Başımıza bu geliyor. (Yazı: kötü hristiyanlar)이런거죠. "나쁜 기독교인"
Başımıza bu geliyor. (Yazı: kötü hristiyanlar)さらに不運なことに この文字が表示されたのは
Başımıza bu geliyor. (Yazı: kötü hristiyanlar)我哋就見到甘樣嘅組合。(文字:壞基督徒)
Başımıza bu geliyor.Όπως αυτό: (Κείμενο:
Başımıza bu geliyor.Получаем вот это (Текст:
Başımıza bu geliyor.Така ние получихме това.
Başımıza bu geliyor.Тож ми отримали це.
Başımıza bu geliyor.فنحصل على هذا.
Başımıza gelen bütün olaylarda sen hep adil davrandın, doğru olanı yaptın, bizse kötülük yaptık.Ali ti si pravičen v vsem, kar je prišlo nad nas: zakaj ti si ravnal po resnici, mi pa smo delali krivično.
Başımıza gelen bütün olaylarda sen hep adil davrandın, doğru olanı yaptın, bizse kötülük yaptık.Du er rettferdig i alt det som er kommet over oss; for du har vist trofasthet, men vi har vært ugudelige.
Başımıza gelen bütün olaylarda sen hep adil davrandın, doğru olanı yaptın, bizse kötülük yaptık.I alt, hvad der er kommet over os, står du retfærdig, thi du har vist dig trofast, men vi var ugudelige.
Başımıza gelen bütün olaylarda sen hep adil davrandın, doğru olanı yaptın, bizse kötülük yaptık.그러나 우리의 당한 모든 일에 주는 공의로우시니 우리는 악을 행하였사오나 주는 진실히 행하셨음이니이다
Başımıza gelen bütün olaylarda sen hep adil davrandın, doğru olanı yaptın, bizse kötülük yaptık.Tindakan-Mu adil, Kauhukum kami yang berdosa; Kau tetap setia walaupun kami penuh cela
Başımıza gelen bütün olaylarda sen hep adil davrandın, doğru olanı yaptın, bizse kötülük yaptık.Tu ai fost drept în tot ce ni s'a întîmplat, căci Te-ai arătat credincios, iar noi am făcut rău.
Başımıza gelen bütün olaylarda sen hep adil davrandın, doğru olanı yaptın, bizse kötülük yaptık.Tu as été juste dans tout ce qui nous est arrivé, car tu t`es montré fidèle, et nous avons fait le mal.
Başımıza gelen bütün olaylarda sen hep adil davrandın, doğru olanı yaptın, bizse kötülük yaptık.Tu, porém, és justo em tudo quanto tem vindo sobre nós; pois tu fielmente procedeste, mas nós perversamente.
Başımıza gelen bütün olaylarda sen hep adil davrandın, doğru olanı yaptın, bizse kötülük yaptık.Δικαιος βεβαιως εισαι εις παντα τα επελθοντα εφ' ημας διοτι συ μεν αληθειαν εκαμες, ημεις δε ησεβησαμεν.
Başımıza gelen bütün olaylarda sen hep adil davrandın, doğru olanı yaptın, bizse kötülük yaptık.Во всем постигшем нас Ты праведен, потому что Ты делал по правде, а мы виновны.
Başımıza gelen bütün olaylarda sen hep adil davrandın, doğru olanı yaptın, bizse kötülük yaptık.ואתה צדיק על כל הבא עלינו כי אמת עשית ואנחנו הרשענו׃
Başımıza gelen bütün olaylarda sen hep adil davrandın, doğru olanı yaptın, bizse kötülük yaptık.وانت بار في كل ما اتى علينا لانك عملت بالحق ونحن اذنبنا.
Başımıza gelen bütün olaylarda sen hep adil davrandın, doğru olanı yaptın, bizse kötülük yaptık.在 一 切 臨 到 我 們 的 事 上 、 你 卻 是 公 義 的 . 因 你 所 行 的 是 誠 實 、 我 們 所 作 的 是 邪 惡
Başımıza gelen bütün olaylarda sen hep adil davrandın, doğru olanı yaptın, bizse kötülük yaptık.在 一切 臨到 我們 的 事上 、 你卻是 公義 的 . 因 你 所 行 的 是 誠實 、 我 們 所 作 的 是 邪惡
Başımıza polisler üşüşmeden onu buradan çıkart!Fuera de aquí - antes de que lo haga la policía! Tráele una bebida caliente!
Başımıza polisler üşüşmeden onu buradan çıkart!"Lass uns verschwinden bevor noch die Polizei kommt!"
Başımıza polisler üşüşmeden onu buradan çıkart!Portala via, prima che trascini qua tutta la polizia!
Başımızdan geçenler oldukça şaşırtıcıydı.A fost foarte socanta perioada prin care am trecut.
Başımızdan geçenler oldukça şaşırtıcıydı.Ce que nous avons vécu a été très impressionnant.
Başımızdan geçenler oldukça şaşırtıcıydı.E' abbastanza sbalorditivo, quello che abbiamo passato.
