Ana içeriğe geç
Sözlük

basım ile cümle

basım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yani bu başımıza gelebilecek en kötü şeydi.You know, that was kind of the worst thing that could happen to us.
Git başımdan.Move!
Tek başıma mı?Alone?
Başımı döndürüyor.It makes me dizzy.
"Ben beş yaşındayken başıma gelenleri hatırlamıyorum.I said, "I don't remember anything from when I was five years old.
Zamanım azalınca hep başıma gelen şey.That always happens when I start running out of time.
"Bak, zaten başımda bir kriz var ikinci bir tanesine ihtiyacım yok" diyebilirsiniz.I have one climate crisis, I don't really need the second one." (Laughter)
Karşımda duran şeyleri anlamaya çalışırken kalbim hızla atıyor, başım dönüyordu.My heart beat fast, my head was dizzy, trying to comprehend what it was that stood in front of me.
Yaslandıkça başım aşağı yukarı dik kalıyor.As I recline, my head says more or less vertical.
Bu benim başıma gelmezdi... Biz birbirimizi çok sevdik ve evlenmek üzereydik.This couldn't have happened to me... we loved each other and were about to get married.
Başımız derde girecek.We'll be in trouble if spotted
Başımızı kaybederiz.We'll lose our heads.
Başımıza bu geliyor.So we get this.
Peki, sizinle geleyim gerek yok yalnız başıma daha hızlıyımAlright, I'll go with you I can manage on my own
Harika git başımdan git başımdan elbette... çok normal... nede olsa en önemli maçıGreat Draw it Draw it
Wenlie gidin başımdan sadece bir maç kaybettim ne var ki ! abartılcak birşey değilWenlie Leave me alone I've only lost one match
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.I always waited for it to sort of hit me on the head.
Çölün ortasında yalnız başımıza oturuyorduk ve dedi ki - evimi düşünerek - dedi ki,We were standing out in the desert all alone and, thinking about my house, he said,
"Bay Wright, koltukta oturuyorum, ve başıma sular akıyor.""Mr. Wright, I'm sitting on the couch and the water's pouring in on my head."
Saray yemekleri çok lezzetli ama tek başıma yemekten sıkıldım.The palace cuisine is really good, but it's really boring to eat alone.
Yalnız başıma... Böyle sefil bir aşk!Must I continue this useless love
Bu ömrümde ilk defa başıma gelebilecek bir fırsattı.This is an opportunity that may never come to me...
"Tek başıma iyi yaparım" Bunu bilmiyor musun?"I do it well even on my own!" Don't you know that?
Sahte basın kartıyla izinsiz içeri girmeye çalışan hayranlar yüzünden başımız ağrıdı.We are having a headache because of fans who trespass with fake press cards.
Buraya tek başıma gelmedim.I did not come here by myself.
Bu halkı tek başıma taşıyamam, bunca yükü kaldıramam.I am not able to bear all this people alone, because it is too heavy for me.
‹‹O sırada size, ‹Tek başıma yükünüzü taşıyamam› dedim,I spoke to you at that time, saying, "I am not able to bear you myself alone:
Sorunlarınıza, yükünüze, davalarınıza ben tek başıma nasıl katlanabilirim?How can I myself alone bear your encumbrance, and your burden, and your strife?
‹‹Başım ağrıyor, başım!›› diye bağırmaya başladı. Babası uşağına, ‹‹Onu annesine götür›› dedi.He said to his father, "My head! My head!" He said to his servant, "Carry him to his mother."
Korktuğum, Çekindiğim başıma geldi.For the thing which I fear comes on me, That which I am afraid of comes to me.
Ben deniz ya da deniz canavarı mıyım ki, Başıma bekçi koydun?Am I a sea, or a sea monster, that you put a guard over me?
Başımı kaldırsam, aslan gibi beni avlar, Şaşılası gücünü yine gösterirsin üstümde.If my head is held high, you hunt me like a lion. Again you show yourself powerful to me.
‹‹Susun, bırakın ben konuşayım, Başıma ne gelirse gelsin."Be silent, leave me alone, that I may speak. Let come on me what will.
