Ana içeriğe geç
Sözlük

bar ile cümle

bar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Iki taraf bir barış antlaşması imzaladı.The two sides signed a peace treaty.
Barış anlaşması görüşme girişimleri başarısız oldu.Attempts to negotiate a peace treaty failed.
Rusya Almanya ile kendi barış antlaşması imzaladı.Russia signed its own peace treaty with Germany.
Bir barış anlaşması üzerinde anlaşmak için İngiltere'nin hiç acelesi yoktu.Britain was in no hurry to agree on a peace treaty.
Bir sonraki adım barış anlaşmasının koşullarını görüşmekti.The next step was to negotiate terms of a peace treaty.
Aylar süren müzakerelerin ardından, barış antlaşması tamamlandı.After months of negotiations, the peace treaty was completed.
Ulus barış halindeydi.The nation was at peace.
Barney ağır şekilde yaralandı.Barney was wounded seriously.
Bardaklar ve tabaklar kırıldı.Glasses and dishes were broken.
Barış görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlandı.The peace talks ended in failure.
Barselona'ya gittik.We went to Barcelona.
Biz Barselona'ya gittik.We went to Barcelona.
Evet dışarıdaydım ve bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor.Yes, I was outside and it's raining cats and dogs.
Onlar ya barakada ya da mağarada.They're either in the shed or in the den.
Bir barbekü yapıyoruz.We're having a barbecue.
Bana bir bardak çay verir misin?Can you give me a cup of tea?
Bütün dünyada barış vardı.There was peace all over the world.
O, barbilerden ölümcül düzeyde korkardı.He was deathly afraid of Barbies.
Bizim ülkemiz barıştan başka bir şey istemiyor.Our country wants nothing but peace.
Bardak kırıldı.The glass got broken.
İlacını al ve bir bardak su getir.Go get her medicine and a glass of water.
Onlar barış yapmak için geldi.They came to make peace.
Onlar barış istemek için geldi.They came to ask for peace.
Bir bardak süt alabilir miyim, lütfen?May I have a glass of milk, please?
Bir bardak su alabilir miyim, lütfen?May I have a glass of water, please?
Bir bardak bira alabilir miyim, lütfen?May I have a glass of beer, please?
Bir bardak şarap alabilir miyim, lütfen?May I have a glass of wine, please?
Burada bir bardak var.There's a glass here.
Barış görüşmelerine acil bir ihtiyaç var.There is an urgent need for peace talks.
O, arkadaşıyla barıştı.She reconciled with her friend.
Gözlerimi tekrar açar açmaz, Amina bira bardağının tabanından bana bakıyordu.Once I opened my eyes again, Amina was staring at me through the bottom of her beer glass.
Plastik bir bardağım var.I've got a plastic cup.
Eskiden bardak altlıklarını toplardım.I used to collect coasters.
Gıda, giyim ve barınak hayatta kalmanın temelleridir.Food, clothing and shelter are the foundations of survival.
Lütfen iki bardak çay ve bir fincan kahve alabilir miyiz?Please can we have two cups of tea and one cup of coffee.
Barcelona, Katalonya'nın başkenti ve İspanya'da ikinci büyük kentidir.Barcelona is the capital of Catalonia, and is the second biggest city in Spain.
İnsanlık nükleer enerjiyi barışçıl biçimde kullanarak başarılı olacaktır.Mankind will succeed in using nuclear energy peacefully.
Tom bara giderdi ve derhal üç bira ısmarlardı.Tom used to walk into the bar and order three beers right off.
Tom birkaç yıl Boston yakınında küçük bir bar işletti.Tom managed a small bar near Boston for quite a few years.
Tom yerel bara takılır.Tom hangs out at the local bar.
Tom bardağını su ile doldurdu.Tom filled his glass with water.
Tom işten eve giderken bara uğradı.Tom dropped in at the pub on his way home from work.
Tom kaç bardak şeker ilave edeceğini bilmiyordu.Tom didn't know how many cups of sugar to add.
Tom bana bir bardak çay getirdi.Tom brought a cup of tea to me.
Barmen Tom'u barın dışına attı.The bartender threw Tom out of the bar.
Tom Mary'yi bardan dışarı attı.Tom threw Mary out of the bar.
Tom Mary için bir bardak çay doldurdu.Tom poured a cup of tea for Mary.
Tom bariton saksafon çalar ve Mary alto saksafon çalar.Tom plays the baritone saxophone and Mary plays the alto saxophone.
Tom bütün öğleden sonra Mary ile birlikte bir barda takıldı.Tom hung out in a bar with Mary all afternoon.
Tom Mary'ye bir bardak bira aldı.Tom got Mary a pint of beer.
Tom Mary'nin barlarda şarkı söylemesini onaylamadı.Tom disapproved of Mary singing in bars.
Tom Mary'nin mutfaktan birkaç bardak getirmesini rica etti.Tom asked Mary to get some glasses from the kitchen.
Tom ve John bazı kızları almak için dün gece bara gittiler.Tom and John went to the bar last night to pick up some girls.
Barmen, benim bir içkiye ihtiyacım var.Barman, I need a drink.
Tom bardağa biraz süt koydu ve Mary'ye uzattı.Tom poured some milk into a glass and handed it to Mary.
Bir bardak beyaz şarap, lütfen.A glass of white wine, please.
Tom bir Bloody Mary içerken barda oturuyordu.Tom was sitting at the bar drinking a Bloody Mary.
Polis John'un öldürüldüğünü düşündüğü zamanda, Tom bir barda Mary ile içiyordu.Tom was drinking at a bar with Mary at the time the police think that John was murdered.
Polis John'un öldürüldüğünü düşündüğü zaman Tom Mary ile bir barda içiyordu.Tom was drinking at a bar with Mary at the time the police think that John was murdered.
Tom Mary'ye kağıt bir bardakta nasıl su kaynatacağını gösterdi.Tom showed Mary how to boil water in a paper cup.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod