Bu basitçe nasıl çalıştığıydı.Tehát alapvetően így működik.
Bu basitçe nasıl çalıştığıydı.Και έτσι λειτουργεί βασικά.
Bu basitçe nasıl çalıştığıydı.Вот так вкратце работает эта система.
Bu basitçe nasıl çalıştığıydı.Така че това е начина, по който работи в основни линии.
Bu basitçe nasıl çalıştığıydı.אז באופן בסיסי כך זה עובד.
Bu basitçe nasıl çalıştığıydı.هذه في الأساس هي الطريقة التي يعمل بها.
Bu basitçe nasıl çalıştığıydı.ほんの1ヶ月前
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir. Ben daha iyi bir eğitim istedim.Ça signifie simplement qu'ils croient que c'est important de le faire.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Det betyder simpelthen at de tror på at det er vigtigt at gøre det.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Egyszerűen azt jelent, hiszik, hogy fontos megtenniük.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Es bedeutet bloß, dass sie glauben, dass es wichtig ist, das zu tun.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Het betekent gewoon dat ze geloven dat het belangrijk is om het te doen.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.단지 그 일이 중요하다고 믿는다는 걸 의미하죠.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Pur şi simplu consideră că e important ce au de făcut.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Significa apenas que acreditam ser importante fazê-lo.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Significa semplicemente che crede sia importante farlo.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Simplemente significa que creen que es importante hacerlo.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Απλά σημαίνει πως πιστεύουν ότι είναι σημαντικό να το κάνουν.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Це може означати також те, що вони дуже вірять у необхідність цих дій.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.זה רק אומר שהם מאמינים בחשיבות המעשה.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.هم ببساطة يؤمنون بأنه من المهم أن يقوموا بذلك العمل.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.私は良い教育を 受けたかった
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.Att "rena" är i princip att hyperventilera.
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.Depurarsi è in sostanza iperventilare.
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.Epurarea presupune hiperventilare.
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.Ez gyakorlatilag egy nagyon gyors és mély légzés.
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.Käytännössä hyperventiloin.
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.'제거'은 기본적으로 과호흡입니다.
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.Očista je v zásade hyperventilácia.
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.Pročištění je v podstatě zrychlené dýchání
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.Przedmuchiwanie to właściwie hiperwentylacja.
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.Purgarse, es básicamente hiperventilar.
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.Purger, c'est essentiellement de l'hyperventilation.
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.Purificar é basicamente hiperventilar.
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.Thanh lọc đơn giản là thở chậm rãi.
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.Udrensning er dybest set hyperventilering.
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.Zuiveren is eigenlijk hyperventileren.
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.Ουσιαστικά είναι υπεραερισμός.
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.Очищение, по существу, это — гипервентиляция
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.По същество прочистването е хипер - вентилиране.
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.טיהור זה בעצם נשימת יתר
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.والتطهير هو أساسا التنفس بشدة
Bu basitçe sık sık soluk almak demek.息を吸って吐いて...
Bu basitçe tam ortadaki nokta.C'est tout simplement le point au milieu.
Bu basitçe tam ortadaki nokta.E' in pratica in punto che sta nel mezzo.
Bu basitçe tam ortadaki nokta.기본적으로 중간에 있는 점이라는 말이죠.
Bu basitçe tam ortadaki nokta. M noktası AB'nin tam ortası olduğundan,Din fericire știu definiția - se află la mijloc.
Bu basitçe tam ortadaki nokta.Significa el punto en la mitad de algo.
Bu basitçe tam ortadaki nokta.Това е в основата си точка по средата.
Bu basitçe tam ortadaki nokta.היא פשוט הנקודה שנמצאת באמצע.
Bu basitçe tam ortadaki nokta.ببساطة هي النقطة التي تقع في الوسط
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Alapjában véve emiatt kell ezzel foglalkoznunk.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Đây là lý do.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Dit is eigenlijk waarom we de moeite zouden doen.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Esto es básicamente por lo que nos interesa hacerlo.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Hier sehen Sie im Grunde warum:
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Il motivo per cui dovremmo affrontarli è essenzialmente questo.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.În esență, acesta e motivul.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Inilah dasar dari mengapa kita ingin melakukannya.
Bu basitçe yapmaya niyet etme nedenimizdir.Isto é basicamente o porquê de nos incomodamos para o fazer.