Şehirde barikatlar kuruldu.Des barrages routiers ont été mis en place dans la ville.
Barış, Demokrasi ve Adalet kapsamında görüşüldü.Il s'agit par exemple de la démocratie ou de la justice.
Bu sırada, Avusturyalılar barış için çağrıda bulundu.Les opérations s'achèvent, les Autrichiens demandent la paix.
Bu antlaşma 10 yıl sürelik bir barış dönemini öngörüyordu.Il leur imposa alors un traité de paix inégal d'une durée de 10 ans.
Sichuan Dev Panda Barınağı, yedi doğa rezervi ve dokuz doğa parkından oluşmaktadır.Les sanctuaires des pandas géants de Sichuan regroupent sept réserves naturelles et neuf parcs paysagers.
2000'de "Barış Kültürü Vakfı"nı kurdu.Il fonde en mars 2000 la Fondation Culture de Paix.
Ama barışa 24 Mart'ta operasyonla cevap verildi.Le 24 mars, la paix est conclue.
Tangut kralı barış istemeyi yeğledi.Ce roi chrétien préfère la paix à la guerre.
1952 yılında İsrail İle Barışa Muhalefet Örgütünü kurar.En 1952, il crée l'Organisation pour s'opposer à la paix avec Israël.
1964 - Martin Luther King, Nobel Barış Ödülü'nü aldı.1964 : Martin Luther King reçoit le prix Nobel de la paix.
Şehir Venezuela'nın en üst düzey sanayi ve üretim şirketlerini barındıran ekonomik merkezidir.La ville est un pôle économique où sont réunies les plus grandes industries et usines du Venezuela.
Troya prensi Paris, Sparta kralı Menelaos'a barış mesajı götürmek için krallığını ter eder.Le prince troyen Pâris quitte son royaume pour porter un message de paix au roi Ménélas de Sparte.
Bu durum kırk yıl sürecek "Küçük Kilise Barışı" döneminin başlangıcını oluşturdu.C'est le début de la période appelée petite paix de l'Église.
Ana madde: Moğolistan Demokratik Devrimi 1990 yılında ülkede demokratik barışçıl bir devrim gerçekleşti.Article détaillé : Révolution démocratique de 1990 en Mongolie.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa, Nobel Barış Ödülü’nü aldı.1983 : Lech Wałęsa, militant syndicaliste polonais reçoit le prix Nobel de la paix.
1990 - Sovyetler Birliği başkanı Mihail Gorbaçov, Nobel Barış Ödülü'nü aldı.Mikhaïl Gorbatchev, président soviétique, prix Nobel de la paix en 1990.
Liu Xiaobo, Nobel Barış Ödülü'nü hapishanedeyken kazanmıştır.Liu Xiaobo, le futur Prix Nobel de la paix, était présent sur place.
Reigns, Triple H'e barikatlara doğru Spear yaptı.Reigns fait un Spear à Triple H !
Bununla beraber, yapıldığı yer neresi olursa olsun, kaynak çeşitli tehlikeler barındırır.Quel que soit le choix fait, la vie est pleine de dangers.
Haiti'de hükümet acil durum barınakları hazırlanmasını emretti.Informé, le gouvernement donna ordre de faire intervenir les huissiers.
Ayrıca toplama içinde 24 sayfalık bir kitapçık barındırmaktadır.En supplément, un livret collector de 24 pages .
Kendisinin, eşinin ve bir yakınlarının kabirlerini içinde barındırır.(Les marchands) emmènent avec eux leurs femmes et concubines.
Albümdeyse 2 CD vardı ve toplam 22 şarkı barındırıyordu.Il s'agit d'un double CD comportant au total 22 chansons.
Biz bu karmaşıklığa karşı demokratik ve barışçıl bir çözüm için söz verdik.Il met en avant un combat pacifique et démocratique.
Si vis pacem, para bellum Eğer barış istiyorsan savaşa hazırlan.Si vis pacem, para bellum (« Si tu veux la paix, prépare la guerre » en français) est une locution latine.
Finlandiya ve Sovyetler Birliği arasında imzalandı (nihai barış antlaşması 1947 yılında Paris'te imzalandı).Le traité de paix final fut signé entre la Finlande et l'URSS à Paris en 1947.
Bucaklar, en küçük yönetimsel birim olan köyleri içinde barındırır.Ceux-ci contiennent les villages qui sont les plus petites unités administratives.
İki mezarkazıcı, mezarını kazarken Ophelia'nın bariz intiharını tartışır.Scène I — Deux fossoyeurs discutent le suicide apparent d'Ophélie alors qu'ils creusent sa tombe.
İki taraflar da derhal çatışmalara son verecek ve barış için görüşmelere başlayacaklardır.Les deux cousins feront cependant rapidement la paix et se battront côte à côte.
