Putin, ABD'yi bu yeni gerilimlerin Avrupa'yı bir barut fıçısına dönüştürebileceği konusunda uyardı.Putin warned the U.S. that these new tensions could turn Europe into a powder keg.
İrlanda'daki İngiliz ordusunu tedarik etmek için çok miktarda barut gerekliydi.Vast quantities of gunpowder were required to supply the English army in Ireland.
Barut yükünün ana varış noktası İrlanda'nın başlıca şehri olan Dublin'di.The main destination for the cargo of gunpowder was Dublin, the principal city of Ireland.
Bu, rıhtımlarda barut birikmesine neden oldu.This led to a buildup of gunpowder on the quays.
Dördüncüsü, orduyu eğitmek ve yiyecekten baruta ve çadırlara kadar erzak sağlamaktan sorumluydu.Fourth he took charge of training the army and providing supplies, from food to gunpowder to tents.
Bir dizi barut şarjörü yapının arkasına yerleştirilmiştir.[1]A number of gunpowder magazines are located to the rear of the structure.[1]
Terasında barut deposu bulunmaktadır.[1]Its terrace contains a gunpowder magazine.[1]
Ateşli silahlarda barut yerine korditin icadıyla tanınır.He is best known for the invention of cordite as a replacement for gunpowder in firearms.
Bu noktada, başrahip manastırın kasalarında saklanan baruta ateş etti.At that point, the abbot et fire to the gunpowder stored in the monastery's vaults.
Kantong qi Çin Simyası barut tarihi TaoizmCantong qi Chinese Alchemy History of gunpowder Taoism
Irak krizi ve Ortadoğu barut fıçısı (Al.Die Irak-Krise und das Pulverfass Nahost.
Bu barut yine de mükemmel değildi.Bitte, die voest war doch nicht schlecht.
O köye gittim, kan barut kokusu vardı her tarafta.Alle Böden des Hauses waren blutverschmiert, an den Wänden fanden sich blutige Handabdrücke.
Taşıdıkları kuşaklarında hem kurşun hem de barut taşırlardı.In den Waffenkammern waren neben Waffen auch Schießpulver und Kanonenkugeln untergebracht.
Bu gemi Ocak 1669’da kazayla alev alacak ve barut yüklü gemi havaya uçacaktır.Ein durch Blitzschlag ausgelöster Brand im Jahr 1679 beschädigte das Hauptschiff und den Chor stark.
Airsoft oyuncakları kesinlikle barut veya gerçek mühimmat kullanmaz.Kurzerhand tauscht Mae die unscharfe Munition gegen echte, tödliche Munition aus.
Ardından arpa emini ve sonra da Baruthane nazırı oldu.Danach wurde abgeläutert und so auch der unlösliche Treber abgelöst.
İlkel roketler, barut gibi katı yakıt kulanıyordu.Diese Raketen verwendeten stangenförmige Pulverpresslinge als Treibsatz.
Baruthane Deresine dek uzanır.Sie steigt bis zur Zwergstrauchstufe auf.
Potasyum nitrat barut yapımında kullanılır.Kaliumsulfit entsteht bei der Verbrennung von Schwarzpulver.
Galesiti Baruti, romancı ve akademisyen.Galesiti Baruti, romancier et universitaire.
Barut çantaları bulunurdu.Chargement de sacs de poudre.
2000'den 2008 yılına kadar, Karakas'daki Baruta'nın Belediye Başkanı oldu.Il est ensuite, de 2000 à 2008, maire de la municipalité de Baruta.
Çimenliğe tepeciğe gittiğimde her yerde barut kokusu ve duman vardı".Lorsque le vent soufflait de là-bas, l'odeur de chair et de cheveux brûlés parvenait jusqu'à nous ».
Karabarut gibi, kükürtsüz barutlar da değişik tane boyutlarında üretildiler.Las arterias carótidas, como ya se mencionó, tienen un distinto origen.
Ardından arpa emini ve sonra da Baruthane nazırı oldu.Después, él huyó; y ella, también, y se refugió en Naxos.
Airsoft oyuncakları kesinlikle barut veya gerçek mühimmat kullanmaz.Los sistemas de artillería usarían municiones no reales sin explosivos.
Barutun Avrupa'ya nasıl geldiği hakkında fazla bir bilgi yoktur.No se conocen prácticamente inhumaciones Auriñacienses para Europa occidental.
Barut çantaları bulunurdu.Sono presenti tasche guanciali.
O köye gittim, kan barut kokusu vardı her tarafta.Da quele piaghe scorreva il sangue.
