Ordumuz kırallığa baskın yaptı.Our army took the kingdom by surprise.
Sendikanın muhafazakâr bir parti üzerinde baskın bir etkisi var.The union has a dominant influence on the conservative party.
Ordu komşu ülkeye baskınlar yaptı.The army made inroads into the neighboring country.
Polis ülke çapında yüzlerce uyuşturucu baskınları yaptı.The police have made hundreds of drug busts across the country.
Ağır yağışların bir sonucu olarak sel baskınları meydana geldi.There were floods as a result of the heavy rain.
İnsan su baskınları ve yangınlar gibi felaketlerden korkar.Man fears disasters such as floods and fires.
Geçen haftanın sağanak yağışları nedeniyle su baskınımız vardı.We had flooding because of last week's heavy rains.
Onlar baskında iki düşman uçağını vurdular.They shot down two enemy planes during the raid.
Bazıları onun baskınının bir savaş eylemi olduğunu söyledi.Some said his raid was an act of war.
Su baskını mahsülleri mahvetti.The flood ruined the crops.
Nitelik, nicelikten baskın çıkar.Quality trumps quantity.
Onun baskın bir kişiliği var.She has a dominant personality.
Bizim ordu düşmana karşı bir gece baskını düzenledi.Our army staged a night raid against the enemy.
Tom elinde bir silahla Mary'nin ofise baskın yaptı.Tom barged into Mary's office with a gun in his hand.
Bu yolda trafik su baskınından dolayı kesintiye uğradı.Traffic on this road has been disrupted due to flooding.
Melbourne polisi sansür yasalarını ihlal ettiği için kitapçıya baskın düzenledi.The Melbourne police raided the bookstore for violating censorship laws.
Bu kadar çok baskının üstesinden gelmek benim için zordur.It's hard for me to handle so much pressure.
Şiddetli yağmurun ardından büyük bir sel baskını oldu.In the wake of the heavy rain, there was a major flood.
Onlarca insan şiddetli yağmurun yol açtığı ani su baskınlarında öldü.Dozens of people have died in flash floods triggered by torrential rain.
Kötü hava hava baskınını engelledi.Bad weather hindered the air raid.
Neden FBI Tom'un evine baskın yaptı?Why did the FBI raid Tom's house?
Daha baskın olmak istiyorum.I want to be more dominant.
Tom baskında öldürüldü.Tom was killed in the raid.
Tom baskın sırasında öldü.Tom was killed in the raid.
Baskın başarılıydı.The raid was successful.
Mary baskın bir kadındır.Mary is a dominatrix.
Kediler baskın çıkma oyunu oynuyordu.The cats were playing dominance games.
Ordumuz krallığa baskın yaptı.Our army took the kingdom by surprise.
Kadınlar baskın erkekleri sever.Women like dominant men.
Baskınlık hiyerarşisi hayvan davranışlarında kilit bir unsurdur.Dominance hierarchy is a key part of animal behavior.
Rafah’taki baskınlar birçok aileyi evsiz bıraktı.Raids in Rafah left many families homeless.
Hangi özellikler baskının sonucu, hangileri de sağlıklı ve otantik?" diye yazar.What traits are the results of oppression and what are healthy and authentic?"
Gece baskını (huruç) yapılacaktı.Stundande natten (lit.
Birkaç gün önce Malgaç köprüsüne yapılan baskın onların endişeleri için iyi bir örnekti.The raid against the Malgaç bridge a few days ago was a good example for their feeling of unease.
Bu dönem hiçbir önemli Slav baskınları gerçekleşmedi.No major Slav raids took place meanwhile.
Diğer bilim adamları, baskının 818 ya da 819 gibi erken bir tarihte gerçekleştiğine inanır.Other scholars believe the raid took place as early as 818 or 819.
"Modern dönemin ilk askeri darbesi: Bab-ı Âli baskını". dunyabulteni.net."Modern dönemin ilk askeri darbesi: Bab-ı Âli baskını". dunyabulteni.net.
Gey bar baskınları Stonewall ayaklanmalarının ardından durmamıştı.Raids on gay bars did not stop after the Stonewall riots.
İsrail buna ev baskınlarıyla yüksek miktarda paraya el koyarak karşılık verdi.Israel responded by confiscating large sums of money in house-to-house raids.
Avrupa'da 1'e 4 desni tamamen baskın örgü tarzıydı.In Europe, the 4-to-1 pattern was completely dominant.
Bu baskında polisler 167 kişiyi tutukladı.Police arrested 167 patrons.
Erikli Baskını, Türk-Yunan Savaşı'nda Kuva-yi Milliye üyelerince gerçekleştirildi.The raid on Erikli was performed by members of the Kuva-yi Milliye in the Greco-Turkish War.
2006 yılı yarısında, bir İsrailli asker, Hamas tarafından sınırlar ötesi bir baskında yakalandı.In mid-2006 an Israeli soldier was captured by Hamas in a cross-border raid.
Bombalama baskınları, İngiliz hava tesisatlarına ve şehirlerini ve sanayi merkezlerine başladı.Bombing raids commenced on British air installations and on cities and centres of industry.
O dönem baskın Bolşevik görüşü, devlet diline ihtiyaç duyulmadığıydı.The dominant view among Bolsheviks at that time was that there is no need for state language.
David bu baskında burnu kanayan kadına John'un rol yaptığını söyler.David reveals to the nosebleed woman that John has been faking.
Ocak 2006'daki baskın suş H3N2 idi.The dominant strain in January 2006 was H3N2.
Polis laboratuvara baskın düzenledi ve Taub'u tutukladı.He passed his photographs to the police, who raided the lab and arrested Taub.
Trüfün tadını daha baskın hâle getirmek isteyenler, trüf yağı da kullanabilirler.Thus those who want to make a load would put a pulao on top.
22 Mart'ın 23:00'ünde, West Midlands polisi Birmingham'daki bir eve baskın düzenledi.At 23:00 on 22 March, West Midlands Police raided a flat in Hagley Road, Birmingham.
Alman şarabı baskın olarak üst ve orta Rhine ve ona bağlı bölgelerden gelmektedir.German wine comes predominantly from the areas along the upper and middle Rhine and its tributaries.
EDonkey'in 2005 yılında kapanmasıyla eMule, eDony anahtar ağının baskın müşterisi oldu.With the shutdown of eDonkey in 2005, eMule became the dominant client of the eDonkey network.
Bundan sonra, Achaea, Yunanistan'ın baskın gücü oldu.After this, Achaea became for a while the dominant power in Greece.
1910'dan 1940'a kadar "İlerlemeci" tarihyazımı, özellikle siyasi çalışmalarda, baskındı.From 1910 to the 1940s, "Progressive" historiography was dominant, especially in political studies.
Carlson'ın baskınından sonra, Japonlar hafifçe korunan Gilbertler'e takviye kuvvet göndermiştir.After Carlson's raid, the Japanese reinforced the Gilberts, which had been left lightly guarded.
Nükleer kuvvet daha temel baskın kuvvetin veya güçlü etkileşimin artık bir etkisidir.The nuclear force is a residual effect of the more fundamental strong force, or strong interaction.
Su baskını ve rüzgar altı gün altı gece sürdü.The flood and wind lasted six days and six nights, flattening the land.
Baskıncılara pusu koran kaçaklar, Şaban'ı vurup kaçarlar ve yolda ayrılırlar.They rioted through the streets, robbing and shooting at the people of Hamelin and one another.
Ancak gün ortasında harekât artık baskın niteliğini kaybetmiş bulunmaktadır.But the goat effected atonement only with the Day of Atonement.
18 Haziran, 2005, bir patlayıcı aygıt sonucu El-Djer polis baskını sırasında bir polisi öldü.On June 18, 2005, an explosive device killed a policeman during a police raid in El-Djer.