevrili bir göl bulmuşlardır.Între orașele Vrhnika și Ljubljana, argonauții au găsit un lac înconjurat de o mlaștină.
Batkın adı bataklıktan gelmektedir.Denumirea provine de la banană.
Diğer kısımları bataklık ve çamurdur.A többi rét és mocsár.
Bu kuş, bataklık kiraz kuşuna boyut olarak benzerdir, ama gagası daha uzundur.Ez a madár körülbelül akkora, mint a szarka (Pica pica), de a farka hosszabb.
Helikopter bir bataklığa düşer ve bataklıktan yollarına devam ederler.Sikerül lerázni az üldözőket és egy vonaton elszökni a mocsárba.
O zamanlar bölge bataklık halindeymiş.Ezen a területen egykor mocsár volt.
Böylece ova bataklıktan kurtarılmıştır.Tällä tavoin tämä heimo pelastettiin tuholta.
2. Sahne: Sığ ve bataklık bir sahil gölü.Diabaasi Teema 1. Korkea ja matala rannikko.
O zamanlar bölge bataklık halindeymiş.Löytöpaikka on ollut silloin ranta-aluetta.
1950 yılında bataklıkların kurutulması ile ilgili kanun yayınlanmıştır.Vuonna 1950 poistettiin paitsiosääntö.
Ölü Bataklıklar'da hiçbir krallık veya şehir yoktur.Westerosissa ei ole kuninkaita eikä kaupunkeja.
Bataklıklar doğu sahillerinde oldukça geniş yer kaplar.Laidun on siellä parempaa kuin itärannikolla.
Pripet bataklıkları çevresinde geniş bir alana yayılan turbalıklar son zamanlarda ıslah edilmiştir.Gros ventrein välillä lähes sukupuuttoon kuollut kieli on nykyään uudelleen elvytetty.
Yoda, Dagobah gezegenindeki bataklıklarda saklanmaya gitti.Ο Γιόντα αυτοεξορίζεται στον βαλτώδη πλανήτη του Dagobah.
Okaliptus ağaçları ise günde ortalama 400 litre su harcadıklarından bataklıkları kurutmada faydalıdırlar.Οι Καταριανοί καταναλώνουν μεγάλες ποσότητες νερού την ημέρα, χρησιμοποιώντας περίπου 400 λίτρα.
Palus (kelimenin tam anlamıyla "bataklık"), küçük bir ovadır.Η λέξη πλοκαμίδιο κυριολεκτικά σημαίνει "μικρό πλοκάμι".
Cadılar Bataklıklarda yaşamaktadır.Οι μάγισσες ζουν στα περιθώρια, στους βάλτους.
Yuvalarını sık bataklık bitkileri arasına, suyun yakınına yaparlar.Τα μόνιμα ακμαία τα συναντούμε κοντά στο νερό.
Bu nedenle bölgede bir sürü kanal, küçük ada ve bataklık bulunur.Γύρω από την πόλη βρίσκονται αρκετά ποτάμια, κανάλια και μικρά νησιά.
Avrupa'nın güneydoğusundan Asya'ya yayılan bölgede ve Afrika'da bataklıklarda ve sığ göllerde yaşar.Den yngler i et område fra det sydøstlige Europa til Asien og Afrika i sumpe og lavvandede søer.
Kuma ile Terek arasında birçok tuz gölü ve bataklık vardır.They also found more corn, and beans of various colours.
Sarısu Gölü'nün kıyıları bataklık ve sazlıklardan oluşur.Det sydlige Djursland kystlinje består af bugter og vige.
Bu türün en çok mevcut olduğu yer, Ölü Bataklıklar ve Ölüler Yolu’dur.Her lever den mest af forrådnede plantedele og døde dyr.
O zamanlar bölge bataklık halindeymiş.Her gik kysten på det tidspunkt.
Geri kalan bölümü ise ya bataklık ya da çayırdır.Undersiden av sålen er gråbrun eller sølefarget.
Mangrov bataklıklarında da yaygın olarak bulunurlar.Den er også registrert i mangrover.
Bu bariyerlerin arkasında uzanan bataklıklar bölgeyi bitkisel bir alandan açık denize dönüştürür.Dette for at sanden fra strendene skulle kunne flyttes inn over dyrket mark.
Cadılar Bataklıklarda yaşamaktadır.Kecoa-kecoa hidup di sarang-sarang.
Tuzlu bataklıklarda yaşar.Hidup di lumpur air asin.
Yoksa tahta geçeceği için çok sevdiği bataklıktan ayrılmak zorunda kalacaktır.Ia menjadi marah karena pohon jarak yang ia sukai kini layu.