bas ile cümle
bas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O işini başardı.He got through his work.
O, kendisinden başka kimseyi umursamaz.He cares for nobody but himself.
İşine başlamayı planlıyor.He is planning to launch his business.
Ona başarısızlığının hesabı soruldu.He was asked to account for his failure.
Başarısızlığı için öğretmeni suçladı.He blamed the teacher for his failure.
Kendi hatası için başkalarını suçladı.He blamed others for his own failure.
O kendi başarısızlığını ona yükledi.He blamed his failure on her.
Başarısından hiç memnun değildi.He was never content with his success.
O başarısını çok çalışmaya atfetti.He ascribed his success to hard work.
O başarıdan emindir.He is sure of success.
Başarısını iyi şansa bağlar.He attributes his success to good luck.
Onun onu tek başına yapabileceğini düşünmüyorum.I don't think he'll be able to do it by himself.
O şimdi kendi başına.He is now on his own.
Başarısızlığa uğramamak için çok çalıştı.He worked hard lest he should fail.
Başarısızlık korkusuna sıkı çalıştı.He worked hard lest he should fail.
O, başarısızlığından utandı.He is ashamed of his failure.
Başarısızlık için erkek kardeşini suçladı.He blamed the failure on his brother.
Başarısızlığını kötü şansa dayandırdı.He attributed his failure to bad luck.
O basit bir hayat sürdü.He led a simple life.
Deneyin niçin başarısız olduğunu açıkladı.He explained why the experiment failed.
O, arabasını yıkamaya başladı.He started washing his car.
Başını salladı.He shook his head.
O, başını yukarı aşağı salladı.He shook his head up and down.
Başını ileri geri salladı.He shook his head back and forth.
Başbakan ile bir röportajı vardı.He had an interview with the Prime Minister.
Başbakan olarak istifa etmek zorunda kaldı.He was forced to resign as prime minister.
Nehri yüzerek geçmeyi başardı.He succeeded in swimming across the river.
O, on yıldan daha fazla süredir tek başına bir kabinde yaşamaktadır.He has been living in the cabin by himself for more than ten years.
Ağır yaralı olmasına rağmen telefona ulaşmayı başardı.Though seriously injured, he managed to get to a telephone.
Başarılı olmayı istiyor gibi görünmüyor.He doesn't seem to want to get ahead.
Hazırlık eksikliğinden sınavda başarısız oldu.He failed in the examination for lack of preparation.
Tek başına yüzmeye gidemeyecek kadar çok genç.He is too young to go swimming alone.
Çalışma odasında hâlâ iş başında.He is still at work in the workroom.
O yemek yemeyi bitirir bitirmez tekrar yürümeye başladı.As soon as he finished eating, he began to walk again.
Yarım bardak bira içerek yemeğine başladı.He began his meal by drinking half a glass of ale.
O, masanın başına oturdu.He sat at the head of the table.
Yeni bir işe başlamak için sermayeye ihtiyacı vardı.He needed capital to start a new business.
O, yeni bir kitap üzerinde başladı.He has begun on a new book.
O, yeni bir hayata başladı.He started a new life.
Başını öne eğdi.He bent his head low.
O, istekle çalışmaya başladı.He began to study with a will.
Başkaları için çalışmaya istekliydi.He was willing to work for others.
Sonunda o dağa tırmanmayı başardı.He finally succeeded in climbing that mountain.
O başarılı olmak istedi.He wanted to succeed.
O başarılı olurdu.He would have succeeded.
Ben onun başarıp başarmayacağından şüpheliyim.I doubt if he will succeed.
Onun başaracağını pek sanmıyorum.I doubt if he will succeed.
Başarmak için çok çalıştı.He worked hard in order to succeed.
Sanırım o başaracak.I think that he will succeed.
Başarılı olmayı umuyordu.He hoped to succeed.
O, hayatında bir doktora hiç başvurmamış olması gerçeğiyle gurur duymaktadır.He is proud of the fact that he has never consulted a doctor in his life.
Başkaları hakkında her zaman kötü şeyler söylüyor.He is always saying bad things about others.
Geçen hafta kendini terfi ettirmeyi başardı.He managed to get himself promoted last week.
O, başıyla öğretmenini selamladı.He bowed to his teacher.
Ormanda tek başına bırakıldı.He was left all alone in the woods.
O, tekrar başarısız olmak için elinden geleni yaptı.He did his best only to fail again.
Basit bir yaşamdan hoşnuttur.He is content with the simple life.
Erken bir başlangıcı tavsiye etti.He advised an early start.
O yatmaya erken gitmeye başladı.He started to go to bed early.
O, başbakan'ın makamını hedefliyor.He aspired to the position of Prime Minister.