Ana içeriğe geç
Sözlük

basitçe ile cümle

basitçe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
IBM'in logosunu, Westinghouse'un logosunu tasarladı - basitçe 'Her şeyi tasarladım' dedi.И он прямо так и сказал: "Я был дизайнером всего".
IBM'in logosunu, Westinghouse'un logosunu tasarladı - basitçe 'Her şeyi tasarladım' dedi.עיצב את הלוגו של אי.בי.אם, של "ווסטינגהאוז" - הוא בעצם אמר: "אני עיצבתי את הכל."
IBM'in logosunu, Westinghouse'un logosunu tasarladı - basitçe 'Her şeyi tasarladım' dedi.هو من صمم شعار شركة "أي بي أم"، و شعار شركة "ويستنغهاوس" -- لقد قال ببساطة، "لقد قمت بتصميم كل شيء"
IBM'in logosunu, Westinghouse'un logosunu tasarladı - basitçe 'Her şeyi tasarladım' dedi.彼は基本的に「私はありとあらゆるものをデザインした」と言っていました。 そして、日本のポール ランド、田中一光は、私の人生にとって
İleri sürdüğüm şey, basitçe alüminyumun üzerinde yüzen bir ikinci kaplama serisiydi.Cuối cùng tôi đã tìm ra giải pháp, sử dụng 1 chuỗi lớp vỏ thứ 2 nổi trên phần vỏ nhôm.
İleri sürdüğüm şey, basitçe alüminyumun üzerinde yüzen bir ikinci kaplama serisiydi.J'ai donc inventé un ensemble de secondes peaux qui, en gros, flottent sur la coque en aluminium.
İleri sürdüğüm şey, basitçe alüminyumun üzerinde yüzen bir ikinci kaplama serisiydi.나는 올라갔죠. 두번째 껍질을 가지고.. 그것은 떠다닐만큼 가벼운 알루미늄 판이었습니다.
İleri sürdüğüm şey, basitçe alüminyumun üzerinde yüzen bir ikinci kaplama serisiydi.Lo que inventé fue una serie de segundas pieles, que básicamente flotan sobre la cubierta de aluminio.
İleri sürdüğüm şey, basitçe alüminyumun üzerinde yüzen bir ikinci kaplama serisiydi.Mijn oplossing was een reeks tweede huiden die los op het aluminium omhulsel liggen.
İleri sürdüğüm şey, basitçe alüminyumun üzerinde yüzen bir ikinci kaplama serisiydi.Osiągnąłem to za pomocą serii powłok, które pokrywają aluminiową skorupę.
İleri sürdüğüm şey, basitçe alüminyumun üzerinde yüzen bir ikinci kaplama serisiydi.Soluţia a fost o serie de învelişuri secundare care pluteau practic peste carcasa de aluminiu.
İleri sürdüğüm şey, basitçe alüminyumun üzerinde yüzen bir ikinci kaplama serisiydi.Was ich entwickelte, war eine Reihe von zweiter Haut, welche im wesentlichen über die Aluminiumhülle gleitete.
İleri sürdüğüm şey, basitçe alüminyumun üzerinde yüzen bir ikinci kaplama serisiydi.Онова, което измислих, беше серия от втори кожи, които главно се носят около алуминиевата черупка.
İleri sürdüğüm şey, basitçe alüminyumun üzerinde yüzen bir ikinci kaplama serisiydi.Решение, к которому я пришёл это набор оболочек, которые, по сути, нависают над алюминием корпуса.
İleri sürdüğüm şey, basitçe alüminyumun üzerinde yüzen bir ikinci kaplama serisiydi.מה שהגעתי אליו לבסוף היה סדרה של שכבות משניות, שבעצם צפות מעל ציפוי האלומיניום
İleri sürdüğüm şey, basitçe alüminyumun üzerinde yüzen bir ikinci kaplama serisiydi.والذي توصلت إليه كان سلسلة من الجلود الثانوية والتي تطفو مبدئيا على الهيكل الألمونيوم
İleri sürdüğüm şey, basitçe alüminyumun üzerinde yüzen bir ikinci kaplama serisiydi.第二の表面を取り付ける というアイディアが浮かびました そしてこの挑戦とは
İmparatorlar asla imparator olmanın hayalini kurmaz, bu basitçe mantıksız olurdu.Hoàng đế không bao giờ mơ trở thành hoàng đế, điều đó sẽ đơn giản phi logic.
İmparatorlar asla imparator olmanın hayalini kurmaz, bu basitçe mantıksız olurdu.Împăraţii nu se visează niciodată împăraţi, asta ar fi pur şi simplu ilogic.
İmparatorlar asla imparator olmanın hayalini kurmaz, bu basitçe mantıksız olurdu.Kaiser träumen nie davon Kaiser zu sein, das wäre einfach unlogisch.
İmparatorlar asla imparator olmanın hayalini kurmaz, bu basitçe mantıksız olurdu.Keizers dromen nooit over keizer zijn, dat zou gewoon onlogisch zijn.