Başımızdan geçenler oldukça şaşırtıcıydı.Es ist ziemlich beindruckend, was wir durchlebt haben.
Başımızdan geçenler oldukça şaşırtıcıydı.Ha sido asombroso lo que hemos vivido.
Başımızdan geçenler oldukça şaşırtıcıydı.Het was duizelingwekkend, wat we hebben meegemaakt.
Başımızdan geçenler oldukça şaşırtıcıydı.우리가 겪어 온 것은 진짜 충격적이었습니다.
Başımızdan geçenler oldukça şaşırtıcıydı.Είναι πραγματικά απίστευτο αυτό που ζούμε.
Başımızdan geçenler oldukça şaşırtıcıydı.Мы прошли через крайне неустойчивое положение.
Başımızdan geçenler oldukça şaşırtıcıydı.Онова, което преживяхме, беше просто смайващо.
Başımızdan geçenler oldukça şaşırtıcıydı.זה די מדהים, מה שעברנו.
Başımızdan geçenler oldukça şaşırtıcıydı.فلقد كانت الفتره التي عشناها مدهشة حقا .
Başımızdan geçenler oldukça şaşırtıcıydı.アメリカ人のうち80%は
Başımızı kaldırıp yukarı baktığımızda, birbirine geçmeli, oldukça girift yapıda çatı kemerlerini görüyoruz.Nad námi se nachází komplexní sítě ostré klenby.
Basım olanakları ortaya çıkınca "Tamam, hadi incil'i basalım.Cand au aparut primele prese de tipar, oamenii au spus: "Bine, deci am tiparit Biblia.
Basım olanakları ortaya çıkınca "Tamam, hadi incil'i basalım.Cuando salieron las primeras prensas de impresión dijeron que "está bien, vamos imprimir la Biblia.
Basım olanakları ortaya çıkınca "Tamam, hadi incil'i basalım.Khi ép in ấn đầu tiên ra đến họ nói "được rồi, hãy in kinh thánh.
Basım olanakları ortaya çıkınca "Tamam, hadi incil'i basalım. Peki sonra ne basacağız?" dendi.Keď boli vyrobené prvé tlačiarenské lisy, povedali si " Dobre, vytlačme bibliu.
Basım olanakları ortaya çıkınca "Tamam, hadi incil'i basalım. Peki sonra ne basacağız?" dendi.Kiedy pojawiły się prasy drukarskie powiedziano "Drukujemy Biblię.
Basım olanakları ortaya çıkınca "Tamam, hadi incil'i basalım. Peki sonra ne basacağız?" dendi.첫 번째 인쇄가 나왔을 때 그들은 말했습니다. "좋아. 성경은 인쇄했어. 그다음엔 뭐할까?"
Basım olanakları ortaya çıkınca "Tamam, hadi incil'i basalım. Peki sonra ne basacağız?" dendi.عندما بدأوا الطباعة فى أول الأمر قالوا "حسنا سنطبع الإنجيل، ماذا بعد؟"
Basım olanakları ortaya çıkınca "Tamam, hadi incil'i basalım.Quando furono costruite le prime tipografie, si disse:
Basım olanakları ortaya çıkınca "Tamam, hadi incil'i basalım.Toen de eerste drukpers werd gemaakt, dacht men:
Basım olanakları ortaya çıkınca "Tamam, hadi incil'i basalım.U prvních tiskařských lisů si řekli: "Dobře, vytiskneme Bibli.
Basım olanakları ortaya çıkınca "Tamam, hadi incil'i basalım.Wenn die ersten Druckmaschinen kam, sagten sie "Okay, lasst uns die Bibel drucken.
Basım olanakları ortaya çıkınca "Tamam, hadi incil'i basalım.Коли ули створені перші друкарні, було сказано:
Başım öyle ağrıyordu ki, daha bahçeden girmeden... ...bağırmaya başladım!Bolała tak bardzo że jak tylko doszłam do domu... Zaczęłam wołać od progu!
Başım öyle ağrıyordu ki, daha bahçeden girmeden... ...bağırmaya başladım!J'avais très mal à la tête, alors, en rentrant à la maison, je l'ai appelée du jardin :
Başım öyle ağrıyordu ki, daha bahçeden girmeden... ...bağırmaya başladım!M-a durut atât de tare, încât cum am ajuns acasã... ... am început sã strig din curte:
Başım öyle ağrıyordu ki, daha bahçeden girmeden... ...bağırmaya başladım!Mir tat der Kopf so weh. Sobald ich nach Hause kam, fing ich schon im Hof an zu rufen.
Başım öyle ağrıyordu ki, daha bahçeden girmeden... ...bağırmaya başladım!Το κεφάλι μου πόναγε τόσο πολύ με το που έφτασα σπίτι... Αρχησα να φωνάζω απο την αυλή!
Basım tarihiAusgabetag
Basım tarihi çok eski olmalı diye düşündüm."80年代初期に出版されたものでした
Basım tarihi çok eski olmalı diye düşündüm.Ik denk nog: dit is een oude druk, nietwaar.
Basım tarihi çok eski olmalı diye düşündüm.Je me dis ça doit être une vieille date d'impression, bon.