bas ile cümle

bas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İstasyonda başka birini görmedi.He did not see anyone else at the station.
Bir korkaktan başka bir şey değildir.He is nothing more than a coward.
Bir şey yapmaya başladığı zaman, o kendini ona adıyor.When he begins to do anything, he devotes himself to it.
Her şeyi kendi başına yapmayı sever.He likes to do everything for himself.
O bir şey başarmış gibi görünmüyordu.He never seemed to accomplish anything.
O, her şeyde başarılıdır.He is successful in everything.
O birkaç kez sigarayı bırakmak için çalıştı, ancak başarısız oldu.He tried to give up smoking several times, but failed.
Birkaç kez denedi, ancak başarısız oldu.He tried several times, but failed.
O tekrar tekrar denedi, ancak başarılı olamadı.He tried again and again, but didn't succeed.
O, meyveden başka bir şey yemez.He eats nothing else but fruit.
O şarkı söylemeye başladı.He started singing.
O bir şarkıcı olarak başarılı olmuştu ve o çok popüler oldu.He had made good as a singer and he became very popular.
Kazara çekiçle başparmağına vurdu.He accidentally hit his thumb with the hammer.
O, zevkten başka hiçbir şey için yaşamaz.He lives for nothing but pleasure.
Hep birden koşmaya başladılar.They began to run all at once.
O, basamakları yavaşça tırmandı.He went up the steps slowly.
O, bir kerede üç basamak atladı.He jumped up the steps three at a time.
Onun okuldaki başarısı iyidir.He is doing very well at school.
O, tutkularını bastırdı.He subdued his passions.
O, basit aritmetiği bile yapamadı.He couldn't do even simple arithmetic.
Şüphesiz o, sınavda başarılı olacak.He will without doubt succeed in the exam.
Gözlüğünü taktı ve okumaya başladı.He put on his glasses and began to read.
O, başkalarına yardım etmeye istekliydi.He was willing to help others.
Onun aklı başında değil.He is not all there.
O kötü hissetmeye başladı.He began to feel ill.
O kuşkusuz dünyadaki en başarılı yönetmen.He is without doubt the most successful movie director in the world.
O, başkan olarak atandı.He was appointed chairman.
Onun başkan olarak atanmasını kabul etti.He accepted his appointment as chairman.
O, başkan olarak görev yaptı.He acted as chairman.
Aniden frene bastı.He put his foot on the brake suddenly.
Aniden annesine bir mektup yazmaya başladı.He suddenly started writing a letter to his mother.
O ağlamaya başladı.He began to cry.
Direksiyon başında uyuyakalıp kaza yaptı.He fell asleep at the wheel and had an accident.
Direksiyon başında uykuya daldı ve kaza yaptı.He fell asleep at the wheel and had an accident.
O bağırmaya başladı.He began to shout.
O, parasızlıktan dolayı başarısız oldu.He failed, due to lack of money.
Para kazanmayla o kadar meşguldü ki başka bir şey düşünecek vakti yoktuHe was so intent on money-making that he had no time to think of anything else.
Para kazanmaktan başka bir şey düşünmez.He thinks of nothing but making money.
Sana ödünç para vermeyecek kadar aklı başında.He knows better than to lend you money.
Ben onun seni sevdiğini sanıyordum, ama gerçekte, o başka bir kız seviyordu.I thought he loved you, but as it is, he loved another girl.
O deneyim yokluğundan dolayı işte başarısız oldu.He failed in business for lack of experience.
O, bir yalancıdan başka bir şey değil.He is anything but a liar.
O, asla başarısıyla övünmedi.He never boasted of his success.
O bir politikacı baskısına asla boyun eğmeyecektir.He will never yield to the pressure of a politician.
O başkaları hakkında asla kötü konuşmamayı kural haline getirmektedir.He makes it a rule never to speak badly of others.
O sonunda başarıdan emin.He is sure of success in the end.
Yine de başarısız oldu.He failed after all.
Aya ayak basan ilk insandı.He was the first man to land on the moon.
O, mazaret göstermeye başladı.He began to make excuses.
Söylenileni yapmaktan başka seçeneği yoktu.He had no choice but to do as he was told.
Baştan sona kapıyı beyaza boyadı.He painted the door over white.
Başarılı bir yerel çocuk eve geliyor.A successful local boy is coming home.
Başöğretmenlik derecesine terfi etti.He was promoted to the position of head teacher.
O, derse başlamadan önce boğazını temizledi.He cleared his throat before starting the lecture.
Yüksek kan basıncından rahatsızlık çekiyor.He suffered from high blood pressure.
İtiraf etmeyi başardı.He did not fail to confess.
O ağlamaya başlıyor.He's beginning to cry.
O şu anda başka bir telefonda.He is on another phone at the moment.
Bu ayın başına kadar bizimle kaldı.He stayed with us until the beginning of this month.
Şimdi onun başı belada.He is in trouble now.

İlgili Sayfalar