Ana içeriğe geç
Sözlük

bar ile cümle

bar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bu yeni plan kalıcı bir barış getirebilir.This new plan may bring a lasting peace.
Sabahleyin bir şey yapmadan önce bir bardak çay içmek isterim.I like to drink a cup of tea in the morning before I do anything.
O bardağı bana ver! Çabuk, lütfen! Ölmek istemiyorum!Give me that glass! Quick, please! I don't want to die!
Bay Cameron kızını barda unuttu.Mr. Cameron forgot his daughter at the pub.
Bir bardak istiyorum.I want a glass.
O, dipsiz bir bardak.It's a bottomless glass.
İki erkek kardeş asla barışmadılar.The two brothers never reconciled.
Bardağı kırdım.I smashed the glass.
Barack Obama yeniden Abd başkanı seçildi.Barack Obama was reelected President of the United States.
İngiliz İmparatorluğu'nun dağılması nispeten barışçıldı.The dismantling of the British Empire was relatively peaceful.
Barış ve aşk.Peace and love...
Uygar bir insanın derisinin altına bakın ve bir barbar bulacaksınız.Look under the skin of a civilized man and you will find a barbarian.
İşte bir bardak su.This is a glass of water.
Onun babasına bir bardak meyveli kokteyli sundum.I offered her father a glass of punch.
İkinci bardak sırasında o konuşkan oldu.During the second glass, he became talkative.
Bana büyük bir su bardağı getirin lütfen!Please bring me a big glass of water!
Onlar barda sandviç yemezler.They don't eat sandwiches at the bar.
Nehir, baraj seviyesinin üzerine yükseldi.The river rose above the level of the dam.
O kaşığı ve bardağı hareket ettirmeyin.Don't move that spoon and glass.
O ülkeler yirmi yıldır barışı koruyorlar.Those countries have maintained peace for twenty years.
İkinci bardak şaraptan sonra Tom konuşkan oldu.After the second glass of wine, Tom became talkative.
Bu tozu bir bardak suyla karıştır.Mix this powder with a cup of water.
Bu antlaşma barışı garantiye alır.This treaty ensures peace.
Bu bardağı taşıran son damla.I can't take any more.
Kahvaltınla bir bardak portakal suyu ister misin?Would you like a glass of OJ with your breakfast?
O bir bardak liköre hayır demeyecek.He won't say no to a glass of liqueur.
Barbileri için kıyafetler yaptı.She made clothes for her barbies.
Angela Merkel, Barack Obama'yı aradığında Obama zaten ne diyeceğini biliyordu.When Angela Merkel rang Barack Obama, he already knew what she was going to say.
Ayrıca birkaç temiz bardağın var mı?Have you also got a few clean cups?
Kimse yanmış bir barbekü yemekten hoşlanmaz!No one likes to eat a burnt barbecue!
Barutu kimin icat ettiğini biliyor musun?Do you know who invented gunpowder?
Bir bardak doğal, taze sıkılmış meyve suyu gibi bir şey yok.There's nothing like a glass of natural, freshly squeezed juice.
Barbarlar kızgın vahşi bir hayvanın görünüşünden korkuyorlar.Savages fear the appearance of a fierce wild beast.
Baryum, sembolü Ba olan bir kimyasal elementtir.Barium is a chemical element of the symbol Ba.
O bir bardak kırdı.She broke a glass.
Bir bardak süt içti.She drank a glass of milk.
Bardağı düşürdü.She dropped the glass.
O, kız kardeşine bir bardak su doldurdu.She poured her sister a glass of water.
O, Tom'u daha barut gibi yaptı.It made Tom bitter.
Biz barış içinde geliriz.We come in peace.
Ben buraya gelmeden önce kaç bardak şarap içtin?How many glasses of wine did you drink before I got here?
Bir bardak çay içmek istiyorum.I'd like to drink a cup of tea.
Terörizm dünya barışının en büyük düşmanlarından biridir.Terrorism is one of the biggest enemies of world peace.
Onlar bir bardak çay ister mi?Don't they want a cup of tea?
Mutlu ve kendimle barışık hissediyorum.I feel happy and at peace with myself.
Tom'un bara giremeyeceğini biliyordum.I knew that Tom wouldn't be able to get into the bar.
Daha bariz bir açıklama olduğunu düşünüyorum.I think there is a more obvious explanation.
Barmen Tom'u adıyla karşıladı.The bartender greeted Tom by name.
İki bardak şarabımız vardı.We had a couple glasses of wine.
Tom bir bardak su istedi.Tom asked for a glass of water.
Tom bardaklara şarap dökmeye başladı.Tom began to pour wine into the glasses.
Tom şarap bardağını Mary'ninkine tokuşturdu.Tom clinked his wine glass against Mary's.
Tom bara girdi ve Mary'nin yanındaki tabureye oturdu.Tom entered the bar and sat on the stool next to Mary.
Tom Mary'nin şarap bardağını ağzına kadar doldurdu.Tom filled Mary's wine glass to the rim.
Tom birkaç büyük bardak şarap içti ve biraz sarhoş oldu.Tom has had several large glasses of wine and has gotten a little drunk.
Tom bir tost için şarap bardağını kaldırdı.Tom held up his wine glass for a toast.
Tom bariz acı içinde değil.Tom is in no apparent pain.
Tom John ve Mary'ye bardaklarla şarap sundu.Tom offered glasses of wine to John and Mary.
Tom rom şişesini açtı ve bir bardağa biraz döktü.Tom opened the bottle of rum and poured some into a glass.
Tom bardağını aldı ve bir yudum su aldı.Tom picked up his glass and took a sip of water.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
bar ile cümle - Sayfa 13 - bar kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App