basma ile cümle
basma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Birisi bana yardım etti. Şimdi de köyleri basmaya başlamıştık, ...tavuk, keçi ve koyunları çaldık.A háború gyermeke, egy gyermek anya nélkül, még mindig harcol a történetben.
Birisi bana yardım etti. Şimdi de köyleri basmaya başlamıştık, ...tavuk, keçi ve koyunları çaldık.Er tröstete mich, wir überfielen Dörfer, stahlen Hühner, Ziegen und Schafe.
Böyle bir şey olsaydı sanki dükkan müşteriye 10 fotoğrafı basmak için para veriyor gibi olurdu.그들에 게 그들을 인쇄 0.10 달러를 지불 하는 게 어떨지 10 사진 고객 아무것도 지불 하지 거 야.
Böyle bir şey olsaydı sanki dükkan müşteriye 10 fotoğrafı basmak için para veriyor gibi olurdu.10 枚の写真の顧客の何も払いません。 だから、少しこれをはっきりするには、
Böyle bir şey olsaydı sanki dükkan müşteriye 10 fotoğrafı basmak için para veriyor gibi olurdu.¿Qué podríamos hacer para conseguirlo un poco
Bu banknotları basma hakkı, sadece Merkez Bankası'na ait. Diğer bankalardan hiç birisi banknot basamıyor.И мы узнали в последнем видео только федерального
Bu da, eğer mümkünse, parmaklarınızı perdelere oldukça yakın ve iyi basmayı denemek için iyi bir nedendir.Beaucoup de gens obtiennent ceci : . . . et cette 3è note est étouffée.
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.Anh ấy bỗng có ý tưởng đứng trên một vùng đất khô cằn nhưng chỉ là một dải đất hẹp giữa đại dương.
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.Chce tím vysvětlit to náhlé nutkání stát na pevné půdě, i kdyby jenom proužek země v oceánu.
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.Chodzi mu o to, że ma to nagłe uczucie, jakby stał na suchej ziemi, ale to tylko cypel otoczony oceanem.
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.Ele quer dizer que tem essa vontade súbita de se manter em terra seca, mas simplesmente aventura no oceano.
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.El vrea să spună că stă pe un țărm, care e doar o fâșie de pământ în mijlocul oceanului.
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.Er denkt, er hat diese plötzliche Lust, auf trockenem Land zu stehen, aber nur am Ozean zu betteln.
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.Han menar att han har denna plötsliga lust att stå på torra land, men bara tigger vid havet.
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.Hoče reči, da ima nenadno misel, da stoji na kopnem, zares pa z razprtimi rokami sega po oceanu.
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.Il aimerait lui dire qu'il n'est plus simplement sur la terre ferme, mais au bord de l'océan ; il lui dit :
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.이 남자는 갑자기 땅 위에 서있는 듯한 느낌을 가집니다. 바다를 향해 손을 내민 채로 말입니다.
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.Myslí tým, že má zrazu nutkanie stáť na súši, hoci aj na úzkom páse pri oceáne.
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.Úgy érti, hogy hirtelen nagyon szeretne szilárd talajon állni, de az óceánban kéreget.
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.Εννοεί ότι έχει ξαφνικά όρεξη να σταθεί στη στεριά αλλά απλώς να ζητιανεύει στον ωκεανό.
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.Він має на увазі, що має раптове бажання стояти на твердій землі, але його змиває в океан.
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.Иска да каже, че внезапно си е представил как стои на суша, но едва достига океана.
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.Он имеет ввиду, что внезапно представил себя на суше, но у самого океана.
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.הוא מתכוון שהוא קיבל את התחושה הפתאומית הזו לעמוד על הקרקע, אבל פשוט לחרוג קצת אל הים.
Bu delice fikirden kastı yere sağlam basmaktır, ama sadece okyanusta olta atıyordur.急に立ってみたくなった という意味です 彼「君はまるで人魚みたいだけど ワルツを踊っているみたいに歩くね」
Bu noktaya parmak basmak istedim; çünkü biraz karışık göründüğünü farkındayım. -Chciałem to powtórzyć, bo pewnie mogło się to wydawać dziwne.
Bu noktaya parmak basmak istedim; çünkü biraz karışık göründüğünü farkındayım. -Ik wilde de kanttekening maken, omdat ik me realiseerde dat het verwarrend had kunnen zijn.
Bu noktaya parmak basmak istedim; çünkü biraz karışık göründüğünü farkındayım. -أردت أن أقوم بالملاحظة الجانبية لأنني أدرك أنها قد تكون مربكة
Bu onların doğal şeklidir akorlara basmaya çalıştığımızda, hepsi bu şekilde dümdüz değildir.C'est ça leur forme. Pas comme ça, quand on essaye de jouer l'accord à plat.
Bu onların doğal şeklidir akorlara basmaya çalıştığımızda, hepsi bu şekilde dümdüz değildir.Dat is de vorm ervan. Het is niet zo, dat je probeert het akkoord te spelen met platte vingers. Ze zijn rond.
