Kurutma: Baskılar doğal ortamda kurutulur.Alvásadósság: csak természetben lehet megfizetni.
Yıl sonunda ailelerden gelecek baskılardan korktuğu için istifa etmiştir.Fiai már a következő év elején tiltakoznak birtokügyi intézkedése ellen.
Birkaç yıl içinde kitabın Fransızca ve İngilizce baskıları da yapıldı.Könyvét néhány éven belül kiadták angol és német nyelven is.
Daha sonra tüm dünyada sayısız baskıları yapılmıştı.Azóta világszerte számtalan fajtája alakult ki.
Bunu 1892, 1903 ve 1906 baskıları izledi.1892-ben, 1903-ban és 1936-ban megújították.
Kızılderililere karşı yapılan saldırgan baskılar 20. yüzyılda da devam etmiştir.AIM:n taistelu intiaanien oikeuksin puolesta jatkuu yhä 2000-luvulla.
(Daha sonra çıkan baskılarda bu terim kaldırıldı.)(Palkat on nostettu jo takaisin edeltävälle tasolle).
20. yüzyılda Gürcü kültürü, Sovyetler Birliği’nin yönetiminde büyük baskılara maruz kalmıştır.Unkari joutui perumaan joitakin talousuudistuksia 1970-luvulla Neuvostoliiton painostuksesta.
Ancak metnin Arapça baskılarının hayret verecek derecede yanlış basılmış olduğu ortaya çıkmıştır.Näin Parmenideen todellinen viesti on heidän mielestään ymmärretty väärin.
Farklı seçilimsel baskılara, genetik sürüklenmeye ve mutasyonlara maruz kalırlar.Geneettistä taakkaa aiheuttavat valinta ja mutaatio.
Shakespeare'in oyunlarının bazıları 1594'ten itibaren çeyrek boy baskılarda yayımlandı.Κάποια από τα έργα του Σαίξπηρ άρχισαν να δημοσιεύονται από το 1594.
Baskıların azalmaya başlamasıyla Dionysius Roma piskoposluğuna getirildi.Όταν οι διωγμοί κατά των Χριστιανών άρχισαν να υποχωρούν, ο Διονύσιος έγινε επίσκοπος Ρώμης.
Amansız taciz, tutuklama ve baskılara rağmen, grup, hükümetin insan hakkı ihlallerini ifşa etmeye devam etti.Παρά τις επεκτάσεις και τα παραρτήματα, το στρατόπεδο ήταν ήδη υπερφορτωμένο με κρατουμένους.
Yeni negatif kurtulan baskılardan oluşturuldu.Der blev lavet nye negativer efter et overlevende tryk.
Ayaklanmadan sonra Fransızların şehir halkına olan baskıları daha da arttı.Efter oprøret fik byens borgere flere rettigheder.
(Daha sonra çıkan baskılarda bu terim kaldırıldı.)(Dette blev dog gjort med fingrene krydset på ryggen).
Çoğu shunga, bir ukiyo-e türüdür ve genellikle ahşap baskılar üzerine yapılır.De fleste shunga er av typen ukiyo-e, vanligvis utført i trykt tresnitt.
Komşu ülkelerdeki bu iktidar boşluğu nedeniyle Kudüs, kendi kendini dış baskılar olmadan idare edebiliyordu.I dette maktvakuumet greide Jerusalem å styre seg selv uten utenlandsk innblanding.
İştahı baskılar.Økt appetitt.
Çoğunlukla kartvizit baskıları bristol kartona yapılmaktadır.«Ofte stilte spørsmål om Apple Wallet».
Döngüdeki bütün blokları baskılar.Deretter prepareres hele blokka fra framsiden.
Ama enflasyon, yolsuzluklar ve baskılar halkın yönetimden duyduğu hoşnutsuzlukların artmasına yol açtı.Ulydighet og stradd. intensjoner og praksis i statsmaktens bekjempelse av fattigdomsproblemet.
Gadea ve Guevara, siyasi baskılar yüzünden Meksika'ya taşınmak zorunda kaldılar.Gadea dan Guevara pindah ke Mexico karena urusan politik mereka.
1955`te baskılar üzerine Batista Moncada baskıncıları da dahil bütün politik mahkûmları serbest bıraktı.Setelah pemilu 1955, Batista membebaskan semua tahanan politik, termasuk penyerbu Moncada.
Doğum da intra-abdominal baskıların artmasına neden olur.Proses melahirkan juga menyebabkan peningkatan tekanan intra-abdomen.
Bunun üzerine Diyarbakır halkına karşı baskılar daha da arttı.Kemudian ia mendapatkan gangguan dari kaum musyrikin kepada kaum muslimin yang dirasa semakin keras.
Ardından, gelen baskılarla Sihir Bakanı Cornelius Fudge'ın yerine Rufus Scrimgeour gelmiştir.Percy sejak saat itu ikut Cornelius Fudge, Menteri Sihir, yang kemudian digantikan oleh Rufus Scrimgeour.
Dolayısıyla oyun alanı üzerinde hiçbir baskıları yoktur ve (at dışında) tümüyle hareketsizdirler.Juga di tempat itu sesuai dengan apa yang mereka pernah alami juga tidak cocok bagi mereka.
