Sence Tom gerçekten bütün viski şişesini kendi başına mı içmek niyetinde?Do you think Tom really intends to drink that whole bottle of wine by himself?
Tom'un asla başına bela gelmiyor.Tom never gets in trouble.
Hava karardıktan sonra yalnız başına eve yürüyerek gitmemeni öneririm.I advise you not to walk home by yourself after dark.
Tom, Mary'nin tek başına evine yürümesinin güvenli olmayacağını düşünüyordu.Tom thought it wouldn't be safe for Mary to walk home by herself.
Onları tek başına mı görmek istiyorsun?Do you wanna go see them by yourself?
Aklı başında biri öyle bir şeyi nasıl yapabilir?How could anyone in their right mind do something like that?
Tom, Mary'nin tek başına evine yürümesinin güvenli olacağını düşündü.Tom thought it would be safe for Mary to walk home by herself.
Tom kendi başına şarkı söylesin.Let Tom sing by himself.
Bence Tom'un tek başına Boston'a gitmesine izin vermelisin.I think you ought to let Tom go to Boston by himself.
Aklı başında biri nasıl bununla aynı fikirde olmaz?How could anyone in their right mind disagree with this?
Bunu kendi başına yapacak kadar yaşlısın.You're old enough to do that on your own.
Onu kendi başına yapmak için yeterince yaşlısın.You're old enough to do that by yourself.
Başından beri bana yalan söyledin.Right from the beginning you have lied to me.
Kan basıncım muhtemelen düştü ama şimdi iyiyim.My blood pressure probably went down, but I'm fine now.
Fadıl silahı Leyla'nın başına koydu ve sonra onu vurdu.Fadil placed the gun at Layla's head and then shot her.
Leyla iki oğlan çocuğunu tek başına yetiştirdi.Layla raised her two boys on her own.
Mary üç çocuğunu kendi başına büyüttü.Mary raised her three children on her own.
Fadıl, Leyla'yı başının arkasından vurdu.Fadil shot Layla in the back of the head.
Fadıl problemlerini tek başına çözemez.Fadil can't solve his problems alone.
Fadıl, Dania'nın başına bir silah doğrulttu.Fadil held a gun to Dania's head.
Fadil tek başına.Fadil is on his own.
Tom kendi sorunlarını tek başına çözemez.Tom won't be able to solve his problems alone.
Tom, Mary'nin başına bir silah tuttu.Tom held a gun to Mary's head.
Tom, Mary'nin başına bir silah dayadı.Tom held a gun to Mary's head.
Tom yıllarca kendi başına yaşadı.Tom lived on his own for years.
Tom lastiği tek başına değiştirebilmeli.Tom should be able to change the tire by himself.
Kimin aklı başında olduğunu ve kimin delirmiş olduğunu nasıl söyleyebilirsin?How can you tell who's sane and who's insane?
O senin başına gelseydi nasıl hissederdin?How would you feel if that happened to you?
Tom o kutuyu kendi başına kaldıramaz.Tom won't be able to lift that box by himself.
Tom kendi başına oraya gitmeyi planlayabilir.Tom could be planning to go there by himself.
Tom onun hepsini tek başına yapamaz.Tom can't do it all by himself.
Tom her şeyi kendi başında yapar.Tom does everything on his own.
Tom onu tek başına yapamazdı sanırım.Tom couldn't have done that by himself, I think.
Tom'un bunu kendi başına yapamayacağını biliyordum.I knew Tom couldn't have done this by himself.
Tom onu kendi başına yapabilirdi sanırım.Tom could've done that by himself, I think.
Tom'u oraya tek başına gitmemesi için ikna ettim.I convinced Tom not to go there by himself.
Tek başına şarkı söyledin mi?Did you sing by yourself?
Karanlıkta yalnız başına yukarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go upstairs alone in the dark.
Tom hepsini tek başına yaptı.Tom did that all by himself.
Oraya kendi başınıza gitmemenizi öneririm.I recommend that you don't go there by yourself.
Onu tek başınıza yapmak istemediğinizi biliyorum.I know that you don't want to do that by yourself.
Onu tek başına yapabileceğin hiçbir yol yok.There's no way you can do that by yourself.
Tom onların hepsini kendi başına yaptı.Tom did that all himself.
Tom hepsini kendi başına yaptı.Tom did it all himself.
Onu tek başınıza yapamayacağınızı biliyorum.I know that you won't be able to do that by yourself.
Geceleri kendi başınıza dışarı çıkmanın güvenli olduğunu sanmıyorum.I don't think it's safe to go out at night by yourself.
Tom, Mary'nin başına kötü bir şey gelmediğinden emin olmak istedi.Tom wanted to make sure that nothing bad happened to Mary.
Tom tezgahta tek başına oturdu.Tom sat alone at the counter.
Tom'u oraya yalnız başına gönderdim.I made Tom go there by himself.
Tom'un yalnız başına oturduğunu fark etmedim.I didn't notice that Tom was sitting by himself.
Tom Mary'nin yalnız başına oturduğunu fark etmedi.Tom didn't notice that Mary was sitting by herself.
Tom bugün Mary ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.Tom held a joint press conference with Mary today.
Fadıl başında sesler duyduğunu söyledi.Fadil said he heard voices in his head.
Fadıl, uyurken Leyla'yı başından vurdu.Fadil shot Layla in the head while she was sleeping.
Fadıl, Leyla ile başının dertte olduğunu biliyordu.Fadil knew he was in trouble with Layla.
Sanırım bunu kendi başına yapabilirdin.I think you could've done this by yourself.
Tom'a olan şey herkesin başına gelebilir.What happened to Tom could've happened to anyone.
Tom, motoru tek başına nasıl tamir edeceğini anladı.Tom figured out how to fix the engine on his own.
Tom, tek başına bunu yapmak istemediğini söylüyor.Tom says he doesn't want to do that by himself.
Tom geceleri kendi başına dışarı çıkmak için çok genç.Tom is too young to go out by himself at night.