Bu onların doğal şeklidir akorlara basmaya çalıştığımızda, hepsi bu şekilde dümdüz değildir.Esa es la forma. Así planos no se puede sacar el acorde. Curvados.
Bu onların doğal şeklidir akorlara basmaya çalıştığımızda, hepsi bu şekilde dümdüz değildir.Nie taki. Nie chcemy, żeby akordy były płaskie. Mają być zaokrąglone.
Bu onların doğal şeklidir akorlara basmaya çalıştığımızda, hepsi bu şekilde dümdüz değildir.So ist es richtig. Es sieht nicht so aus. Versuchen nicht, die Akkorde mit flachen Fingern zu greifen.
Bu onların doğal şeklidir akorlara basmaya çalıştığımızda, hepsi bu şekilde dümdüz değildir.Совсем не так, когда они лежат на струнах плоско. Он скруглены (согнуты).
Bu onların planı. O arazinin üstüne yaydıkları basmakalıp bir grid sistem.Это их план - просто произвольный оттиск, который они положили сверху на ландшафт.
Butonlara basmaya devam edelim. -Presionar más. No es uno de esos, presione más.
Butonlara basmaya devam edelim. -Tady také ne, stiskněte "více".
Butonlara basmaya devam edelim. -Натискаме "други." Няма я тук, "други,"...
Butonlara basmaya devam edelim. -לוחצים עוד. זה לא אף אחד מאלה, לוחצים עוד.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.Centralin joukot järjestäytyvät pian ja tulevat tänne.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.Det är bara en tidsfråga innan Centralstyrkorna stormar stället.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.Det er kun et spørgsmål om tid, før Centralstyrkerne stormer stedet.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.É apenas uma questão de tempo até as tropas de Central reagruparem e começarem a tentar entrar aqui.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.È solo una questione di tempo prima che le truppe di Central si riformino, e tornino ad attaccarci.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.Jest kwestią czasu, kiedy ci z Central się przegrupują i tu dotrą.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.Las tropas de Central no tardarán en reagruparse y entrar aquí.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.Είναι θέμα χρόνου να ανασυσταθεί ο στρατός του Σέντραλ και να μπει εδώ μέσα.
Central askerlerinin toparlanıp buraya ayak basması an meselesi.Это лишь вопрос времени - когда силы Централа перегруппируются и снова войдут сюда.
Çin Merkez Bankası, Yuan'ın değerini düşürebilmek için para basmaya karar veriyor. .Chiński Bank Centralny, który jest częścią rządu, mógłby powiedzieć, hej, dodrukujmy pieniądze.
Daha fazla para basmaya veya daha az para basmaya karar vermek.Jde o rozhodnutí, zda natisknout peněz více nebo méně.
Daha fazla para basmaya veya daha az para basmaya karar vermek.それは、アメリカ合衆国および他の大きい国では
Daha ilk günden gýrtlađýna basma. Býrak biraz nefes alsýn.Χτύπα με!
Daha ilk günden gýrtlađýna basma. Býrak biraz nefes alsýn.Хайде де!
Deklanşör hızı, sizin deklanşöre basmanızla fotoğraf makinesinin fotoğrafı yakalaması arasındaki süredir.Die Auslöseverzögerung ist die Zeit zwischen dem Drücken des Auslösers und der Aufnahme Ihrer Fotokamera.
Deklanşör hızı, sizin deklanşöre basmanızla fotoğraf makinesinin fotoğrafı yakalaması arasındaki süredir.Độ trễ của máy ảnh là thời gian giữa lúc bạn nhấn nút chụp và lúc máy ảnh thật sự chụp.
Deklanşör hızı, sizin deklanşöre basmanızla fotoğraf makinesinin fotoğrafı yakalaması arasındaki süredir.Laukaisuviive on aika laukaisimen painalluksesta kuvan ottamiseen.
Deklanşör hızı, sizin deklanşöre basmanızla fotoğraf makinesinin fotoğrafı yakalaması arasındaki süredir.Opóźnienie migawki to czas między naciśnięciem przesłony a zrobieniem zdjęcia.
Deklanşör hızı, sizin deklanşöre basmanızla fotoğraf makinesinin fotoğrafı yakalaması arasındaki süredir."Shutter lag" e intervalul dintre apăsarea butonului pentru a poza şi momentul în care camera prinde poza.
Deklanşör hızı, sizin deklanşöre basmanızla fotoğraf makinesinin fotoğrafı yakalaması arasındaki süredir."셔터 랙(Shutter lag)"은 여러분이 셔터를 누르는 때와 카메라가 사진을 찍을 때의 시간 차이를 말합니다.
Deklanşör hızı, sizin deklanşöre basmanızla fotoğraf makinesinin fotoğrafı yakalaması arasındaki süredir.Shutter lag, waktu jeda saat Anda menekan tombol dan saat kamera mengambil gambar.