Ayrıca Franks’in ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld kaynaklı baskılara maruz kaldığı iddia edildi.Dia pernah menjabat Wakil Sekretaris Pertahanan AS di bawah Sekretaris Pertahanan Donald Rumsfeld.
Çoğunlukla kartvizit baskıları bristol kartona yapılmaktadır.Pertama, cara memasang reglet pada kertas Braille.
Gadea ve Guevara, siyasi baskılar yüzünden Meksika'ya taşınmak zorunda kaldılar.Gadea và Guevara chuyển đến Mexico do áp lực từ chính trị của họ.
(Daha sonra çıkan baskılarda bu terim kaldırıldı.)(Sau này thì cậu đã bỏ cái thói này đi).
Çoğu shunga, bir ukiyo-e türüdür ve genellikle ahşap baskılar üzerine yapılır.Hầu hết tranh shunga là một thể loại của ukiyo-e, thường được thực hiện trong định dạng in mộc bản.
Ölümünden sonra amcasından gelen baskılara rağmen bir daha asla evlenmedi.Dù chồng bất hạnh có chết đi, bà cũng không bao giờ lấy ai nữa.
İştahı baskılar.食欲を抑える。
Bunun üzerine Diyarbakır halkına karşı baskılar daha da arttı.このため世の人々は華元を非難した。
Verilerin ana kaynağı, Palomar Gözlemevi Gökyüzü Araştırması (POSS) mavi baskılarıdır.データはパロマー天文台掃天観測(Palomar Observatory Sky Survey 、略称POSS)の青色写真乾板から得られた。
Oğlunun baskıları sonucu 800,000 Doları oğluna %4 faizle borç verdi.残りの金額は4%の利子で息子に貸し付けた。
Baskıların azalmaya başlamasıyla Dionysius Roma piskoposluğuna getirildi.迫害がおさまり始めると、ディオニシウスはローマ教皇に就いた。
Ofisin kuruluşu Avrupa Parlamentosu'ndan gelen yoğun baskılar sonucu 1999 yılında şekillenmeye başlandı.欧州不正対策局は欧州議会からの強い圧力を受けて1999年に創設された。
Yuvarlak baskılar yapılabilir.囲碁ができる。
1955`te baskılar üzerine Batista Moncada baskıncıları da dahil bütün politik mahkûmları serbest bıraktı.1955年の選挙の後、5月にバティスタは恩赦でモンカダ兵営襲撃犯を含む政治犯をすべて解放した。
Baskılar ilk olarak Haçlı Seferleri sırasında zirveye çıkmıştır.開設当初は平面交差の十字路であった。
Stellerin mürekkep baskıları satılmaktadır.現在民間やブルーインパルス等が販売されている。
Üç dede kardeş Suriye'den çıkıp o zamanki baskılar nedeniyle Meyrembek'e (İslahiye) gelmişler.久世 玄果(くぜ げんか) 声 - 上別府仁資 久世家当主で三兄妹の父。
(Daha sonra çıkan baskılarda bu terim kaldırıldı.)(平台輪はこのために前後に突き出している。
Perde baskıları kusursuzdur.赤本が充実している。
Bunların haricinde çift baskılar hemen her yılın her çeşit parasında bulunmaktadır. (*) N: Normal, D: Delikli.※全スペックとも、通常大当たりは全て2R(突然時短)となる。
Özellikle de Japon baskılarında sık sık karşılaşılabilir.特に日本正教会で頻繁に用いられる表記。
(Daha sonra çıkan baskılarda bu terim kaldırıldı.)”(看到這般形勢,當然是先離開。
1881 yılında, arkadaşı Antonin Proust'un da baskılarını Fransız Devleti Manet'ye şeref madalyası verdi.1881年,在他的朋友普鲁斯特的压力下,法国政府颁授马奈法国荣誉军团勋章。
1955`te baskılar üzerine Batista Moncada baskıncıları da dahil bütün politik mahkûmları serbest bıraktı.在1955年,基於群眾壓力,巴蒂斯塔政府釋放了所有古巴的政治犯,其中也包含参与攻打蒙卡達兵營行动的人。
Kitaplaşan yapıt ağır baskılara uğradı.遣中書舍人優量賑恤。
Bunun üzerine Diyarbakır halkına karşı baskılar daha da arttı.诸生与较,则被其黠奴凌侮莫堪。
Görevden ayrılması için oluşan baskıların ardından 1954 yılında istifa etmiştir.后被迫害排挤,1954年被迫离职。
Shakespeare'in oyunlarının bazıları 1594'ten itibaren çeyrek boy baskılarda yayımlandı.1594年开始,莎士比亚的一些剧本以四开本出版。
Yıl sonunda ailelerden gelecek baskılardan korktuğu için istifa etmiştir.年底晚些時候,他因高血壓回家休養。
Bunların haricinde çift baskılar hemen her yılın her çeşit parasında bulunmaktadır. (*) N: Normal, D: Delikli.現今流傳文獻記載的太戊在位年數有2種說法: 在位15年,《冊府元龜》。
Her ne kadar baskılar sürse de, serbestleşme 19. yüzyıl boyunca Avrupa'nın her yerine yayılmıştır.虽然迫害仍然存在,但解放运动在整个十九世纪的欧洲中蔓延着。
Doğum da intra-abdominal baskıların artmasına neden olur.分娩也会导致腹部内压增加。