Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu.Dan kami tahu pada dasarnya DNA memberi informasi kepada RNA.
Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu.그리고 기본적으로 DNA가 RNA에 정보를 제공하고
Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu.En we wisten dat DNA de informatie voor RNA verschaft.
Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu.És alapvetően tudtuk, hogy a DNS adja az információt az RNS-nek.
Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu.E scoprimmo, fondamentalmente, che il DNA contiene le informazioni per l'RNA.
Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu.I wiedzieliśmy o tym że DNA przenosi informacje dla RNA.
Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu.Nous savions, fondamentalement, que l'ADN fournit l'information à l'ARN.
Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu.Og vi vidste, i bund og grund, at DNA giver information til RNA.
Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu. RNA ise protein için bilgi sağlıyordu.E nós sabíamos que o ADN fornece a informação ao ARN e o ARN fornece a informação às proteínas.
Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu. RNA ise protein için bilgi sağlıyordu.Και ξέραμε ότι, βασικά, το DNA δίνει τις πληροφορίες στο RNA. το RNA δίνει τις πληροφορίες για πρωτεΐνες.
Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu. RNA ise protein için bilgi sağlıyordu.Мы знали, в общем, что ДНК передает информацию для РНК, а РНК предоставляет информацию для белков.
Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu.Şi ştiam, în principiu, că ADN-ul transmite informaţia spre ARN.
Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu.Và về cơ bản, chúng tôi đã biết ADN cung cấp thông tin cho ARN.
Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu.Wir wussten mehr oder weniger, dass DNA die Informationen für die RNA zur Verfügung stellte.
Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu.И знаехме, в общи линии, че ДНК осигурява информацията на РНК.
Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu.והדנ"א מספק מידע לרנ"א,
Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu.وكنا قد علمنا، أساساً، بأن ال DNA يوفر المعلومات لل RNA
Ve biliyorduk ki, basitçe DNA, RNA için bilgi sağlıyordu.ということが分かったのです
Ve biz de basitçe şu soruyu sorduk:Haemophilus avea 1,800 de gene.
Ve biz de basitçe şu soruyu sorduk:우리의 의문점은 단순했습니다.
Ve biz de basitçe şu soruyu sorduk:Y simplemente nos planteamos una pregunta: si una especie necesita ochocientos y otra quinientos,
Ve biz de basitçe şu soruyu sorduk:И просто зададохме въпроса,
Ve biz de basitçe şu soruyu sorduk:ואנו פשוט שואלים,
Ve biz de basitçe şu soruyu sorduk:وقد طرحنا ببساطة سؤالاً،
Ve biz de basitçe şu soruyu sorduk:だったら一つの生物をつくるのに
Ve bu araç, çok basitçe, Chris'in de önerdiği gibi, bizi, bize bitkilerin ve hayvanların gözünden baktırıyor.Jak naznačil Chris, ten nástroj je prostě dívat se na nás a na svět z pohledu rostliny nebo zvířete.
Ve bu araç, çok basitçe, Chris'in de önerdiği gibi, bizi, bize bitkilerin ve hayvanların gözünden baktırıyor.그리고 그 도구는, 아주 간단하게 말해서, 크리스가 제시했듯이, 우리와 세상을 식물이나 동물의 관점에서 바라보는 것입니다.
Ve bu araç, çok basitçe, Chris'in de önerdiği gibi, bizi, bize bitkilerin ve hayvanların gözünden baktırıyor.להסתכל על עצמנו ועל העולם מנקודת המבט של הצמח או של החיה. זה לא רעיון שלי, אנשים אחרים עלו על זה,
Ve bu araç, çok basitçe, Chris'in de önerdiği gibi, bizi, bize bitkilerin ve hayvanların gözünden baktırıyor.وهذه الأداة هي ، ببساطة شديدة ، كما اقترح كريس ، تنظر إلينا والعالم من وجهة نظر النباتات أو الحيوانات.
