bas ile cümle
bas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O başının belaya gireceğini seziyor.He anticipates that he will be in trouble.
O ne zaman başı derde girse kız kardeşinin yardımına sığınır.When he is in trouble, he always turns to his sister for help.
O her zaman başı dertte olan insanlara yardım etmeye hazırdı.He was always ready to help people in trouble.
Başı beladaki arkadaşını bırakamadı.He could not forsake his friend in trouble.
O zorluklarla iyi başa çıkar.He will cope well with difficulties.
Onun tekrar başkan seçileceğini düşünüyor musun?Do you think he will be elected president again?
İlk başta, o çok içten görünüyordu.At first, he sounded very sincere.
O sadece tekrar başarısız olmak için elinden geleni yaptı.He tried his best only to fail again.
O, elinden geleni yaptı, ancak başarısız oldu.He did his best, but failed.
O karısını kaybettikten sonra içki içmeye başladı.He began to indulge in drinking after he lost his wife.
Dün gece televizyonda bir basketbol oyunu izledi.He watched a basketball game on TV last night.
İşinden kovulduğundan beri onun başı belada.He has been in deep water since he got fired from his job.
O, bir iş için başvurdu.He applied for a job.
O şimdi iş başında ama yedide eve gelecek.He is at work now, but will be coming home at seven.
Başa çıkılması zor bir kişidir.He's a difficult person to deal with.
Çocuklarla nasıl baş edeceğini bilmez.He doesn't know how to handle children.
O, belediye başkanı ile tokalaştı.He shook hands with the mayor.
O, belediye başkanı ile tanışıktır.He is acquainted with the mayor.
Tekrar belediye başkanı seçildi.He was elected mayor again.
Ona bir belediye başkanı olarak yemin ettirildi.He was sworn in as mayor.
O, belediye başkanı seçildi.He was elected mayor.
Belediye başkanlığı için yarışan adaylardan biridir.He is one of the candidates running for mayor.
Onlar onun belediye başkanlığı için aday olacağını söylüyor.They say that he will run for mayor.
O, belediye başkanlığına aday olacak.He is going to run for mayor.
O, belediye başkanı olarak görev yaptı.He served as mayor.
O, belediye başkanlığı için aday olacak.He will run for mayor.
Ne zaman başım derde girse yanımda oldu.He stood by me whenever I was in trouble.
Hemen başlamamızı önerdi.He proposed that we should start at once.
O yardım için bize başvurdu.He appealed to us for help.
O, bize başlamak için sinyal verdi.He gave us the signal to begin.
O, bana başını salladı.He nodded to me.
O beni başarısız olacağım konusunda uyardı.He warned me that I would fail.
O, bir baş selamı ile varlığımı kabul etti.He acknowledged my presence with a nod.
Sorumu yanıtlamak için başını salladı.He nodded in response to my question.
Başarımı kıskandı.He envied my success.
O, benim başarımı kıskandı.He was jealous of my success.
Başarımı kutladı.He congratulated me on my success.
O benden bir baş uzundur.He is taller than me by a head.
O, benden bir baş daha uzundur.He is a head taller than me.
O, benim başvurumu geri çevirdi.He turned down my application.
Derhal başlamamız gerektiğini önerdi.He suggested we should start at once.
O, sınavı başarıyla geçti.He successfully passed the exam.
O sınavda başarısız oldu ama o çok fazla umursamaz.He failed the exam, but he doesn't care too much.
O, sınavda başarısız olacak mı?Will he fail the examination?
O sınavda başarısız mı olacak?Will he fail the examination?
Onun sınavda başarısız olmasını umuyordum.I expected him to fail the exam.
Sınavda başarısız oluncaya kadar tembelliğinden pişman olmadı.He did not repent of his idleness till he failed in the examination.
İşteki başarısızlığı onu beş parasız bıraktı.His failure in business left him penniless.
Başvurusunu ofise gönderdi.He sent in his application to the office.
O, kendini öldürmeye çalıştı fakat o başarısızlıkla sonuçlandı.He tried to kill himself but it ended in failure.
Başkalarına soru sormayacak kadar çok gururludur.He is too proud to ask others any question.
Bütün başarılarına rağmen oldukça alçakgönüllü bir adamdır.He's a quite humble man in spite of all he's achieved.
Başarısı onu teşvik etti.He was encouraged by his success.
Başarısını çok çalışmaya bağladı.He attributed his success to hard work.
O, başaracağından emindir.He is sure that he will succeed.
Başarabilmesinin sebebinin arkadaşlarının yardımından kaynaklandığını hissetti.He felt that the reason he was able to succeed was because of his friends' help.
O, saatini kendi başına tamir etti.He repaired his watch by himself.
O, tek başına akşam yemeğini hazırladı.He prepared supper by himself.
O, orjinal planını başarıyla tamamlamakta ısrar etti.He persisted in accomplishing his original plan.
İşini şikâyet etmekten başka bir şey yapmadı.He did nothing but complain about his job.