Ana içeriğe geç
Sözlük

basın ile cümle

basın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tek başına yüzmeye gitmek için yeterince yaşlı değilsin.You are not old enough to go swimming by yourself.
Görev başında sigara içmesen iyi olur.You had better not smoke while on duty.
Görevinin başına ne zaman gidiyorsun?What time are you going on duty?
Artık sınavı geçtiğine göre, kendi başına araba kullanabilirsin.Now that you have passed your test, you can drive on your own.
Bunu tek başına mı yaptın?Did you do this on your own?
Senin tek başına oralara gitmen risklidir.It is risky for you to go into that area alone.
Tek başına onu yapmaya çalışman çılgınlık.You are mad to try to do it all alone.
Tek başına dağa tırmanmanın tehlikeli olduğunu düşünüyorum.We think it is very dangerous that you're climbing the mountain alone.
Acil bir durumda, bu düğmeye basın.In case of an emergency, push this button.
Benim için sürpriz oldu, çocuk Yokohama'dan buraya bütün yolu tek başına geldi.To my surprise, the child came here by himself all the way from Yokohama.
Bizim için sürpriz oldu, o Brezilya'ya tek başına gitti.To our surprise, she has gone to Brazil alone.
Dev bir federal bütçe açığı, yıllardır Amerikan ekonomisinin başına bela oldu.A huge federal budget deficit has been plaguing the American economy for many years.
Basın onun özel hayatıyla ilgileniyor.The press is interested in his private life.
Makineyi çalıştırmak için bu butona basın.Press this button to start the machine.
Köşe başında bir meyhane var.There's a pub just around the corner.
Köşe başındaki ev bizim.The house on the corner is ours.
Açılış konuşması tek başına bir saat sürdü.The opening address alone lasted one hour.
Yük bir sürücünün tek başına taşıyamayacağı kadar çok ağırdı.The load was too heavy for a driver to carry alone.
Yangın durumunda, bu düğmeye basın.In case of fire, press this button.
Yangın durumunda, camı kırın ve kırmızı düğmeye basın.In case of fire, break the glass and push the red button.
Butona basın, lütfen.Push the button, please.
Yüzücü başını kaldırdı ve nefes nefese kaldı.The swimmer raised his head and gasped for breath.
Direksiyon başındaki kişiyle konuşmayacaksın.You are not to speak to the man at the wheel.
Bir metroya tek başına binmek tehlikeli mi?Is it dangerous to take a subway alone?
Piyanoyu tek başına kaldıramazsın.You cannot lift the piano alone.
Midemde bir basınç hissi var.I have a pressing feeling in my stomach.
Sevgi ile tek başına yaşayamazsın.You cannot live by love alone.
Lindbergh'in tek başına sürekli transatlantik uçuşu kayda değer bir başarıydı.Lindbergh's solo nonstop transatlantic flight was a remarkable accomplishment.
Soğuk Moskova kışlarında kendi başına şapka takmak en iyisidir.It's best to wear a cap on your head during the cold Moscow winters.
Bazen zamanı tek başına harcar.May sometimes spends the time by herself.
Mary'nin orada tek başına yaşamasından hoşlanmıyorum.I do not like Mary's living there alone.
Herkes aklını başına devşirdi, tamam.Everybody pulled their socks up, yeah.
Acil durumda derhal bu düğmeye basınız.Please push this button at once in case of emergency.
Bob kendi başına bu çileyi aşmak zorundadır.Bob has to get through this ordeal on his own.
Paul kızardı ve başını çevirdi.Paul blushed and turned away.
Tarih ve adres genellikle mektupların başında yazılır.The date and address is usually written at the head of letters.
Bill genellikle tek başına oyuncakları ile oynar.Bill often plays with toys by himself.
Güneşteyken başınızı örtün.Cover your head when you are in the sun.
Tek başına yaşamayı nasıl buluyorsun?How do you like living on your own?
Yalnız başına terk edilmiş olarak, oğlan ne yapılacağını bilmedi.Being left alone, the boy didn't know what to do.
Bale müzik şefi olarak yalnız başına duruyor.He stands alone as a conductor of ballet music.
Kişisel bilgisayarını yalnız başına kullabilir.She alone is able to use the personal computer.
Nancy tek başına yurt dışında yaşamayı istemiyordu.Nancy didn't mind living abroad by herself.
Tom bize başının ağrıdığını söyledi.Tom told us that he had a headache.
Tom bu işi yalnız başına yapabilir.Tom can do this work alone.
Dick kendi başına gitmeyi planlıyor.Dick plans to go by himself.
Tama bazen kendi başına yürüyüşe çıkar.Tama sometimes goes for a walk by himself.
Kendi başına gitmemen gerektiğini söylememin nedeni buydu.That's why I told you not to go by yourself.
Lastik basıncını kontrol eder misin?Could you check the tire pressure?
Başından beri söylediğim bu.That's what I said all along.
Yaşlı adam tek başına yaşadı.The old man lived by himself.
Yaşlı adam tek başına yaşıyor.The old man lives by himself.
Yaşlı adam kendi başına yaşamaktadır.The old man lives by himself.
O günlerde, o, evde tek başına yaşıyordu.In those days, he lived in the house alone.
Adam tek başına rüzgar sörfü yapmaktan hoşlanıyor.The man is enjoying windsurfing alone.
Adam kendi başına hareket edemeyecek kadar çok şişman.The man was too fat to move by himself.
Kız tek başına her şeyi çalmaya alışkın.The girl is used to playing all by herself.
İş onun tarafından yalnız başına mı yapıldı.Was the work done by him alone?
Bu ülkede aile başına düşen çocuk sayısı 2'den 1,5'a düştü.In this country the average number of children per family fell from 2 to 1.5.
Köpek başını bir bu yana bir o yana çevirdi.The dog turned its head this way and that.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod