Tom barda Mary'yi bekliyor.Tom is waiting for Mary at the bar.
Tom barmene sahte kimlik kartı gösterdi.Tom showed the bartender a fake ID card.
İsimsiz bir hayırsever bir hayvan barınağı için birkaç yüz bin dolar bağışladı.An anonymous benefactor bequeathed several hundred thousand dollars to an animal shelter.
Tom bir hindili sandviç yedi ve bir bardak portakal suyu içti.Tom ate a turkey sandwich and drank a glass of orange juice.
Tom, Mary'yle birlikte bardan ayrıldı.Tom left the bar with Mary.
Tom, Mary'ye bir bardak şarap verdi.Tom handed a glass of wine to Mary.
Tom benim için bir bardak su alıyor.Tom is getting a glass of water for me.
Sana selam teklif ediyorum ve aramızdaki arkadaşlık yoluyla barış olabilir mi.I bid you greetings and may there be peace through fellowship between us.
Tom boş bardağını masaya koydu.Tom put his empty glass on the table.
Bardakta neredeyse hiç süt yok.There's almost no milk in the glass.
Kitabı konu üzerindeki bütün düşüncelerini barındırıyor.His book incorporates all his thinking on the subject.
Tom Mary'ye bir bardak su doldurdu.Tom poured Mary a glass of water.
Tom Mary'ye bir bardak çay doldurdu.Tom poured Mary a cup of tea.
Tom bardağı aldı ve bir yudum içti.Tom picked the glass up and took a sip.
Dinler arasındaki uzlaşma dünya barışının temelidir.Reconciliation among religions is the foundation of world peace.
Tom iki bardak portakal suyu doldurdu ve birini Mary'ye verdi.Tom poured two glasses of orange juice and handed one to Mary.
Tom bardağa biraz burbon döktü.Tom poured some bourbon into the glass.
Tom bardaklara kanyak döktü.Tom poured brandy into the glasses.
Tom bariz yalan söylüyor, değil mi?Tom has been lying through his teeth, hasn't he?
Tom benden bir bardak soğuk su aldı.Tom asked me for a glass of cold water.
İyi akşamlar. Ben bir bardak süt istiyorum.Good evening. I'd like a glass of milk.
İyi akşamlar. Bütün bir bardak süt istiyorum.Good evening. I'd like a glass of whole milk.
Dünyada mutluluk yoktur ama barış ve özgürlük vardır.There is no happiness in the world, but there is peace and freedom.
Herkes barış içinde yaşayabilir.Everyone can live peacefully.
Tom kendine bir bardak şarap doldurdu.Tom poured himself a glass of wine.
Bütün barlar kapalı mı?Are all the bars shut?
Bar her zaman açık.The bar is always open.
Bardağı doldurdum.I filled the glass.
Ben bardağı doldurdum.I've filled the glass.
Ben bir bardak doldurdum.I filled a glass.
Bir bardak doldurdum.I've filled a glass.
En sevdiğim barımın küçüklere alkol sunmak nedeniyle askıya alınan alkol lisansı vardı.My favorite bar had its liquor license suspended for serving alcohol to minors.
İç barış tehlikeye girer mi?Would domestic peace be plunged into jeopardy?
Bugün, Güneydoğu'da göreceli bir barış havası vardır.Today, there is a climate of relative peace in the south-east.
Barcelona ve Real Madrid arasındaki maçın skorunun 2-0 olacağını düşünüyorum.I think the final score between Barcelona and Real Madrid will be 2-0.
Bu bariz bir yalan.That's a blatant lie.
Bariz şeyleri söyleme.Don't state the obvious.
Yatmadan önce bir bardak süt içeceğim.I'm going to drink a glass of milk before I go to bed.
Bir karaoke barda asla şarkı söylemeyeceğim.I'll never ever sing in a karaoke bar.
Ben bir barmen değilim.I'm not a bartender.
Tom bir bardak sütünü dökerken Mary "Hayıır!" diye bağırdı."Nooo!" yelled Mary as Tom spilled her glass of milk.
Bana bir bardak bira getir.Bring me a glass of beer.
Bu bir bara benziyor.It looks like a bar.
Bardaklar nerede?Where are the glasses?
İzak Rabin 1994 yılı Nobel Barış Ödülü sahibiydi.Itzhak Rabin was the Nobel Peace Prize laureate for the year 1994.
Barış savaştan daha iyidir.Peace is preferable to war.
Bana limonlu bir bardak çay getir.Bring me a glass of tea with lemon.
Täze konsert zalynyň birkemsiz akustikasy bar.The new concert hall has state-of-the-art acoustics.
Tom sadece bir bardak çay istiyor.Tom wants only one cup of tea.
Biz dünya ile barıştayız.We're at peace with the world.
Ben sadece barış isteyen biriyim.I'm just someone who wants peace.
Tom birkaç bardak çayı masaya koydu.Tom placed some cups of tea on the table.
Biraz barmenlik yaptım.I've done some bartending.
Bu bariz yanlış.That's just plain wrong.
Barmen Tom'a içkisini uzattı.The bartender handed Tom his drink.
Taksimiz Chuck's Bar and Grill denilen bir yerin dışında durdu.Our taxi pulled up outside a place called Chuck's Bar and Grill.
Barmen Tom'un önüne bir içki koydu.The bartender set a drink in front of Tom.
Tom ve Mary odada kendilerine barikat kurdular.Tom and Mary barricaded themselves in the room.
Tom bardağını yere bıraktı.Tom put his glass down.
Tom bardaki tek müşteridir.Tom is the only customer in the bar.