Şirketin baskılarından dolayı isim değiştirilmek zorunda kaldı.이듬해 회사 이름을 현재의 사명으로 변경했다.
Kaliteli baskılarla ve orijinal kapaklarla çıkan seri, Şubat 2013 itibarıyla 47'inci kitaba gelmiştir.초장지의 비석과 석물 등은 1974년 5월 세종대왕기념관 경내로 옮겨졌다.
Daha sonraki baskılarında bu not halinde verildi.את זאת הסברנו בהודעות הבאות.
Bu baskılar altında kulüp sonunda kapatıldı.אולם מאז נותר זה מועדון סגור.
Yasa, 1 Ekim 1890'de yoğun baskılar sonucu kaldırıldı.תחת-לחץ רב של הפועלים, חוקים אלו בוטלו ב-1 באוקטובר 1890.
Gadea ve Guevara, siyasi baskılar yüzünden Meksika'ya taşınmak zorunda kaldılar.גדיאה וצ'ה הגרו למקסיקו בשל לחץ פוליטי.
Oğlunun baskıları sonucu 800,000 Doları oğluna %4 faizle borç verdi.כבן אמיתי לאביו, הוא סוחט באלף אחוזים...
Geniş halk yığınları büyük baskılar altındaydı.עם זאת, היה האגף הרומאי הימני נתון תחת לחץ רב.
Bu kesilen sahneler sonraki VHS ve DVD baskılarında tekrar yerlerine konmuştur.הפרקים שודרו בשידור חוזר ברשת VH-1 ואף נמכרו בתקליטורי DVD ובקלטות VHS.
Yasa, 1 Ekim 1890'de yoğun baskılar sonucu kaldırıldı.Под натиск от работническите движения подобни закони са премахнати на 1 октомври 1890.
Bu nedenle çeşitli baskılara maruz kalmıştır.След това прибягват към различни мъчения.
Bu baskılar altında kulüp sonunda kapatıldı.Към настоящия момент клубът е затворен.
İştahı baskılar.Апетитът намалява.
Doğum da intra-abdominal baskıların artmasına neden olur.Раждането също води до увеличено вътрекоремно налягане.
1999 yılına kadar düzenli bir şekilde baskılara ve çıkarılan zorluklara rağmen her yıl şenlikler yapılmıştır.Често се случва обаче при наличието на проблеми от по-сериозно естество срещите да се провеждат ежегодно.
Baskılar ilk olarak Haçlı Seferleri sırasında zirveye çıkmıştır.За първи път е започнала да се употребява през периода на Кръстоносните походи.
Doğum da intra-abdominal baskıların artmasına neden olur.Porođaj također vodi povećanju intraabdominalnog tlaka.
(Daha sonra çıkan baskılarda bu terim kaldırıldı.)Poslije toga od Metro-a zabranjeno.)
Bu baskılardan, neredeyse her onluk sette en az bir tane bulunur.Umjesto jedne slutnje sada imamo najmanje tri!
Ölümünden sonra amcasından gelen baskılara rağmen bir daha asla evlenmedi.Kao što joj je i obećao prije smrti, nikada se nije ponovno oženio.
Bu nedenle çeşitli baskılara maruz kalmıştır.Zbog toga je bio izložen pritiscima.
Kızılderililere karşı yapılan saldırgan baskılar 20. yüzyılda da devam etmiştir.Ruski interesi u Tuvi su se nastavili i u 20. stoljeću.
Daha sonra tüm dünyada sayısız baskıları yapılmıştı.To je uzrokovalo razna negodovanja u ostatku svijeta.
Verilerin ana kaynağı, Palomar Gözlemevi Gökyüzü Araştırması (POSS) mavi baskılarıdır.Hlavným zdrojom údajov sú snímky z Palomar Observatory Sky Survey (POSS).
Müslüman ülkelerde Yahudilere yönelik baskılar 20. yüzyılda da devam etmiştir.Zmeny v židovstve pokračovali aj v 19. storočí.
3 Şubat 1998'de ülkede artan ekonomik sıkıntılar ve muhalif baskılar nedeniyle istifa etmek zorunda kaldı.31. decembra 1999 po výraznom poklese politických preferencií a zdravotných problémoch rezignoval.
Sosyal eğitim ve baskıları tipik bir şekilde temsil ederler.Priamou formou sú poskytované sociálne a motivačné štipendiá.
Yehuda Yahudileri üzerindeki resmi baskılar Julianus döneminde kısa süreliğine de olsa hafiflemiştir.Vendar pa so nekateri igralci ostali zvesti Juventusu tudi v teh težkij trenutkih.
Baskıların azalmaya başlamasıyla Dionysius Roma piskoposluğuna getirildi.Nurimus persekiojimams, Dionyzas buvo paskelbtas Romos vyskupu.
Verilerin ana kaynağı, Palomar Gözlemevi Gökyüzü Araştırması (POSS) mavi baskılarıdır.Vienas iš tokių nuotraukų šaltinių yra Palomaro atlasas (angl. Palomar Sky Survey).
Sonradan başka yayınevleri orijinal adı ile de kitabın farklı baskılarını yaptılar.Išlikusių perrašų, o vėliau ir spausdintinių leidinių pavadinimai skiriasi.
1955`te baskılar üzerine Batista Moncada baskıncıları da dahil bütün politik mahkûmları serbest bıraktı.1971 m. kartu su kitais politiniais kaliniais pabėgo iš Punta Carretas kalėjimo.
