Aslında basitçe, tüm yıkım süreci şu an palmiye yağıyla olandan biraz daha yavaş ilerler oldu.لذا فكل عملية التدمير أساساً قد ذهبت أبطأ بقليل مما يحدث الآن بنخيل الزيت.
Aslında basitçe, tüm yıkım süreci şu an palmiye yağıyla olandan biraz daha yavaş ilerler oldu.石油枯渇問題の過程よりゆるやかなペースで起こっていました。 しかし、結果的には同じです。
Aslında, bu basitçe bir atamadır.Así solo diré.
Aslında, bu basitçe bir atamadır. Bu satırın çalışmasının anlamı şu:Tente mais um experimento aqui; acho que vimos números e caracteres.
Aslında, bu basitçe bir atamadır.Et voilà. Et je ferrai la dernière ligne.
Aslında, bu basitçe bir atamadır.В самом деле это просто значение.
Az daha basitçe çizeyim Dendritik hücre hem fagosit, hem de antijen sunucu hücredir.Ще нарисувам най-добрата си дендритна клетка.
Az daha basitçe çizeyimMoże powinienem ją trochę uprościć.
Az daha basitçe çizeyimMožná jsem ji mohl nakreslit jednodušší.
Az daha basitçe çizeyimMungkin saya harus menggambar dg lebih sederhana.
Az daha basitçe çizeyimTal vez debo dibujarles más sencilla.
Az daha basitçe çizeyimVielleicht sollt ich sie einfacher zeichnen,
Az daha basitçe çizeyim(Наступного разу зроблю щось простіше).
Basitçe 3 kenarlı bir kutu.Básicamente, es una caja de tres lados.
Basitçe 3 kenarlı bir kutu.En gros, c'est une boîte à trois côtés.
Basitçe 3 kenarlı bir kutu.E o cutie cu trei pereţi, de fapt.
Basitçe 3 kenarlı bir kutu.Es handelt sich dabei grundsätzlich um eine dreiseitige Box.
Basitçe 3 kenarlı bir kutu.Het is gewoon een doos met drie kanten.
Basitçe 3 kenarlı bir kutu.근본적으로 그것은 세 변으로 되어있는 상자입니다.
Basitçe 3 kenarlı bir kutu.Pada dasarnya itu adalah kotak bersisi 3.
Basitçe 3 kenarlı bir kutu.Una scatola con tre lati, in pratica.
Basitçe 3 kenarlı bir kutu.Zasadniczo jest to pudło trójboczne.
Basitçe 3 kenarlı bir kutu.Трёхсторонняя коробочка.
Basitçe 3 kenarlı bir kutu.Тя по същество е тристранна кутия.
Basitçe 3 kenarlı bir kutu.זאת פשוט קופסה עם שלושה צדדים.
Basitçe 3 kenarlı bir kutu.ستكون بثلاثة اوجه
Basitçe 3 kenarlı bir kutu.準備には訓練も欠かせません
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Det är en kraft som strålar från bergstopparna- -och tränger ner i marken och berikar den.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Det er en kraft, der stråler fra bjergtoppene - - og trænger ned i jorden og beriger den.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.De uma forma mais simples, é um poder que nasce do topo das montanhas, depois entra no solo e enriquece-o.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.En otras palabras, es un poder que emana de las cimas de las montañas, luego penetra la tierra y la enriquece.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Mówiąc po prostu, jest to moc płynąca z wierzchołków gór, która wnika w głąb ziemi i wzbogaca ją.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Per semplificare, è un potere che scaturisce dalle cime dei monti, che entra nel terreno e lo arricchisce.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Se on voima, jota pulppuaa vuorenhuipuista- -ja joka ravitsee maata.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Για να το πω απλά, είναι η δύναμη που βγαίνει από τα βουνά, εισχωρεί στο έδαφος και το εμπλουτίζει.
Basitçe anlatmak gerekirse, dağların zirvesinden çıkan bir güç bu, toprağa girer ve onu zenginleştirir.Попросту говоря, это сила, которая изливается из горных вершин, а потом проникает в почву и обогащает её.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Die meisten von uns werden nachts von genau den Sachen angeturnt, die sie tagsüber ausdrücklich verpönen.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Di solito la maggior parte di noi si eccita di notte con le stesse cose che non accetta durante il giorno.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Dybest set vil de fleste af os om natten tænde på de selvsamme ting som vi modsætter os om dagen.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.En gros, la plupart d'entre nous est excité le soir par ces mêmes choses que l'on combat pendant la journée.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.무례함, 짓궂음. 기본적으로 우리 중 대부분이 밤에 흥분하도록 하는 것들은 우리가 낮에 행하는 일들과 반대의 것들일 것입니다.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Kort och gott; på kvällen tänder de flesta av oss på samma saker som vi demonstrerar mot på dagarna.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Legtöbben olyasmitől indulunk be éjjel leginkább, ami ellen nappal tüntetni szoktunk.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Večino izmed nas bo ponoči vzburilo to, proti čemur bomo protestirali čez dan.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.V zásadě většina z nás je více vzrušivá v noci úplně stejnými věcmi, proti kterým bychom ve dne protestovali.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Większość z nas podnieca się w nocy tym, przeciwko czemu demonstrujemy za dnia.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Βασικά οι περισσότεροι ερεθιζόμαστε τη νύχτα από τα ίδια πράγματα που μας απωθούν κατά τη διάρκεια της ημέρας.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Уночі нас збуджує те, проти чого ми виступаємо удень.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.Фактически повечето от нас ги възбуждат през нощта същите неща, срещу които роптаят през деня.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.עקרונית, כולנו נידלק בלילה מאותם דברים שאנו מוחים נגדם במשך היום.
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.أساسا أغلبنا سنشتغل في الليل بالأشياء نفسها التي سنقوم بإظهار عكسها أثناء اليوم .
Basitçe bir çoğumuz geceleri gün boyunca bize gösterilenlere karşı durumda tahrik oluruz.日中にはそういうことを嫌いなふりをします エロチックな考えは 道徳的には問題とされます
Basitçe bir dalın üzerine fırçanın arkasını bağladım.Atei a ponta de um pincel a um galho.
Basitçe bir dalın üzerine fırçanın arkasını bağladım.Dazu habe ich einfach das Ende eines Pinsels an einen Zweig gebunden.
Basitçe bir dalın üzerine fırçanın arkasını bağladım.Egy ecset végét egyszerűen a faághoz kötöttem.
Basitçe bir dalın üzerine fırçanın arkasını bağladım.Ho semplicemente legato un pennello all'estremità di un ramoscello.
Basitçe bir dalın üzerine fırçanın arkasını bağladım.Ik bond een penseel aan het eind van een tak.
Basitçe bir dalın üzerine fırçanın arkasını bağladım.Jag band bara fast en pensel vid en kvist.
Basitçe bir dalın üzerine fırçanın arkasını bağladım.J'ai simplement lié la fin d'un pinceau à un rameau.
Basitçe bir dalın üzerine fırçanın arkasını bağladım.Jednoducho som uviazala koniec štetca na vetvičku.