Hiç dünya barışı olacak mı?Will there ever be world peace?
Herkes barınağa!Everyone in the shelter!
Hiç İspanyol barına gittin mi?Have you ever gone to a Spanish bar?
Tom'un Park Caddesi'nde bir barı var.Tom has a bar on Park Street.
Tom'un istediği şey barış ve sessizlikti.What Tom wanted was some peace and quiet.
Sami İslam'ın barış dini olduğunu söyledi.Sami said that Islam is a religion of peace.
Tom çok ıslanmayacağını umarak ağacın altına bir barınak götürdü.Tom took shelter under the tree, hoping he wouldn't get too wet.
İnsan doğası dünya barışı için bir engeldir.Human nature is an obstacle to world peace.
Dünya barışını getirmek için ne yapılabilir?What can be done to bring about world peace?
Sami derme çatma bir barınakta yaşıyordu.Sami lived in a makeshift shelter.
Sami barın arkasındaki çöp kutusunu kontrol etti.Sami checked the dumpster behind the bar.
Bu evde barış olabilir.There can be peace in this house.
İşe yarasa bari.This better work.
Eğleniyor muyuz bari?Are we having fun yet?
Dünya barışı.World peace.
Bu bankta üzerinde evsizler uyumasın diye bariyer var.This bench has a barrier to prevent the homeless from sleeping.
Bu galaksilerin her biri yüz milyarlarca yıldız barındırıyor.Each of these galaxies harbors hundreds of billions of stars.
Bu galaksilerin her biri yüzlerce milyar yıldız barındırıyor.Each of these galaxies harbors hundreds of billions of stars.
Bu galaksilerin her biri yüzlerce milyar yıldız barındırır.Each of these galaxies harbors hundreds of billions of stars.
Roman, yazarın kendi hayatından birçok otobiyografik öğe barındırıyor.The novel has many autobiographical elements from the author's own life.
İlgili ülkeler anlaşmazlığı barışçıl yollarla çözdü.The countries concerned settled the dispute by peaceful means.
"Savaş ve Barış"ı kim yazdı?Who wrote "War and Peace"?
Bu siteden indirdiğiniz dosyalar zararlı yazılım barındırıyor olabilir.The files that you are downloading from this website may contain malware.
İslam barış dinidir.Islam is a religion of peace.
İslam'ı uygulayış biçimleri paganist ögeler barındırıyor.They practice Islam with paganistic elements.
Tom yerel hayvan barınağından bir kedi sahiplendi.Tom adopted a cat from the local animal shelter.
Kafa barıştırabileceğin türden bir adam.He is the sort of man you can get along with.
İstanbul Türkiye nüfusunun beşte birini barındırıyor.Istanbul accounts for a fifth of Turkey's population.
Barışçıl bir çözüm istiyoruz.We want a peaceful solution.
Birisi bariz şekilde örnek cümlelerimi çalıyor ve bunun bir son bulması şart.Someone is openly stealing my example sentences and this has to stop.
Barış; anlaşmazlık ve çekişmenin hiç olmaması değil, onlarla başa çıkma becerisidir.Peace is not the absence of conflict, but the ability to cope with it.
İnsanlar barış istiyor.People want peace.
Almanya Türkiye'den sonra en çok Türk yerleşimci barındıran ülke.Germany is the country with the most Turkish residents after Turkey.
Barışı yeniden tesis etmek için gerekli tedbirleri aldılar.They took the needed measures to re-establish peace.
Bari sabaha kadar kalaydın.At least, stay till morning.
İki güç arasındaki barışı bozulmadan devam ettiren tek şey dehşet dengesi.The peace between the two powers is maintained only by the balance of terror.
Siyonizm var olduğu sürece Orta Doğu'ya barışın gelmesi mümkün değil.As long as Zionism exists, no peace could be achieved in the Middle East.
Siyonizm var olduğu sürece Ortadoğu'da barış sağlanamaz.As long as Zionism exists, no peace could be achieved in the Middle East.
Ben, rejiminin barış yerine savaşı tercih ettiği bir ülkede yaşıyorum.I live in a country whose regime favours war over peace.
Buraya bariz nedenlerden dolayı sıkça gelmiyorum.I don't often come here for obvious reasons.
"Sabah kalkıp 'modacı olayım bari' denmez!"."Sabah kalkıp 'modacı olayım bari' denmez!".
Elçin Sangu ve Barış Arduç son bölüme yine damga vurdu.Elçin Sangu ve Barış Arduç son bölüme yine damga vurdu.
Şimdi silahlarımızı atalım ve barışı kucaklayalım.Let us now throw down our arms and embrace peace.
Ben her yerde barış istiyorum".I want peace everywhere."
Liderlerine savaşta ve barışta eşlik ettiler.They accompanied their leader in war and peace.
Sasaniler da barış karşılığında bir miktar para ödendi.The Sassanians were also paid some money in return for peace.
Birinci Dünya Savaşı sırasında tüm Hristiyan önderleri barış ve adalete çağırdı.During the First World War, he called on all Christian leaders to work for peace and justice.
Ve şimdi ne isterseniz alın ve barış içinde buradan gidin.”So take what you please and go with peace."
Bu barış ile Aribert sadece İmparatorluğun açık yarasını iyileştiriyordu.This peace with Aribert healed the only open wound in the Empire.
Bariyerler kapatılmadı, çünkü operatör yanlış düğmeye basıyordu.The barriers were not closed, because the operator pressed a wrong button.
Altı ay süren eğitimden sonra, üyeler barış operasyonlarına katılmak için gönderilir.After six months of training, members are sent to join peacekeeping operations.
Temel görevi aktif bir barış işlevi yaratmaktı.His main task was creating an active peace function.
"Kardeşlik ve barış...""Kardeşlik ve barış..."
Plan, barış için yol haritasını uygulamayı amaçladı.The plan aimed to implement the Road map for peace.
Müşterilerin "yüzde 98'i erkek" idi, fakat bazen lezbiyenler de barı ziyaret ederdi.The customers were "98 percent male" but a few lesbians sometimes came to the bar.
Roma ve Pontus arasında barış yapıldı; ancak bu yalnızca geçici bir ara oldu.A peace was made between Rome and Pontus, but this proved only a temporary lull.
İyiyi, doğruyu ve güzeli arayan toplumların her zaman barış içinde yaşayacağına inandım.I believed that societies looking for good, right and beauty will always live in peace.
2007'de, barış ve insan hakları savunucusu olmak için Somali'ye geri döndü.In 2007, she returned to Somalia to advocate for peace and human rights.
Bununla birlikte, doğası gereği Sovyet uzay programı paradoks (çelişki yumağı) barındırıyordu.However, because of its nature, the Soviet space program suffered a paradox.
Barış görüşmeleri başladı, Haziran 842 yılında kardeşler Saône de bir adada buluştular.Peace negotiations began, and in June 842 the brothers met on an island in the Saône.