Tutuşmadan oynanan barlar (iki kişinin oynadığı): Köroğlu, Hançerbarı, Turnabarı'dır.Eri murteissa esiintyvät myös muodot udmort (удморт), ukmort (укморт) ja utmort (утморт).
Küçük şovlarda, gece kulüplerinde ve barlarda çalmışlardır.Tutustui uhreihinsa yökerhoissa ja baareissa.
Geyler ve lezbiyenlerin uğradıkları barların hiçbiri eşcinsellere ait değildi.Homot ja lesbot eivät omistaneet yhtäkään niistä baareista, joissa he kävivät.
O gün bankalar, postaneler, restoran ve barlar kapalı olur.Τα δημόσια κτίρια, τράπεζες και ταχυδρομικά γραφεία είναι κλειστά.
Boş zamanlarında, Mike, Benjamin'i barlara ve genelevlere götürür.I fritiden introducerer Mike, Benjamin for bodellerenes prostituerede, barer og 2. verdenskrigs farer.
Burada ayrıca kafe ve barlar bulunur.Det er også kafé og grillplasser på området.
Meze ve yemek servisi yapılan barlar da mevcuttur.Fasilitas makan dan pelayanan pribadi juga tersedia.
Otellerin birçoğunda içki satışının bulunduğu kulüp ve barlar bulunmaktadır.Klub dan bar banyak ditemukan di hotel karena hukum liquor.
Geyleri mahalleler, parklar, barlar ve plajlardan kovmak için şehirler "sweeps" (temizlikler) yaparlardı.Kota-kota melakukan "sapu bersih" untuk membersihkan lingkungan, taman, bar, dan pantai dari para gay.
Fuhuşun yer aldığı yerlerin arasında oteller, karaoke barları ve güzellik salonları vardır.Nơi mua bán dâm thường là các khách sạn, phòng karaoke và các viện chăm sóc sắc đẹp.
Ora şarkıcılığa Londra'daki barlarda söyleyerek başladı.Sau này, cô bắt đầu đi hát tại các quán bar.
Bar Amerikan tarzı barlara benzerler.アメリカ合衆国では同スタイルの酒場はバーとなる。
On dokuz yaşında Montreal'e taşındı ve buradaki barlarda beş yıl boyunca şarkı söyledi.23歳の時にモントリオールに移り、バーで歌うようになる。
Babasıyla beraber hayatlarını barlar ve meyhanelerde şarkı söyleyerek kazanmışlardır.她和她的父亲有时在酒吧和酒馆靠唱歌为生。
Oldukça fazla sayıda tarihi binalar olan bölgede, pek çok da Fado barları ve restaurantları vardır.该区拥有许多重要历史名胜,许多法朵酒吧和餐馆。
2- İkinci Bar (1. Aşırma): Kapalı barlardandır.路障2:"谁想滾酒桶?
Geyler ve lezbiyenlerin uğradıkları barların hiçbiri eşcinsellere ait değildi.게이들이나 레즈비언들이 자주 애용했던 바들 중 어느 곳도 동성애자들의 소유는 아니었다.
Mart 1970'te Müfettiş Yardımcısı Seymour Pine, "Zodiac" ve "17 Barrow Street" barlarına baskın düzenledi.1970년 3월, 윤리감사심의관 세이모 파인(Seymour Pine)은 별자리와 17 바로우 길을 습격했다.
Burada ayrıca kafe ve barlar bulunur.게다가 주위에 도장과 상점들이 들어서 있다.
Bar Amerikan tarzı barlara benzerler.Аналогични са на европейските бардове.
Kazandığı az miktarda parayı da barlarda arkadaşlarıyla içerek harcamaktadır.Спечелените пари изпива с приятели.
Gey barlarda sürekli polis baskınları yer alıyordu; ortalama ayda bir kez her bara bir baskın yapılırdı.Policijske racije u gejskim barovima bile su česte, u prosjeku jednom mjesečno po baru.
Oldukça fazla sayıda tarihi binalar olan bölgede, pek çok da Fado barları ve restaurantları vardır.Sadrži mnoge značajne povijesne atrakcije, s mnogim Fado barovima i restoranima.
Türkiye'de barlar daha çok büyük şehirlerde yaygındır.Zbog toga su internetcaféi vrlo popularni u velikim gradovima.
Genellikle barların personeli ve yönetimi de tutuklanırdı.Zaposlenici i voditelji barova također su tijekom racije obično bili uhićeni.