Barutun Avrupa'ya nasıl geldiği hakkında fazla bir bilgi yoktur.В Ветхом Завете практически нет упоминаний о Европе.
Londra Köprüsü'nün kuzey bitimindeki Londra Kulesi'nde 500 ila 600 ton arasında barut saklanıyordu.От 500 до 600 тонн пороха хранилось в Тауэре в северной части Тауэрского моста.
Londra'da nehir kıyısındaki depolar başta olmak üzere birçok yerde büyük miktarda barut da bulunurdu.Также в Лондоне, особенно вдоль реки, хранилось много чёрного пороха.
Barutu doldurulduktan sonra paçavra ile sıkıştırılır ve misket atılır.После этого они выползают из кожи, падают на землю и окукливаются.
Bu suretle yapılan baruta (un barutu) denilmekteydi.Им ответили: «Ослиным рогом».
Barut kokusu, Galata köprüsünden hissedilmekteydi.Блестело сверло от гальванического напыления.
Bu gemi Ocak 1669’da kazayla alev alacak ve barut yüklü gemi havaya uçacaktır.В январе 1439 года в корабль ударила молния, что привело к пожару и гибели судна.
Airsoft oyuncakları kesinlikle barut veya gerçek mühimmat kullanmaz.Кожаные шлемы фактически не защищали от осколков снарядов и шрапнели.
İlkel roketler, barut gibi katı yakıt kulanıyordu.Ракеты были начинены твёрдым топливом — порохом.
Nibbles fişeğin barutunu boşaltır, fişeği yakar ve içine girer.Нибблз нарушает девиз, указанный выше, вытаскивает из своего подгузника фейерверк и зажигает его.
Barut çantaları bulunurdu.Есть защечные мешки.
Tarihte barutlu küçük silahlarla kazanılan ilk savaş sayılır.تعرف المعركة بأنها الأولى في التاريخ التي تحسمها الأسلحة النارية الصغيرة.
Barutun Avrupa'ya nasıl geldiği hakkında fazla bir bilgi yoktur.لا يوجد ادلة واضحة عن كيفية نشوء فكرة التقمص في أوروبا.
Londra Köprüsü'nün kuzey bitimindeki Londra Kulesi'nde 500 ila 600 ton arasında barut saklanıyordu.كذلك احتوى برج لندن، القائم على الطرف الشمالي لجسر البرج، على خمسة أو ستة أطنان من البارود.
Barutun silahlarda kullanımı konusunda eski bilgiler MS.ذخائر المواريث في الدلالة على مواضع الحديث.
Barutun Avrupa'ya nasıl geldiği hakkında fazla bir bilgi yoktur.Não ouvimos falar muito sobre o modo em que fizeram face a Hitler.
Airsoft oyuncakları kesinlikle barut veya gerçek mühimmat kullanmaz.Atualmente, o propelente usado nos cartuchos de armas de defesa é a pólvora química ou pólvora sem fumaça.
Bu barut yine de mükemmel değildi.Zeker, zelfs deze tank was niet perfect.
Ama bu barut da bitmek üzereydi.Ook het buskruit was bijna op.
O köye gittim, kan barut kokusu vardı her tarafta.Overal heerste verwarring en vloeide bloed.
Polis raporlarına göre, Rabin’in vücudunda ve kıyafetinde barut bulunmuştu.Er zijn bloedsporen gevonden op zijn wapens en zijn kleding.
Baruthane Caddesi bu mahallenin de sınırları içinde yer almaktadır.Het oude raadhuis van Baarle-Nassau staat ook in deze straat.
İkinci bölüm, sevk barutudur.Deel 4, De Kromme Weg.
Airsoft oyuncakları kesinlikle barut veya gerçek mühimmat kullanmaz.De stealthkit geeft weer minder munitie en meer gadgets.
O köye gittim, kan barut kokusu vardı her tarafta.Wszędzie była krew, koń nawet poślizgnął się na własnej krwi.
Barutçu da pop müzisyenleri ile çalıştı.Brunkert występował również z własnym zespołem jazzowym.
Karabarut gibi, kükürtsüz barutlar da değişik tane boyutlarında üretildiler.Kalamitowate były roślinami o pokroju drzewiastym różnych rozmiarów.
Ateşleme için barut kullanılıyordu.Do strzelania wykorzystywano amunicję zespoloną.
Apti gazinoda Nevin'e aşık olan gangster Barut Osman'ı bir güzel rezil eder.Coop – kurczak nieszczęśliwie zakochany w Yin.
O köye gittim, kan barut kokusu vardı her tarafta.Terrängen runt Z̧ahrat al Kandarah är platt.