Birçok restoranlar ve barlar Itsutsugi caddesindedir.Many restaurants and pubs are on Itsutsugi Street.
Karaoke barları kim icat etti?Who invented karaoke bars?
Buraya altın barlarını kim gömdü.Who buried the gold bars here?
Bu civardaki barlara ve birahanelere sürekli takılır.He's a regular at the bars and pubs around here.
Babasının ölümünden sonra, zamanını barlarda geçirmeye başladı.After his father's death, John took to spending his time in bars.
Benim bir bayan arkadaşım benimle birlikte eşcinsel barlarına gitmeyi seviyor.A female friend of mine loves to go to gay bars with me.
Tom Mary'nin barlarda şarkı söylemesini onaylamadı.Tom disapproved of Mary singing in bars.
Tom barlara gitmez.Tom doesn't go to bars.
Bütün barlar kapalı mı?Are all the bars shut?
Yerel yönetim tüm barları ve salonları kapattı.The local government closed all bars and saloons.
Granola barlarının sağlıklı olduğunu düşünüyorum.I think granola bars are healthy.
Büyük restoranlar ve barlarla dolu sevimli alışveriş merkezi.Cute shopping mall full of great restaurants and bars.
Tom barların arkasında kalıyor.Tom remains behind bars.
Ben nadiren barlara giderim.I seldom go to bars.
Leyla barların arkasındaydı.Layla was behind bars.
Artık barlara gitmiyorum.I don't go to bars anymore.
Ben barlara gitmem.I don't go to bars.
Dumanlı barlardan hoşlanmıyorum.I don't like smoky bars.
Genellikle otellere, barlara ve publara bağlanırlar.They are often connected to hotels, bars and pubs.
Genellikle barların personeli ve yönetimi de tutuklanırdı.Employees and management of the bars were also typically arrested.
Geyler ve lezbiyenlerin uğradıkları barların hiçbiri eşcinsellere ait değildi.None of the bars frequented by gays and lesbians were owned by gay people.
Akşamları çaldığı yetişkin barlarında da oğullarına eşlik ettiler.They also accompanied him at the adult bars he would play during the evening.
Barlar, salonlar, gece kulüpleri ve oyun odaları sık sık aksiyonun geçtiği sahneler olur.Bars, lounges, nightclubs, and gambling dens are frequently the scene of action.
Türkiye'de barlar daha çok büyük şehirlerde yaygındır.Internet cafés are common in the larger cities of the country.
Babasıyla beraber hayatlarını barlar ve meyhanelerde şarkı söyleyerek kazanmışlardır.He informs his family he will defeat Väinämöinen in a battle of knowledge and song.
Fuhuşun yer aldığı yerlerin arasında oteller, karaoke barları ve güzellik salonları vardır.Venues typically include hotels, karaoke venues and beauty salons.
Baş, kuyruk, kanat barları ve alt kısmı beyazdır.The head, tail corners, wing bars and underparts are white.
Grup daha çok kulüplerde ve barlarda sahne aldı.The band mainly played at clubs and bars.
İtalya'da barlar genel olarak kafelere benzer.In Australia, coffee shops are generally called cafés.
Onu, New Orleans'taki barlardan birinde bulabilirsiniz.You might wanna start with every bar in New Orleans.
Keza, gelin granola barlara bakalım.Similarly, let's look at a granola bar.
Arkadaslarimla birlikte barlarda vakit gecirdik.I had a wonderful life.
Karaoke barlarında hep "She's Gone" ya daIn karaoke bars, there are always people who sing
Kapının sembolü vahşi batıdaki barların kanatlı kapılarına benzer.The symbol of the door looks like a pair of saloon doors in the wild west.
Barlarda kullanılan araç gereçler bu yüzden ilgi çekicidir.It's why barware is glamorous.
Adamları barlardan dışarıya sürüklüyor ve Tanrı adına hayatlarını kurtarıyordu.He was dragging guys out of bars and saving those lives for the Lord.