Regulus savaş sonunda Kartaca kuvvetlerini ezici bir yenilgiye uğrattı ve Kartaca barış istemek zorunda kaldı.Regulus infligea une défaite cuisante aux Carthaginois, qui ensuite demandèrent la paix.
1986'da her iki ülkede barış, dostluk ve işbirliği antlaşması imzaladı.En 1960, les deux pays signèrent un traité d’amitié et de non-agression.
Film Brigitte Bardot'yu başrol kadın oyuncu olarak barındırmaktadır.L'actrice Brigitte Bardot contribua à le populariser.
1713 yılında imzalanan Utrecht Antlaşması Yeni Fransa'ya barış getirmiştir.La paix d'Utrecht, en 1713, rendra pourtant la région à la France.
1552’de, Yoşiteru, Kiyoto’ya dönmek için Nagaharu ile barış anlaşması yaptı.En 1550, Yoshiteru fait la paix avec Nagaharu pour retourner à Kyōto.
Barış uzun sürmedi.La paix ne dura pas longtemps.
Bunlar barış zamanı çiftçi, savaş zamanı ise askerdirler.Nous sommes des enfants du pays, nous sommes des combattants pour la paix.
Hobbes daha çok barış üzerinde dururken, Petty refah üzerine çalışmayı tercih etmiştir.Hobbes s'était consacré à la paix, Petty choisit la prospérité.
"Nobel Barış Ödülü 1901-2000".Nobel Lectures, Peace 1901-1925.
Hiroşima Barış Anıtı Müzesi, ziyaretçileri bombalı saldırı konusunda bilgilendiren ana yerdir.Il s'agit du Musée de la paix construit à Hiroshima pour rappeler l'horreur de la bombe atomique.
Bu cins 299 tür barındırır.Au total, celui-ci transportait 299 hommes.
Ertesi yıl, 562 yılında bir barış antlaşması ile sonuçlanacak genel bir ateşkes üzerinde anlaşıldı.L'année suivante, en 557, une trêve est signée avec les Perses, déouchant sur un traité de paix en 562.
Bonn çok sayıda önemli müzeyi barındırır.Mons possède plusieurs musées d'importance.
Barış Örücü, (d.La prière pour tous (V).
Ancak, tutukluların hükümlülerden ayrı mekânlarda barındırılmaları gerekmektedir.Ils vivent néanmoins séparés des prisonniers.
Felaketzedeler sığınacak bir barınak bulmaya çalışıyorlar.Les pauvres affluent, cherchant un refuge.
Motorları ve yakıtı barındırır.Il contient le carburant et les moteurs.
Ayrıca kısaca günah işleyen kişinin kâfir olduğu iddiasının reddini içeren bir bölümü de barındırır.Mise à l'écart du croyant qui a péché.
Akademi birçok yabancı üyeyi de barındırır.Il est aussi membre associé de nombreuses académies étrangères,.
Bu operasyonda 16 barış gücü askeri ölmüştür.Au cours de cette opération, 16 soldats furent tués.
Mynet Haber ^ Gürcistan: Daimi barışa kadar savaş!(Large Target) Battons-nous pour la paix !
Her tabur 500 ila 1000 arasında jandarma barındırır.Chaque commando compte entre 500 et 1 000 hommes.
Ülke içinde refahı ve barışı sağladı.Il rétablit la paix et la stabilité dans le pays.
Bu madde kamu malı olan şu eserden alıntılar barındırmaktadır: Cousin, John William (1910).Cet article incorpore le texte dans le domaine public de : Cousin, John William (1910).
1961 yılından bu yana 200.000'den fazla Amerikalı 139 ülkede Barış Gönüllüsü olarak çalışmıştır.Plus de 200 000 personnes ont servi dans le Corps de la Paix, dans 139 pays différents.
1932 - Dünya Barış Konferansı Viyana'da toplandı.1952 : congrès mondial des peuples pour la paix à Vienne.
Proje SourceForge tarafından barındırılmaktadır.C'est un projet de SourceForge.
1964 - Nobel Barış Ödülü zenci rahip Martin Luther King'e verildi.1964 : le prix Nobel de la paix est attribué à Martin Luther King.
Bundan sonra Saaremaa'da adalı Oselyalılar ile Haçlılar arasında bir barış antlaşması imzalandı.C'est là que doit être signé un accord de paix entre les Azmirs et les Samadiens.
Karar "Orta Doğu'da âdil ve kalıcı bir barışın sağlanması" çağrısı yapar.La Résolution appelle à un cessez-le-feu et à des négociations pour une paix juste et durable au Moyen-Orient.
Bu firmalar dünyanın en geniş gemilerini bünyelerinde barındırmaktadır.Ils comprennent aussi les plus grands navires au monde.