batıl ile cümle
batıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Biz Batılı insanlar emperyalist, sömürgeci, misyoneriz ve insanlarla anlaşmanın yanlızca iki yolu var:Lees met de blik van een Afrikaanse vrouw hoeveel schade wij hebben aangericht.
Biz Batılı insanlar emperyalist, sömürgeci, misyoneriz ve insanlarla anlaşmanın yanlızca iki yolu var:Ние западняците сме империалисти, колониални мисионери, и общуваме с хората по два начина:
Biz Batılı insanlar emperyalist, sömürgeci, misyoneriz ve insanlarla anlaşmanın yanlızca iki yolu var:אנו אנשי המערב היננו אימפריאליסטים, קולוניאליסטים ומיסיונרים ויש רק שתי דרכים בהן אנו מתמודדים עם אנשים:
Biz Batılı insanlar emperyalist, sömürgeci, misyoneriz ve insanlarla anlaşmanın yanlızca iki yolu var:نحن الغربيون إمبرياليين، واستعماريين ومبشرين. ولا نتعامل مع غيرنا إلا بطريقتين،
Biz Batılı insanlar emperyalist, sömürgeci, misyoneriz ve insanlarla anlaşmanın yanlızca iki yolu var:そんな我々が知る 人との接し方は2種類です 庇護を与えるか 父親のように振る舞うか です
Böylece anneannemin küçük ve batıl inançlı orta sınıf muhitinden dışarıya çıkarak,Ich wurde also aus dieser kleinen, abergläubischen
Böylece anneannemin küçük ve batıl inançlı orta sınıf muhitinden dışarıya çıkarak,그래서 외할머니가 살고 계셨던 조그마한 마을에서 미신을 믿으며 살던 중산층 사람들과 작별을 하고
Böylece anneannemin küçük ve batıl inançlı orta sınıf muhitinden dışarıya çıkarak,Quindi da questo piccolo, superstizioso quartiere borghese di mia nonna, fui proiettata in questa
Böylece anneannemin küçük ve batıl inançlı orta sınıf muhitinden dışarıya çıkarak,וכך, מהשכונה של סבתי, הקטנה, עתירת האמונות הטפלות ,מהמעמד הבינוני,
Böylece anneannemin küçük ve batıl inançlı orta sınıf muhitinden dışarıya çıkarak,وإذن من هذا الحي الصغير, المؤمن بالخرافات, المنتمي للطبقة المتوسطة, حيث كانت جدتي,
Böylece anneannemin küçük ve batıl inançlı orta sınıf muhitinden dışarıya çıkarak,小さな中流階級の街を離れ マドリッドにある上流階級の
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.Apropó, a mi költségvetésünk a fele volt a többi nyugati nemzetének.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.A propósito, tínhamos metade do orçamento dos outros países ocidentais.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.Apropos, noi aveam jumătate din bugetul celorlaltor națiuni vestice.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.Au passage, nous avions la moitié du budget des autres pays occidentaux.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.Kami memiliki setengah anggaran dari negara-negara Barat lainnya.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.덧붙여, 다른 국가에서 재원이 반을 지원받았습니다.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.Mà bên cạnh đó, ngân sách của chúng tôi chỉ bằng nửa các nước trong khu vực.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.Mimochodom, oproti západným krajinám sme mali polovičný rozpočet.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.Mimogrede, naš proračun je bil pol manjši kot pri ostalih zahodnih državah.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.Per la cronaca, il nostro budget era la metà delle altre nazioni occidentali.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.Por cierto, teníamos la mitad del presupuesto que el resto de los países de Occidente.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.Przy okazji, mieliśmy połowę budżetu które miały inne zachodnie kraje.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.Übrigens stand uns die Hälfte des Budgets von anderen westlichen Nationen zur Verfügung.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.We beschikten overigens over de helft van het budget van andere westerse landen.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.Παρεμπιπτόντως, είχαμε το ήμισυ του προϋπολογισμού που είχαν τα υπόλοιπα Δυτικά κράτη.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.До речі, у нас була лише половина бюджету інших країн Заходу.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.Кстати, в нашем распоряжении была всего половина от бюджета других стран Запада.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.Между другото, имахме половината от бюджета на другите западни държави.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.דרך אגב, היה לנו חצי מהתקציב שהיה לשאר המדינות המערביות.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.بالمناسبة، كان لدينا نصف ميزانية الأمم الغربية الأخرى.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.半分しかなかったのは 会場の大きさと同様に
