Yazar olmadan önce barlarda sorun çıkaranları dışarı atarak hayatını kazanıyordu.En las luchas en que los hombres que participaban lo hacían desnudos.
Geyleri mahalleler, parklar, barlar ve plajlardan kovmak için şehirler "sweeps" (temizlikler) yaparlardı.Las ciudades realizaban campañas para librar a los vecindarios, parques, bares y playas de los gais.
Aynı zamanda restoranlar, barlar ve sinema salonu barındırmaktadır.También hay un número de restaurantes, bares y un cine.
Bütün barlar kapalı mı?I bar sono tutti chiusi?
Carrera 1990'ların başında dansçı olarak New Jersey eyaletinde striptiz barlarında çalıştı.Carrera ha lavorato durante i primi anni novanta come ballerina in svariati go-go bar nel New Jersey.
İtalya'da barlar genel olarak kafelere benzer.In Francia generalmente canapé è sinonimo di sofà.
Genellikle barların personeli ve yönetimi de tutuklanırdı.При этом сотрудники и руководство баров также подвергались аресту.
Babasıyla beraber hayatlarını barlar ve meyhanelerde şarkı söyleyerek kazanmışlardır.Вместе с отцом они иногда зарабатывали на проживание пением в барах и тавернах.
Burada ayrıca kafe ve barlar bulunur.Здесь располагаются кафе и набережные.
Yelleme : İki bölümlü barlarda ikinci bölümün adlandırılmasıdır.2 Рабочий квартал — см. Второй Рабочий квартал.
Gey barlarda sürekli polis baskınları yer alıyordu; ortalama ayda bir kez her bara bir baskın yapılırdı.Полицейские рейды по гей-барам проходили в среднем раз в месяц.
Daha önce kayıtlarını diskolarda ve barlarda çalarlardı.Записывался в рекламных роликах, выступал в клубах и барах.
Sonraki yıllarda İstanbul'da çeşitli restoranlarda, barlarda ve gazinolarda çalışırlar.في البرازيل، تُقدَّمُ في معظم المطاعم والحانات.
Genellikle barların personeli ve yönetimi de tutuklanırdı.Os funcionários e a administração dos bares também eram, geralmente, detidos.
Mart 1970'te Müfettiş Yardımcısı Seymour Pine, "Zodiac" ve "17 Barrow Street" barlarına baskın düzenledi.Em março de 1970, o inspetor adjunto Seymour Pine invadiu o "Zodiac" e o "17 Barrow Street".
Gey barlarda sürekli polis baskınları yer alıyordu; ortalama ayda bir kez her bara bir baskın yapılırdı.As incursões policiais em bares homossexuais eram frequentes, em média uma vez por mês para cada bar.
Geyler ve lezbiyenlerin uğradıkları barların hiçbiri eşcinsellere ait değildi.Nenhum dos bares frequentados por gays e lésbicas era de propriedade de pessoas gays.
Geyleri mahalleler, parklar, barlar ve plajlardan kovmak için şehirler "sweeps" (temizlikler) yaparlardı.As cidades realizavam "varreduras" para "livrar" bairros, parques, bares e praias de pessoas gays.
Ora şarkıcılığa Londra'daki barlarda söyleyerek başladı.Ora começou a se apresentar em bares de Londres.
Genellikle festivallerde ve bazı barlarda yalnızca musluk, fıçı olmadan göz önündedir.O mesmo acontece em bares e pubs, onde não é habitual deixar gorjeta.
Ora şarkıcılığa Londra'daki barlarda söyleyerek başladı.Ze begon in cafés in Londen te zingen.
Nnagma, Lhasa'daki karaoke barlarında zaman içinde popülerlik kazanmıştır.Nangma is tegenwoordig nog steeds populair in karaokebars in Lhasa.
Babasıyla beraber hayatlarını barlar ve meyhanelerde şarkı söyleyerek kazanmışlardır.Ze verdiende soms geld door met haar vader te zingen in bars en tavernes.
Bu arada bazı kafe ve barlarda piyano çaldı.Hij speelde een bepaalde periode piano in cafés en in bioscopen.
On dokuz yaşında Montreal'e taşındı ve buradaki barlarda beş yıl boyunca şarkı söyledi.Op haar negentiende verhuisde ze naar Montreal, Canada waar ze zong in bars.
Milano, Roma, Cenova gibi büyük şehirlerde, daha büyük barlar bulunmaktadır.In steden als Rome, Milaan en Bologna zijn grote acties gehouden.
O gün bankalar, postaneler, restoran ve barlar kapalı olur.Op deze dag zijn de winkels, banken, postkantoren en andere openbare diensten zodoende gesloten.
Bütün barlar kapalı mı?Zijn alle cafés gesloten?
On dokuz yaşında Montreal'e taşındı ve buradaki barlarda beş yıl boyunca şarkı söyledi.Mając 23 lata wyjechał do Montrealu, gdzie śpiewał w barach.
Fuhuşun yer aldığı yerlerin arasında oteller, karaoke barları ve güzellik salonları vardır.Usługi świadczone są w hotelach, salonach piękności i lokalach typu karaoke.
Babasıyla beraber hayatlarını barlar ve meyhanelerde şarkı söyleyerek kazanmışlardır.Hon och hennes far tjänade ibland uppehälle genom att sjunga i barer och värdshus.