Ve bu araç, çok basitçe, Chris'in de önerdiği gibi, bizi, bize bitkilerin ve hayvanların gözünden baktırıyor.植物や動物の視点から私達人間を見る事です これは 私のアイデアではなく 他の人の思いつきですが
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Aceşti oameni aveau curajul să fie imperfecţi.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Ainsi, ces gens avaient, très simplement, le courage d'être imparfaits.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Also hatten diese Leute, schlichtweg die Courage unvollkommen zu sein.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Así que estas personas, sencillamente, tenían el coraje de ser imperfectas.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.A títo ľudia mali jednoducho odvahu byť nedokonalí.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Deze mensen hadden heel simpel de moed om onvolmaakt te zijn.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Estas pessoas tinham, simplesmente, a coragem de ser imperfeitas.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Ezeknek az embereknek tehát volt bátorságuk, vagy másképp fogalmazva, volt merszük - tökéletlennek lenni.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.In tako so ti ljudje, zelo enostavno, imeli pogum biti nepopolni.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Jadi orang-orang ini secara sederhana, hanya punya keberanian untuk jadi tidak sempurna.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.그러니까 이들은 간단히 말해서, 자신이 불완전하다는 말을 할 용기가 있었다는 거죠.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Näillä ihmisillä oli siis yksinkertaisesti rohkeutta olla epätäydellisiä.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Og disse mennesker havde, simpelt sagt, modet til at være uperfekte.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Per cui queste persone avevano, semplicemente, il coraggio di essere imperfetti.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Så dessa människor hade helt enkelt modet att vara ofullkomliga.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Takže tihle lidé měli jednoduše odvahu být nedokonalí.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Vậy những người này rất đơn giản, có dũng khí để là người không hoàn hảo.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Zatem ci ludzie mieli zwyczajnie odwagę, aby być niedoskonałymi.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Κι έτσι αυτοί οι άνθρωποι είχαν, πολύ απλά, το θάρρος να είναι ατελείς.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.И така, тези хора имаха куража да не бъдат перфектни.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Итак, у этих людей было, просто говоря, мужество быть несовершенными.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.Тож ці люди просто мали сміливість бути недосконалими.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.וכך, לאנשים האלה היה, בפשטות, האומץ להיות לא מושלמים.
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.وهؤلاء الأشخاص كان لهم الشجاعة ، بكل بساطة ليكونوا غير كاملين .
Ve bu kişiler, basitçe, kusurlu olma cesaretine sahiptiler.不完全であってもよいとする 勇気こそを持っていたのです また自分に対して思いやりがあって
Ve eğer bu fotoğrafları insanlara basitçe gösterdiyseniz bunların bir hayli çekici kişiler olduğunu söylerler.A ak ľuďom jednoducho ukážete tieto obrázky, povedia, že sú to celkom príťažliví ľudia.
Ve eğer bu fotoğrafları insanlara basitçe gösterdiyseniz bunların bir hayli çekici kişiler olduğunu söylerler.Als je aan mensen enkel deze foto's laat zien, zegt men dat dit redelijk aantrekkelijke mensen zijn.
Ve eğer bu fotoğrafları insanlara basitçe gösterdiyseniz bunların bir hayli çekici kişiler olduğunu söylerler.A pokud jednoduše tyto obrázky ukážete lidem, řeknou, že to jsou docela přitažliví lidé.
Ve eğer bu fotoğrafları insanlara basitçe gösterdiyseniz bunların bir hayli çekici kişiler olduğunu söylerler.Če ljudem preprosto pokažemo te slike, bodo dejali, da sta to precej privlačna človeka.
Ve eğer bu fotoğrafları insanlara basitçe gösterdiyseniz bunların bir hayli çekici kişiler olduğunu söylerler.Dacă pur și simplu arăți oamenilor pozele astea, o să-ți spună că aceștia sunt oameni destul de atrăgători.