Baskılar ve işkenceler dönemi hayatına girecekti.Sordiaretus ja sordiaretajad Pollis läbi aegade.
Günümüzde de, yeni çevirileri ve baskıları çıkmaya devam etmektedir.Tänapäeval räägitakse mitmeid uusaramea keeli ja murdeid.
Ağır baskılara uğrayınca 1907’de ülkesini terk etmek zorunda kaldı.Lühiaegse arreteerimise tõttu oli ta 1907 sunnitud linnakoolist lahkuma.
"Altında olduğumuz baskıların fakında mısın?" diyecekti."¿No se dan cuenta de la presión bajo la que estamos?"
Ama insan bu olayları irdelediğizaman erkekler üzerinde baskılar olduğunu fark ediyor.Aber wenn man sich genauer damit befasst, erkennt man, dass Männer unter Druck stehen.
Ama insan bu olayları irdelediğizaman erkekler üzerinde baskılar olduğunu fark ediyor.C'est incroyable, vraiment. Mais quand vous y êtes, vous comprenez que les hommes subissent des pressions.
Ama insan bu olayları irdelediğizaman erkekler üzerinde baskılar olduğunu fark ediyor.E absolut incredibil. Dar când analizezi, înțelegi că sunt presiuni asupra bărbaților.
Ama insan bu olayları irdelediğizaman erkekler üzerinde baskılar olduğunu fark ediyor.Es increíble, realmente. Pero cuando te adentras en él, te das cuenta de que hay presiones de los hombres.
Ama insan bu olayları irdelediğizaman erkekler üzerinde baskılar olduğunu fark ediyor.Het is echt niet te geloven, maar als je je erin verdiept besef je dat er druk ligt op mannen.
Ama insan bu olayları irdelediğizaman erkekler üzerinde baskılar olduğunu fark ediyor.Je to neuvěřitelné. Ale když se tím zabýváte víc, uvědomíte si, že je na muže vyvíjen tlak.
Ama insan bu olayları irdelediğizaman erkekler üzerinde baskılar olduğunu fark ediyor.정말 믿기지 않는 일이에요. 하지만 여러분이 그 위치에 서게되면 남자들이 느끼는 압력에 대해 알게됩니다.
Ama insan bu olayları irdelediğizaman erkekler üzerinde baskılar olduğunu fark ediyor.Thật khó tin được, thật thế. Nhưng khi bạn đi sâu vào, bạn nhận ra rằng có những sức ép lên đàn ông.
Ama insan bu olayları irdelediğizaman erkekler üzerinde baskılar olduğunu fark ediyor.To naprawdę niewiarygodne. Ale kiedy się zastanowić, zdajemy sobie sprawę, że na mężczyznach ciąży presja.
Ama insan bu olayları irdelediğizaman erkekler üzerinde baskılar olduğunu fark ediyor.Είναι πραγματικά απίστευτο. Αλλά όταν φτάσετε σ' αυτό, θα συνειδητοποιήσετε ότι οι άνδρες πιέζονται.
Ama insan bu olayları irdelediğizaman erkekler üzerinde baskılar olduğunu fark ediyor.Просто не верится. Но, разобравшись, понимаешь, что мужчины подвержены давлению.
Ama insan bu olayları irdelediğizaman erkekler üzerinde baskılar olduğunu fark ediyor.בעצם, זה לא ייאמן. אבל כשנכנסים לזה, מבינים שיש לחצים שמופעלים על הגברים.
Ama insan bu olayları irdelediğizaman erkekler üzerinde baskılar olduğunu fark ediyor.أنه أمر لا يصدق، حقاً. ولكن عندما تدخل فيه، ستدرك أن هناك ضغوطاً على الرجال.
Ama insan bu olayları irdelediğizaman erkekler üzerinde baskılar olduğunu fark ediyor.男性にかけられた圧力が 男性は 仲間文化で制約を受けるので
"Artık evrimsel baskılardan bahsetmesek olmaz mı?"Är det inte dax att sluta tala om selektivt tryck?
"Artık evrimsel baskılardan bahsetmesek olmaz mı?"Er det ikke på tide at vi hører op med at tale om selektivt tryk?
"Artık evrimsel baskılardan bahsetmesek olmaz mı?"Ist es nicht Zeit, dass wir aufhören, über Selektionsdruck zu reden?
"Artık evrimsel baskılardan bahsetmesek olmaz mı?"선택 압력에 대해 그만 말할 때가 아닌가요?
"Artık evrimsel baskılardan bahsetmesek olmaz mı?"Moeten we onderhand niet eens ophouden over selectiedruk?
"Artık evrimsel baskılardan bahsetmesek olmaz mı?"Não será tempo de pararmos de falar sobre pressões seletivas?
"Artık evrimsel baskılardan bahsetmesek olmaz mı?"N-ar fi timpul să nu mai vorbim despre presiuni selective?
"Artık evrimsel baskılardan bahsetmesek olmaz mı?"Není už na čase přestat mluvit o selekčních tlacích?
"Artık evrimsel baskılardan bahsetmesek olmaz mı?"Nincs még itt az ideje, hogy ne beszéljünk többé a szelekciós nyomásról ?
"Artık evrimsel baskılardan bahsetmesek olmaz mı?"¿No es hora ya de dejar de hablar de presiones selectivas?