bas ile cümle
bas kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yöntem basit ama çok etkiliydi.The method was crude, but very effective.
O mahalleye ayak basmayın.Don't set foot in that neighborhood.
Belge tüm bölüm başkanlarına dağıtıldı.The document was distributed to all department heads.
Hikayenin başlangıcı ilginçti.The beginning of the story was interesting.
Erkek kardeşim gürültü duyduğunda ağlamaya başladı.On hearing the noise, my brother started to cry.
Odada hiçbir şey başka bir şey ile eşleşmiyor.Nothing in the room matches with anything else.
Odada eski bir sandalyeden başka bir şey yoktu.There was nothing but an old chair in the room.
Uçağa binmekten başka seçeneğim yoktu.I had no choice but to take the plane.
O akşam bahşişimi masada başaşağı bıraktığım bir kahve fincanının altına bıraktım.That evening I left my tip under a coffee cup, which I left upside down on the table.
Yaşlı öğretmen eski güzel günlerden söz etmeye başladı.The old teacher began to talk about the good old days.
O gün soğuktu ve dahası yağmur başlamıştı.It was cold that day, and moreover it began to rain.
İki çocuk araziyi baştan başa dolaştı.The two boys traveled throughout the land.
İki erkek çocuk birbirlerini suçlamaya başladı.The two boys began to blame each other.
O günlerde, o, evde tek başına yaşıyordu.In those days, he lived in the house alone.
Bildirim kötü biçimde basıldı.The notice was badly printed.
Sokak, Başkan Madison olarak adlandırılır.The street is named for President Madison.
Adam tek başına rüzgar sörfü yapmaktan hoşlanıyor.The man is enjoying windsurfing alone.
Adam aniden silahını ateşlemeye başladı.The man suddenly started shooting his gun.
Adam kendi başına hareket edemeyecek kadar çok şişman.The man was too fat to move by himself.
Adam ayağıma bastığı için özür bile dilemedi.The man did not so much as apologize for stepping on my foot.
Çocuk ağlamaya başladı.The boy began to cry.
Örgüt, yaban hayatı korumasında başlıca rol oynar.The organization plays a principal role in wildlife conservation.
Milyoner, fakir bir çocuk olarak hayata başladı.The millionaire began life as a poor boy.
Milyoner, maliyeti ne olursa olsun başyapıtı satın almaya niyetlendi.The millionaire intended to purchase the masterpiece regardless of cost.
Başkan gençken bir çiftçiydi.The president was a farmer when he was young.
Üniversite başkanının istifa etmesi olasıdır.The president of the university is likely to resign.
Çocuk, içinde eski gazetelerden başka hiçbir şey içermeyen büyük bir kutu buldu.The boy found the big box contained nothing but old newspapers.
Başka bir şey olacak mı?Will there be anything else?
Cebinizde başka ne var?What else do you have in your pocket?
Sendikanın muhafazakâr bir parti üzerinde baskın bir etkisi var.The union has a dominant influence on the conservative party.
Oyuncu, harika bir başarı gerçekleştirdi.The player performed a wonderful feat.
Kampanya başarılı oldu ve o seçimi kazandı.The campaign succeeded and he won the election.
Bebek ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The baby did nothing but cry.
Dün gece bebek ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The baby did nothing but cry all last night.
O bebek ağlamaktan başka bir şey yapmaz.That baby does nothing but cry.
Bebek emeklemeye başladı.The baby began to crawl.
Politikanın bir başarısızlık olduğuna karar vermeliyiz.We have to conclude that the policy is a failure.
Onlar da başkalarına adil olmalıdır.They should also be fair to others.
Adam çabaları sayesinde işi başarmış olmalı.The man must have succeeded in business by virtue of his efforts.
Adam ölüden başka bir şey değil.The man is all but dead.
Başkalarını arkalarından kötülememelisiniz.You ought not to speak ill of others behind their backs.
Adam ayağa kalktı ve şarkı söylemeye başladı.The man stood up and began to sing.
Teklifi kabul etmekten başka seçeneğim yoktu.I had no choice but to accept the offer.
Yeni film büyük bir başarıydı.The new movie was a big hit.
Altı kişi işe başvurdu ama onlardan hiçbiri işe alınmadı.Six people applied for the job, but none of them were employed.
Çocuk okumayı beceriyormuş gibi yapıyordu, ama kitabı baş aşağı tutuyordu.The boy pretended he could read, but he was holding the book upside down.
Çocuk gürültü yapmaya başladı.The boy began to make noise.
Çocuk kasten ayağıma bastı.The boy stepped on my foot on purpose.
Genç kaçmaya yeltendi ama başaramadı.The boy attempted an escape, but failed.
Kız ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The girl did nothing but cry.
Kız ağlamaktan başka bir şey yapmıyor.The girl did nothing but cry.
Kızın tavsiye için başvuracağı kimsesi yoktu.The girl had no one to turn to for advice.
Kızlar gülmeye başladılar.The girls began to laugh.
Roman onun ölümünden sonra basıldı.The novel was published after his death.
Küçük kız, Emily'den başkasına asla gülümsemez.The little girl never smiles at anyone other than Emily.
Kadınlar birçok defa başlarıyla birbirlerini selamladı.The women bowed to each other so many times.
Kız annesini görür görmez birden ağlamaya başladı.Instantly the girl saw her mother, she burst out crying.
Kız tek başına her şeyi çalmaya alışkın.The girl is used to playing all by herself.
Küçük kız ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The little girl did nothing but cry.
Oyun sadece taraflı bir başarıydı.The play was only a partial success.