İmparatorlar asla imparator olmanın hayalini kurmaz, bu basitçe mantıksız olurdu.Kejsare drömmer aldrig om att bli kejsare, det är helt enkelt ologiskt.
İmparatorlar asla imparator olmanın hayalini kurmaz, bu basitçe mantıksız olurdu.Los emperadores nunca sueñan ser emperadores, esto será simplemente ilógico.
İmparatorlar asla imparator olmanın hayalini kurmaz, bu basitçe mantıksız olurdu.Sarebbe semplicemente illogico.
İmparatorlar asla imparator olmanın hayalini kurmaz, bu basitçe mantıksız olurdu.Οι Αυτοκράτορες ποτέ δεν ονειρεύοντηκαν να γίνουν αυτοκράτορες, το οποίο θα είναι απλά παράλογο.
İmparatorlar asla imparator olmanın hayalini kurmaz, bu basitçe mantıksız olurdu.それは まったく 理屈に合わない
İnsanların basitçe üzerini çizmek yeterli değil.Ce n'est pas assez de simplement ignorer les gens.
İnsanların basitçe üzerini çizmek yeterli değil.Es reicht nicht, diese Menschen einfach aufzugeben.
İnsanların basitçe üzerini çizmek yeterli değil.사람을 그렇게 쉽게 단념할 수는 없지요.
İnsanların basitçe üzerini çizmek yeterli değil.Não basta ignorar essas pessoas.
İnsanların basitçe üzerini çizmek yeterli değil.Nestačí lidi prostě jen odepsat.
İnsanların basitçe üzerini çizmek yeterli değil.Nie wystarczy spisywać ludzi na straty.
İnsanların basitçe üzerini çizmek yeterli değil.Nó chỉ không đơn giản là loại bỏ bớt ai đấy.
İnsanların basitçe üzerini çizmek yeterli değil.No es suficiente con eliminarlos de una lista.
İnsanların basitçe üzerini çizmek yeterli değil.Non e' abbastanza fare finta che non esistano.
İnsanların basitçe üzerini çizmek yeterli değil.Nu e destul să îndepărtezi astfel de oameni.
İnsanların basitçe üzerini çizmek yeterli değil.Simpelweg mensen afschrijven is niet goed genoeg.
İnsanların basitçe üzerini çizmek yeterli değil.Δεν αρκεί απλά να ξεγράφουμε ανθρώπους.
İnsanların basitçe üzerini çizmek yeterli değil.Недостаточно просто списать людей со счетов.
İnsanların basitçe üzerini çizmek yeterli değil.Не е достатъчно просто да отпишем хората.
İnsanların basitçe üzerini çizmek yeterli değil.זה לא מספיק פשוט "למחוק אנשים".
İnsanların basitçe üzerini çizmek yeterli değil.لا يكفي فقط الكتابة قبالة الناس.
İnsanların basitçe üzerini çizmek yeterli değil.先に進みましょう
Işte bu benim SING Kampanyam. SING Kampanyası basitçe benden bana destek olan 3-4 harika insandan oluşuyor.Kampania SING to tak naprawdę ja i 3-4 niezwykłe osoby, które mi pomagają.
Johnny'e basitçe "Evet." dedim.Egyszerűen azt mondtam Johnnynak: "Igen."
Johnny'e basitçe "Evet." dedim.I-am spus lui Johnny pur şi simplu, "Da".
Johnny'e basitçe "Evet." dedim.Ich habe einfach "ja" zu Johnny gesagt.
Johnny'e basitçe "Evet." dedim.Ik zei gewoon tegen Johnny: "Ja."
Johnny'e basitçe "Evet." dedim.Jednoducho som Johnnymu povedal, "Áno."
Johnny'e basitçe "Evet." dedim.저는 쟈니에게 "그래" 라고 간단히 말했습니다.
Johnny'e basitçe "Evet." dedim.Po prostu odpowiedziałem Johnny'emu: "Tak".
Johnny'e basitçe "Evet." dedim.Saya hanya berkata kepada Johnny, "Ya."
Johnny'e basitçe "Evet." dedim.Tôi chỉ đơn giản nói với Johnny rằng "Được."
Johnny'e basitçe "Evet." dedim.Απλά είπα στον Τζόνι, "Ναι".
Johnny'e basitçe "Evet." dedim."Да."
Johnny'e basitçe "Evet." dedim.פשוט אמרתי לג'וני "כן"
Johnny'e basitçe "Evet." dedim.قلت لجوني بكل بساطة " نعم . "
Johnny'e basitçe "Evet." dedim.彼の部屋に行くと
Kendi galaksimizi araştırmanın avantajı basitçe, bize en yakın galaksi merkezi örneği olması.우리 은하를 연구해서 좋은 점은 단순히 그것이 우리에게 가장 가까운 은하중심부이기 때문입니다. 그 다음으로 가까운 은하라도
Kendi galaksimizi araştırmanın avantajı basitçe, bize en yakın galaksi merkezi örneği olması.単にそれが自分たちに一番近い 銀河中心だからです その次に近い銀河でも 100倍遠くにありますから
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod