bas ile cümle

bas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O koşmaya başladı.He began running.
O, oğlunun başarılı olduğunu öğrendiği için çok mutlu oldu.He was overjoyed to find out that his son had succeeded.
O aklı başında davranmıyor.He doesn't have his feet on the ground.
Ayağıma bastığı için benden özür diledi.He apologized to me for stepping on my foot.
O, başka nasıl davranabilir?How else can he act?
O başka herhangi bir çocuktan daha uzundur.He is taller than any other boy.
Başka herhangi biri kadar çok çalıştı.He worked as hard as anybody else.
O başkalarına karşı nazik olmamı söyledi.He told me to be kind to others.
Başkaları hakkında kötü konuşmamayı kendisine prensip olarak benimsemektedir.He makes it a rule never to speak ill of others.
Başkalarının duygularına dikkat etmez.He pays no attention to others' feelings.
O, başkalarının gizliliğini ihlal ediyor.He invades the privacy of others.
O birçok adaylar arasından başkan olarak seçildi.He was elected as chairman from among many candidates.
O pek çok zorluklar karşısında başarılı oldu.He succeeded in the face of many difficulties.
O büyük olasılıkla başarısız olacak.He will probably fail.
O, muhtemelen başarılı olmayacak.He is not likely to succeed.
O, Pasifik Okyanusu boyunca yelkenli ile gitme girişiminde başarısız oldu.He failed in the attempt to sail across the Pacific Ocean.
Emekli olduktan sonra bahçıvanlık yapmaya başladı.He took up gardening after he retired.
Sonunda büyük bir girişimi başardı.He accomplished the great undertaking at last.
O, başkana yakındır.He is close to the president.
Devlet başkanı olarak göreve başladı.He was inaugurated as President.
O başkan seçildi.He was elected president.
O, başkanlığa adaylığını koymak istiyor.He wants to run for President.
O, başkan olarak istifa etti.He resigned as president.
O, başkanlık için aday gösterildi.He was nominated for the presidency.
Başkanken Japonya'yı ziyaret etti.He visited Japan while he was President.
O, bir aptaldan başka bir şey değil.He is nothing but a fool.
O, haberi duyar duymaz ağlamaya başladı.He had no sooner heard the news than he began to cry.
O utançla başını eğdi.He hung his head in shame.
O öğle yemeği yemeğe başladı.He began to eat lunch.
Başını bir sütuna çarptı.He bumped his head against a post.
Sabahtan akşama kadar şikayet etmekten başka bir şey yapmaz.He does nothing but complain from morning till night.
O, kahvaltısını yemeye başladı.He began to eat his breakfast.
O, sabahın erken saatlerinde başladı.He started early in the morning.
Başının üstünde uçan kuşları seyretmekten hoşlanır.He likes to watch the birds fly above his head.
O, geçerken bana başını salladı.He nodded to me as he passed.
O, geçerken beni başıyla selamladı.He bowed to me as he passed by.
O zamanında gelmeyi başaramadı.He failed to come on time.
Başını tavana çarptı.He bumped his head against the ceiling.
Kırsalda tamamen yalnız başına yaşar.He lives all by himself in the country.
Kırsal yaşamdan hoşlanmaya başladı.He has begun to enjoy country life.
O, çaba eksikliği nedeniyle başarısız oldu.He failed due to lack of effort.
Tüm çabaları ile, o başarılı olamadı.With all his efforts, he couldn't succeed.
O çaba kuvvetiyle başardı.He succeeded by dint of effort.
O çabaları sayesinde başarmıştır.He succeeded by virtue of his efforts.
O, çabalarına rağmen işinde başarısız oldu.He failed in his business in spite of his efforts.
O, öfkesini bastırmaya çalıştı.He tried to restrain his anger.
Tokyo bankası'nda bir işe başvurdumHe applied for a job with the Bank of Tokyo.
Onun kaçmaktan başka seçeneği yoktu.He had no choice but to run away.
Bana baştan aşağı baktı.He stared at me from head to foot.
Başını kaşıma alışkanlığı var.He has the habit of scratching his head.
Onun başını desteklemek için birkaç yastık getirdi.He fetched a few cushions to prop up her head.
Başı ağrıyordu.His head ached.
O, baş ağrısından acı çekiyor.He is suffering from a headache.
O, sınavda iki kez başarısız olduktan sonra üniversiteye girdi.He entered the university after failing the examination twice.
O iki yıl önce göreve başladı.He took office two years ago.
Küçük bir sanatçıdan başka bir şey değildir.He is nothing but a minor artist.
O, giriş sınavında başarısız oldu.He failed the entrance exam.
O giriş sınavında başarısızlığı için öğretmenini suçladı.He blamed his teacher for his failure in the entrance examination.
O kısadır, ama basketbolda iyidir.He is short, but good at basketball.
O, saçını dökmeye başlıyor.He is beginning to lose his hair.

İlgili Sayfalar