Boş zamanlarında, Mike, Benjamin'i barlara ve genelevlere götürür.U slobodno vrijeme, kapetan ga odvodi u bordele i barove.
Fakat müzik tutkusu ağır bastı ve İrlanda barlarında şarkı söylemeye başladı.Kada bi bila pijana, pjevala bi irske pjesme.
Burada ayrıca kafe ve barlar bulunur.Nachádzajú sa tu kaviarne a bary.
Kafeler ve barlarda uzun saatler harcıyordu.Trávil som veľa času v baroch.
Artık sabah akşam içki içip, barlara takılmakta, partilerin aranan adamı olmuştur.Tú noc sme išli von a opili sa, potom sme mali túto prekliatu skupinu.
Ortaköy'de çeşitli barlarda çalıştı.Počas seriálu pracovala v rôznych reštauráciách.
On dokuz yaşında Montreal'e taşındı ve buradaki barlarda beş yıl boyunca şarkı söyledi.Sulaukusi devyniolikos metų persikėlė į Monrealį ir penkerius metus dainavo baruose.
Nnagma, Lhasa'daki karaoke barlarında zaman içinde popülerlik kazanmıştır.Bumbo buvo populiarus gėrimas Karibų jūros regione piratų laikais.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.A kocsmából rángatta ki az embereket és mentette meg ezeket lelkeket az Úrnak.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Cercava ragazzi fuori dai bar e salvava queste vite per Dio.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Er zog Leute aus Bars und rettete diese Leben für den Herrn.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Hij sleepte mannen uit bars en redde die levens voor de Heer.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Il sortait les gens des bars et sauvait des vies pour le Seigneur.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.그 친구 술집에서 사람을 끌어내서는 신의 자식으로 구원해 내더라구요.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Sacaba tipos de los bares y salvaba esas vidas para el Señor.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Scotea băieţii din baruri şi le salva vieţile în numele Domnului.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Wyciągał facetów z barów i ratował ich życie w imieniu Pana.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Измъкваше момчетата от баровете и им спасяваше живота в името на Господ.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.Он вытаскивал людей из бара и спасал их жизни во имя Господа.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.הוא גרר אנשים החוצה מברים והציל את חייהם למען האל.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.كان يجر الرجال خارج الحانات منقذا تلك الارواح لصالح الرب.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.神の代わりに彼らの人生を救っていたのです 私は「ビル あんたを雇いたいんだけど-
Barlarda kullanılan araç gereçler bu yüzden ilgi çekicidir.Daarom zijn glazen glamoureus.
Barlarda kullanılan araç gereçler bu yüzden ilgi çekicidir.Das ist der Grund, warum Barutensilien glamourös sind.
Barlarda kullanılan araç gereçler bu yüzden ilgi çekicidir.바에서 쓰는 그릇들이 매력적인 이유입니다. 매력은 반투명합니다.
Barlarda kullanılan araç gereçler bu yüzden ilgi çekicidir.לכן מוצרי אלכוהול הם זוהרים -- זוהר הוא שקוף חלקית,
Barlarda kullanılan araç gereçler bu yüzden ilgi çekicidir.ولذلك فإن الأواني الزجاجية شديدة الروعة -- الروعة هي الشفافية
Barlarda kullanılan araç gereçler bu yüzden ilgi çekicidir.透明でも 不透明でもない
Barlar Değil Kitaplar projesinde, görüntüleri ile바로 옆동네에 있었던 모랄레스라는 사형수의
Barlar Değil Kitaplar projesinde, görüntüleri ileובמיזם שלהם, "ספרים ולא סורגים", גם הם הצליחו
Barlar Değil Kitaplar projesinde, görüntüleri ileوكما هو الحال في قصة السيد موراليس، هناك في قارعة الطريق،
Barlar Değil Kitaplar projesinde, görüntüleri ileカリフォルニアにおける青少年矯正の
Burada da iş ortaklarımızdan biri -- Van Jones ve Barlar Değil Kitaplar projesinde, görüntüleri ileY pienso que si miramos al mundo tanto como a las capas de hielo polar que se derriten,
Burada da iş ortaklarımızdan biri -- Van Jones ve Barlar Değil Kitaplar projesinde, görüntüleri ileЗдесь находится один из наших партнёров, участвовавших в проектах Вэна Джонса и "Книги вместо решёток".
Burada da iş ortaklarımızdan biri -- Van Jones ve Barlar Değil Kitaplar projesinde, görüntüleri ileИ мисля, че ако се огледаме по света, както и топенето на полярните ледени шапки,