2- İkinci Bar (1. Aşırma): Kapalı barlardandır.Klass 2: Övriga slutna anstalter.
On dokuz yaşında Montreal'e taşındı ve buradaki barlarda beş yıl boyunca şarkı söyledi.Vid 23 års ålder flyttade han till Montréal där han började sjunga i barer.
Gey barlarda sürekli polis baskınları yer alıyordu; ortalama ayda bir kez her bara bir baskın yapılırdı.Поліцейські рейди по гей-барах проходили в середньому раз на місяць.
Genellikle barların personeli ve yönetimi de tutuklanırdı.При цьому співробітники і керівництво барів також піддавалися арешту.
Geyler ve lezbiyenlerin uğradıkları barların hiçbiri eşcinsellere ait değildi.Жоден з гей-барів не належав безпосередньо геям.
Burada ayrıca kafe ve barlar bulunur.Тут розташовані кафе і набережні.
1960'larda gey barlar rutin olarak polis tarafından baskına uğrardı.У 1960-х роках поліцейські рейди на гей-бари в США були звичною справою.
Barlarda genellikle kuru mezeler servis edilir.В прибережних районах часто подають до столу фаршировану рибу.
Genellikle barların personeli ve yönetimi de tutuklanırdı.Zaměstnanci a management byl obvykle také zatčen.
Gey barlarda sürekli polis baskınları yer alıyordu; ortalama ayda bir kez her bara bir baskın yapılırdı.Policejní razie gay barů byly časté, průměrně jednou do měsíce v každém baru.
Geyler ve lezbiyenlerin uğradıkları barların hiçbiri eşcinsellere ait değildi.Žádný bar, který gayové a lesby často navštěvovali nebyl vlastněn gay lidmi.
Burada ayrıca kafe ve barlar bulunur.Zde se nacházejí kavárny a bary.
Oldukça fazla sayıda tarihi binalar olan bölgede, pek çok da Fado barları ve restaurantları vardır.Ve čtvrti se nachází mnoho významných historických památek a množství Fado barů a restaurací.
Gaga, "Joanne"'i Birleşik Devletler'deki dive barlarında verdiği Dive Bar Tour'unda seslendirdi.Na podporu alba Joanne vyjela Gaga na promo turné Dive Bar Tour po amerických klubech.
Geyleri mahalleler, parklar, barlar ve plajlardan kovmak için şehirler "sweeps" (temizlikler) yaparlardı.Města dělaly „kontrolní prohlídky“, aby zbavily sousedství, parky, bary a pláže gay lidí.
Genellikle erkeklerin gittiği barlara Türkçede yaygın olarak birahâne denir.Obvykle to bývají ženy, kterým se v galicijštině říká polbeiras.
Kazandığı az miktarda parayı da barlarda arkadaşlarıyla içerek harcamaktadır.Preferau să cheltuie puținii bani pe care îi câștigau din concertele în cluburi pe alcool.
Çok küçük yaşlarda barlarda şarkı söylemeye başlamıştı.La scurt timp după, au început să cânte împreună prin baruri.
Barlarda genellikle kuru mezeler servis edilir.În prăvălii se pot cumpăra în mod normal numai uscate.
Fuhuşun yer aldığı yerlerin arasında oteller, karaoke barları ve güzellik salonları vardır.A helyszínek jellemzően szállodák, karaoke bárok és szépségszalonok.
Barlarda konser verdiler ancak yeterli ilgili görmediler.Eleinte csak kis klubokban játszottak, nem is figyeltek fel rájuk az emberek.
On dokuz yaşında Montreal'e taşındı ve buradaki barlarda beş yıl boyunca şarkı söyledi.19 évesen Austinba költözött, a következő években pedig az ottani blues bárokban játszott.
Mart 1970'te Müfettiş Yardımcısı Seymour Pine, "Zodiac" ve "17 Barrow Street" barlarına baskın düzenledi.Maaliskuussa 1970 apulaistarkastaja Seymour Pine ratsasi Zodiacin ja 17 Barrow Streetin.
Genellikle barların personeli ve yönetimi de tutuklanırdı.Myös baarien työntekijät ja johtajat tyypillisesti pidätettiin.
Caz önceden sadece barlarda ve kulüplerde klasik müzik ve millî marşlar için kullanılırdı.Jazz toi monia aikaisemmin sotilas- ja klassisessa musiikissa käytettyjä soittimia baareihin ja klubeihin.
Oldukça fazla sayıda tarihi binalar olan bölgede, pek çok da Fado barları ve restaurantları vardır.Alueella on useita tärkeitä historiallisia nähtävyyksiä, lukuisia fado-baareja sekä ravintoloita.
Binada üç adet konser salonu olup ek olarak restoran, alışveriş merkezleri ve barlar bulunmaktadır.Rakennuksessa on kolme eri konserttisalia ja lisäksi ravintoloita, kauppoja ja baareja.
Geyleri mahalleler, parklar, barlar ve plajlardan kovmak için şehirler "sweeps" (temizlikler) yaparlardı.Kaupungit suorittivat ”pyyhkäisyjä” puhdistaakseen kaupunginosat, puistot, baarit ja rannat homoista.
Gey barlarda sürekli polis baskınları yer alıyordu; ortalama ayda bir kez her bara bir baskın yapılırdı.Poliisi teki homobaareihin usein ratsioita, joka baariin noin kerran kuussa.