Makedonya 1 Ocak 2010'dan itibaren barlar ve restoranlarda sigara içme yasağı uygulamaya koyacak.Macedonia will introduce a smoking ban in bars and restaurants starting January 1st 2010.
Yeni yasak barlar, oteller ve kafelerde sigara içilmesini yasaklıyor. [Gent Shkullaku]The new law limits smoking in bars, hotels and cafes. [Gent Shkullaku]
Oteller, barlar, restoranlar ve gece kulüpleri de yeni kurallara uymak zorundalar.Hotels, bars, restaurants and nightclubs are all subject to the new rules.
Adalar ve diğer popüler yerler gösterişli barlar, diskolar ve tatil beldeleri ile dolu.The islands and other popular sites are crowded with glitzy bars, discos and resorts.
Arnavutlar barlarda, plajlarda ve hatta işyerlerinde Dünya Kupası ateşini yaşıyorlarAt bars, beaches and even at work, Albanians catch World Cup fever
Franco's Newsweek dergisinin "Dünyanın En İyi Barları" listesinde yer alıyor.Franco's made Newsweek magazine's "The World's Best Bar" list.
Okullar, barlar ve 'zorunlu olmayan hizmetler' şu an kapalı durumda. [1]Schools, bars and 'non essential services' are all currently shut.[50]
Geleneksel alçak evler, bohem bir hava yaratarak butik ve barlara uyarlanmıştır.The traditional low houses have been adapted into boutiques and bars, creating a bohemian feel.
Mahalle barlarında pek çok ünlü payada (doğaçlama lirik yarışmalar) düzenlendi.Many famous payadas (improvised lyric contests) took place in the neighborhood bars.
Kariyerdeki görevlerden bazıları, barlarda filmleri tanıtmak ve çekimler için yiyecek toplamaktır.Some of these tasks include promoting movies at bars and picking up food for shoots.
Bu barlar Satın Alma Modunda mevcuttur.These bars are available in Buy Mode.
Restoran ve barlarda sojuya popüler bir alternatif haline geldi.It has become a popular alternative to soju in restaurants and bars.
Pazar günleri barlar dışında alkol satın alınamaz.Monday–Friday and 4 p.m. on Saturdays. On Sundays, no alcohol can be bought, except in bars.
Paris'e tepeden bakan bir tepe olan Montmartre; barları, kafeleri ve dans salonlarıyla ünlüydü.Montmartre, a butte overlooking Paris, was known for its bars, cafes, and dance-hall.
Ana plazanın geri kalanı gümüş dükkanları, restoranlar ve barlarla çevrilidir. [1]The rest of the main plaza is surrounded by silver shops, restaurants and bars.[1]
Ayrıca oyun kasabası, alakart restoran, fast food restoranı ve barlar da bulunmaktadır.[1]There are also a game town, an a la carte restaurant, a fast food eatery and bars.[4]
Barlarda konser verdiler ancak yeterli ilgili görmediler.Die Band spielte größtenteils in Pubs und hatte keinen nennenswerten Erfolg.
Türkiye'de barlar daha çok büyük şehirlerde yaygındır.Allerdings wurde die Burka nur in größeren Städten üblich.
Ancak geleneksel yaylı barları olacaktı.On y trouve des pubs traditionnels.
Eşcinsellerin gidebileceği barların sahipleri ise nadir olarak eşcinseldi.Ceux qui le faisaient étaient souvent des bars dont les gestionnaires étaient rarement homosexuels eux-mêmes.
2- İkinci Bar (1. Aşırma): Kapalı barlardandır.2e et dernière pole position pour BAR.
Mart 1970'te Müfettiş Yardımcısı Seymour Pine, "Zodiac" ve "17 Barrow Street" barlarına baskın düzenledi.En marzo de 1970, el inspector Seymour Pine realizó una redada en el Zodiac y en el 17 Barrow Street.
Burada ayrıca kafe ve barlar bulunur.Aquí hay algunos bares y cafés.
Babasıyla beraber hayatlarını barlar ve meyhanelerde şarkı söyleyerek kazanmışlardır.Ella y su padre a veces cantaban en algunos bares y tabernas para aumentar sus ingresos.