Bu genç insanların büyük çoğunluğu, özgürlük ve batılı bir yaşam istiyorum.Η συντριπτική πλειοψηφία των αυτοί οι νέοι άνθρωποι θέλουν ελευθερία και ένα δυτικό τρόπο ζωής.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.Đối với hậu hết phụ nữ trẻ phương Tây ngày nay, bị gọi là nhà vận động vì nữ quyền là sự sỉ nhục.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.Dzisiaj dla większości młodych kobiet na Zachodzie, nazwanie kogoś feministką to obelga.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.För de flesta av dagens unga västerländska kvinnor är att kallas en feminist en förolämpning.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.For de fleste unge vestlige kvinder i dag, vil det være en fornærmelse, at blive kaldt feminist.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.Für die meisten westlichen jungen Frauen von heute ist es eine Beleidigung, Feministin genannt zu werden.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.In prezent, pentru majoritatea tinerelor din occident sa fii numita feminista este o insulta.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.요즘은 서부에 사는 젊은 여성에게 페미니스트라고 부르는 것은 모욕입니다.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.Manapság a legtöbb nyugati nő megsértődik, ha feministának nevezik őket.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.Para a maioria das mulheres jovens ocidentais de hoje, ser chamada de feminista é um insulto.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.Para la mayoría de las mujeres jóvenes occidentales de hoy ser llamada feminista es un insulto.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.Per molte giovani donne occidentali d'oggi essere chiamate femministe è un insulto.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.Pour la plupart des jeunes filles occidentales d'aujourd'hui être qualifiée de féministe est une insulte.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.Pre väčšinu západných žien dneška, byť nazvaná feministkou znamená urážku.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.Pro většinu dnešních mladých žen na Západě je slovo feministka urážkou.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.Για τις περισσότερες σημερινές νέες γυναίκες της Δύσης, το να τις αποκαλούν φεμινίστριες είναι προσβολή.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.Більшість сучасних жінок Заходу образяться, якщо їх назвуть феміністками.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.Большинство западных женщин обидятся, если их назвать феминистками.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.За повечето млади жени на запад днес, да ги нарекат феминистки е обида.
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.עבור מרבית הצעירות המערביות של ימינו, זהו עלבון להיקרא "פמיניסטית".
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.بالنسبة لأغلب النساء في العالم الغربي اليوم أن تدعى امرأة بأنها مناصرة لحقوق المرأة عبارة عن إساءة وسب لها
Bugün pek çok batılı kadın için feminist diye adlandırılmak bir hakaret.フェミニストと呼ばれるのは侮辱です フェミニズムはセクシーではないけれど
Bu nedenle batıl inançları, patern bulmaları kontrollerinin eksik olduğu bu gibi durumlarla ilgili.Alors leurs superstitions, leurs modélisations, sont associées à un manque de contrôle et ainsi de suite.
Bu nedenle batıl inançları, patern bulmaları kontrollerinin eksik olduğu bu gibi durumlarla ilgili.Dus hun bijgeloof, hun patroniciteiten, komen door gebrek aan controle enzovoort.
Bu nedenle batıl inançları, patern bulmaları kontrollerinin eksik olduğu bu gibi durumlarla ilgili.Heidän taikauskonsa ja mallihakuisuutensa, liittyvät hallinnantunteen puutteeseen ja sen sellaiseen.
Bu nedenle batıl inançları, patern bulmaları kontrollerinin eksik olduğu bu gibi durumlarla ilgili.Jejich pověrčivost a "hledání vzorců" je spojena s pocity ztráty kontroly a tak dále.
Bu nedenle batıl inançları, patern bulmaları kontrollerinin eksik olduğu bu gibi durumlarla ilgili.이런 미신, 패턴성 경향은 모두 통제권이 없다는 느낌같은 것들과 관련이 있습니다.
Bu nedenle batıl inançları, patern bulmaları kontrollerinin eksik olduğu bu gibi durumlarla ilgili.Så deres overtro, deres 'patternicities' er alle associeret med følelser om mangel på kontrol og så videre.