Üzerimden onurumu soydu, Başımdaki tacı kaldırdı.He has stripped me of my glory, and taken the crown from my head.
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,when his lamp shone on my head, and by his light I walked through darkness,
Kuşkusuz onu omuzumda taşır, Taç gibi başıma koyardım.Surely I would carry it on my shoulder; and I would bind it to me as a crown.
Ama sen, ya RAB, çevremde kalkansın, Onurum, başımı yukarı kaldıran sensin.But you, Yahweh, are a shield around me, my glory, and the one who lifts up my head.
Çünkü suçlarım başımdan aştı, Taşınmaz bir yük gibi sırtımda ağırlaştı.For my iniquities have gone over my head. As a heavy burden, they are too heavy for me.
Bütün bunlar başımıza geldi, Yine de seni unutmadık, Antlaşmana ihanet etmedik,All this has come on us, yet have we not forgotten you, Neither have we been false to your covenant.
Yaklaş bana, kurtar canımı, Al başımdan düşmanlarımı.Draw near to my soul, and redeem it. Ransom me because of my enemies.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.But you have exalted my horn like that of the wild ox. I am anointed with fresh oil.
Kabaran sular Aşardı başımızdan.then the proud waters would have gone over our soul.
Ey Egemen RAB, güçlü kurtarıcım, Savaş gününde başımı korudun.Yahweh, the Lord, the strength of my salvation, you have covered my head in the day of battle.
Sol eli başımın altında, Sağ eli sarsın beni.His left hand is under my head. His right hand embraces me.
Sular başımdan aştı, ‹‹Tükendim›› dedim.Waters flowed over my head; I said, I am cut off.
Anımsa, ya RAB, başımıza geleni, Bak da utancımızı gör.Remember, Yahweh, what has come on us: Look, and see our reproach.
Taç düştü başımızdan, Vay başımıza! Çünkü günah işledik.The crown is fallen from our head: Woe to us! for we have sinned.
Sen başıma zeytinyağı sürmedin, ama bu kadın ayaklarıma güzel kokulu yağ sürdü.You didn't anoint my head with oil, but she has anointed my feet with ointment.
‹‹Şimdi de Ruha boyun eğerek Yeruşalime gidiyorum. Orada başıma neler geleceğini bilmiyorum.Now, behold, I go bound by the Spirit to Jerusalem, not knowing what will happen to me there;
Eğer kendimizde değilsek, bu Tanrı içindir. Aklımız başımızdaysa, bu sizin içindir.For if we are beside ourselves, it is for God. Or if we are of sober mind, it is for you.
Yaramdan ötürü vay başıma gelen! Derdim iyileşmez! Ama, ‹Dert benim derdim, Dayanmalıyım› dedim.Woe is me for my hurt! my wound is grievous: but I said, Truly this is a grief, and I must bear it.
(Harun, kardeşini yumuşatabilmek için): "Ey anamın oğlu, dedi, sakalımı, başımı tutma."O son of my mother," (Aaron cried), do not pull me by my beard or my hair!
De ki: "Müslüman olmanızı benim başıma kakmayın.Tell them: "Do not favour me with your submission.
Dedi ki: "Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı tutup-yolma."O son of my mother," (Aaron cried), do not pull me by my beard or my hair!
De ki: "Allah'ın bize yazdığından başkası başımıza gelmez.Tell them: "Nothing can befall us except what God decrees.
"Vay başıma gelenler!She said: "Woe betide me!
"Vay başımıza gelenlere! Doğrusu biz haksızlık yapmış kimseleriz" dediler."Woe, alas," they said, "we were really sinful."
"Rabbimiz! Bunu kim başımıza getirdiyse, ateşte onun azabını kat kat artır" derler.They will say: "O Lord, give him who has brought this upon us two times more the torment of Hell;"
"Bana inanmazsanız, başımdan çekilin."If you do not believe in me, leave me alone."
Doğru sözlülerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.Then bring upon us what you predict for us, if you are a man of truth."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod