Çatışma resmî olarak 2005 yılı Ocak ayında bir barış anlaşmasının imzalanmasıyla sona erdi.Le conflit a officiellement pris fin avec la signature d'un accord de paix en janvier 2005.
Napolyon harekâta başlamadan önce St. Petersburg'a son bir barış teklifi gönderdi.Napoléon avait envoyé une dernière offre de paix à Saint-Pétersbourg peu avant d’entamer les opérations.
O parlayan insanlar Çalışarak barış içerisinde inşa ediyoruz Daha öncesinden daha güzel bir ülke.Ô peuple ardent Par le labeur Nous bâtirons un pays plus beau qu'avant Dans la paix.
Bu nedenle ertesi yıl Nobel Barış Ödülü'ne aday ilk şehir oldu.Elle devint l'année suivante la première ville candidate au Prix Nobel de la paix.
Ayrıntılı tanım ve sınırlamalar 1976 tarihli Barışçıl Nükleer Patlamalar Antlaşmasında yer almaktadır.Les définitions et les limites sont couvertes dans le traité des explosions nucléaires pacifiques de 1976,.
Gaiseric, Basiliscus'tan barış şartlarını hazırlamak için 5 gün izin istedi.Genséric demande à Basiliscus cinq jours pour produire les conditions d’une paix.
B 1948 yılında Nobel Barış Ödülü kimseye verilmemiştir.B En 1948, le prix Nobel de la paix n'a pas été attribué.
1999 - Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü, Nobel Barış Ödülü'nü aldı.1999 : l'association Médecins sans frontières reçoit le prix Nobel de la paix.
11 Mayıs'ta, Batum'da yeni bir barış konferansı açıldı.Le 11 mai, une nouvelle conférence s'ouvrit à Batoumi.
Şimdi silahlarımızı atalım ve barışı kucaklayalım.Mettons plutôt bas les armes et concluons la paix.
Konu komşudan utanın bari.Les soupçons se portent sur le voisinage.
Nisan 1301'den itibaren, Bizans elçileri barış için Venedik'e gönderildi fakat başarılı olamadılar.Dès avril 1301, des ambassadeurs byzantins furent envoyés négocier la paix, sans succès.
Barış antlaşması, ertesi yıl imzalandı.Un nouveau traité de paix est signé l'année suivante.
NATO'nun Barış İçin Ortaklık programına da üyedir.Ce stage faisait partie du programme de partenariat pour la paix de l'OTAN.
General Mardonius, Salamis'e çekilmiş olan Atinalılara barış teklifini bir kez daha yeniledi.Mardonios renouvelle son offre de paix aux Athéniens réfugiés sur l'île de Salamine.
Birleşmiş Milletler'e Barışı koruma, kriz yönetimi ve insani yardım operasyonlarında destek vermek.Maintien de la paix, de la gestion des crises et les opérations de secours humanitaire à l'appui de l'ONU.
1997 yılında kurulan grup Alvheim adlı grubun eski üyelerini barındırır.Il est formé en 1997 par d'anciens membres de Alvheim.
İşte bu mevzu, kendi içerisinde bir çelişki barındırmaktadır.Elle présente un clivage indistinct sur {120}.
Bari, Somali Somali'de bir şehir.Bari, une région de la Somalie.
Gavril Radomir'in barış girişimleri başarısız oldu.La tentative de Gabriel Radomir de négocier la paix est un échec.
Özellikle iki tür, dışavurumculuk akımından bariz biçimde etkilenmiştir: Korku sineması ve film noir.Deux genres furent particulièrement influencés par l'expressionnisme : le film noir et le film d'horreur.
Bu Bizans hükümetini barış imzalamaya zorladı ve 4 Ekim 1302 tarihinde anlaşma imzalandı.Cette action détermina les Byzantins à proposer la paix, qui fut signée le 4 octobre 1302.
Ancak henüz barış antlaşması imzalanmamıştı.Le traité de paix ne fut pas signé.
Ancak 1783 barışının ardından, Britanya sahilin kontrolünden vazgeçmek zorunda kalmıştır.Toutefois, à la conclusion de la paix en 1783, la Grande-Bretagne dut renoncer au contrôle direct de la côte.
1972 yılında Sovyetler Birliği kendisine Lenin barış ödülü verdi.En 1972, l'Union soviétique lui remet le prix Lénine pour la paix.
4 Aralık tarihinde ateşkes ilan edildi ve barış görüşmeleri başladı.Une trêve est conclue le 4 décembre et les négociations commencent.
Sulla kısa süre içinde Mitridates'le barış yaptı.Sylla fait bientôt la paix avec Mithridate.
Gençliğinde Mahatma Gandi'nin barışçıl direnişini incelemek üzere Hindistan'a gitti.Jeune, il voyage en Inde pour étudier la résistance non-violente du Mahatma Gandhi.
Onun etkisiyle imparator Bizans kuvvetlerinin barışçıl şekilde çekilmesini sağladı.Du fait de son influence auprès de l'empereur, il facilita le retrait pacifique des troupes byzantines.
Haydi bari onu söyleyeyim.Je vais vous le dire.
Mesembria'nın kaybına rağmen, Bizanslılar barış yapmakta isteksizlerdi.En dépit de la perte de Mesembria, les Byzantins se refusaient toujours à faire la paix.
Barış antlaşması iki devlet arasında imzalanmadı.Aucun traité de paix n'est signé entre les deux pays.
Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah’a aittir.(38) Mais quiconque se repent après son tort et se réforme, Allah accepte son repentir.
1979 - Rahibe Teresa'ya Nobel Barış Ödülü verildi.1979 : mère Teresa reçoit le prix Nobel de la paix.
Bazı söylemleri nedeniyle Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterildi fakat kazanamadı.Elle fut plus tard nommée pour recevoir le Prix Nobel de la paix, mais ne l'obtint pas.
Senin refahını zahmetle, sevgiyle ve barışla elde edeceğiz, Sana karşı her zaman dürüst olacağız!Thy welfare we will win in toil and love and peace, Will be to thy name ever true!
Ayrıca altı tane de durum eki barındırır.Il y a aussi eut 6 abstentions.
"Ne Sevmeyi Bildik ne Sevilmeyi" (Söz: Haluk Kurosman, Müzik: Barış Yurtcu) "Gurur Benim Neyime?"On peut comparer : « J'aime qui je veux aimer » à « J'aime ceux que je veux aimer ».
Bariyer ada zinciri, dünya sahillerinde %13 oranında bulunabilir.Les chaînes d'îles de barrière couvrent environ treize pour cent des côtes du monde entier.
İşkenceyi de barındıran sorgulama teknikleri ile tanınmaktadır.Est également utilisée la torture, dite technique d'interrogatoire renforcée.
English Football Hall of Fame; Preston, İngiltere'deki Ulusal Futbol Müzesi'ni barındıran organizasyon.L'English Football Hall of Fame est hébergé au National Football Museum à Preston au nord de l'Angleterre.
Çocukluğunu Barış Manço, Britney Spears ve Justin Timberlake dinleyerek geçirdi.Durant son enfance, il a surtout écouté Barış Manço, Britney Spears et Justin Timberlake.
Dünya Barış Konseyi Barış Derneği Gathering the pieces of peacePlace de la Paix Square de la Paix
Barış zamanında sadece hançer kullanırlardı.La mise à disposition de ce contingent en temps de paix.
Bina birkaç giriş barındırmaktadır.La station possède plusieurs entrées.
Thomas ve Memun bir barış anlaşması ve müttefiklik üzerine uzlaşmaya vardı.Thomas et Mamūn concluent un traité de paix et d'alliance mutuelle.
Coriolanus bunun yerine Roma'lılar ve Volski'liler arasında bir barış anlaşması imzalar.Coriolan accepte de conclure la paix entre romains et volsques.
1071'de Robert, kardeşi Roger ile İtalya'daki son Bizans toprağı Bari'yi ele geçirdi.En 1071, Robert et son frère Roger s’étaient emparés du dernier château fort byzantin en Italie, Bari.
Komitenin çalışmaları üç kere (1917, 1944, 1963) Nobel Barış Ödülü ile ödüllendirilmiştir.L'action du CICR a été récompensée par trois prix Nobel de la paix (1917, 1944 et 1963).
1009'da Bari'li Melus'un isyanına Bitonto da katılmıştır.Bitonto prit part à la révolte de Melus de Bari en 1009.
2018'de Nobel Barış Ödülü'ne Denis Mukwege ile beraber layık görüldü.Le 5 octobre 2018, elle reçoit le prix Nobel de la paix avec Denis Mukwege.
Kuruluşun giderleri bağış ile karşılanır ve web sitesi reklam barındırmaz.L'organisation est supportée par des dons, et le site web ne contient pas de publicité.
Oradan tekrar barış önerdi.La paix est revenue dans la région.
Yüce Yaradan ülkemiz olan Malavi'yi kutsasın, Onu bir barış içinde saklasın.O Dieu, bénis notre terre du Malawi, Conserve-la comme une terre de paix.
Mayıs 1790'da kralın savaş ve barış ilan etme hakkı tartışılırken kralı savundu.Le 15 mai 1790 il provoqua la discussion sur le droit de paix et de guerre.
Refah ve barış ortamı konfora yönelik tüketim aracı olan otomobilin satınalınabilmesine olanak sağlamıştır.Un climat de prospérité et de paix a, en effet, favorisé l'achat d'objets de confort comme l'automobile.
Hiroşima Barış Anıtı Müzesi.Hiroshima Peace Reader.
28 Nisan - San Francisco Barış Antlaşması yürürlüğe girdi.28 avril : entrée en vigueur du traité de San Francisco.
Rusya'nın bu çatışmada Avusturya'nın yanında yer almasını önlemek için hemen bir barış yapılması gerekiyordu.Une paix rapide était essentielle pour empêcher la Russie d'entrer en guerre du côté de l'Autriche.
Mini Ekskavatörün yürüyüş aksamını barındırır.Le narrateur y fait une promenade.