1956 yılında Viyana'da Uluslararası Barış Ödülü'nü aldı.Letztmals wurde der Internationale Friedenspreis 1956 verliehen.
Yerli halklar ^ "Selam olsun barış ödülü alan kadınlara!". birgun.net.Paix aux chaumières!“ „Krieg den Palästen!
Yapıtları eleştiri, mizah ve ironi barındırır.Die Darstellung in seinen Sujets zeigt Frische, Behändigkeit, Humor und Ironie.
İdare Hukuku alanı bünyesinde birçok alt alan barındırmaktadır.Der Begriff des Geschäftsraums ist für viele Rechtsgebiete von ausschlaggebender Bedeutung.
Barışcıl balıklardır özellikle gurami ailesinden diğer türlerle iyi geçinirler.Rotzahn-Drückerfische sind wesentlich friedlicher als andere Arten aus ihrer Familie.
"Ne Sevmeyi Bildik ne Sevilmeyi" (Söz: Haluk Kurosman, Müzik: Barış Yurtcu) "Gurur Benim Neyime?"Zu wissen, was Gott will, zu wissen, was der Weg des Lebens ist – das war die Freude Israels“.
Dokuz buçuk saat sonra barışçıl bir şekilde polise teslim oldu.Der Festgenommene verbrachte anschließend zweieinhalb Stunden in einer Zelle auf dem Polizeirevier.
"XXV Barış Görüşmeleri".Die Eröffnungsfeier der XXV.
Konuşanların sayısı kaynaklara göre değişiklik barındırmaktadır.Die Zahl der Mitglieder schwankt nach verschiedenen Quellen.
Hafiflik ve barış konumunu hissetmeye başladığınızda sadece gözlerinizi kapatın ve düşüncelerinizi seyredin.Wenn ich die Augen schließe fühle ich deine Liebe und deine Küsse.
Yaklaşık 50 asker barındıracak mimari özelliğe sahiptir.Interessenten stehen ca. 50 ELK Musterhäuser zur Verfügung.
Her bir üye hücreden serbest kaldığınca, aileleriyle karşılaşır ve onlarla barışırlar.Als sie aus dem Gefängnis entlassen werden, sprechen sich alle auch mit ihren Familien aus.
Sonunda 26 Ocak 1699 günü Karlofça Barış Antlaşması imzalandı.Der Friede von Karlowitz wurde am 26. Januar 1699 geschlossen.
Google Code açık kaynak proje barındırmalarında Subversion desteği de vermektedir.Google Code bietet eine Versionsverwaltung für Open Source Anwendungen.
Bari Serie B ligine düştü.Modell B löst die Serie ab.
Şehre Xigazê Barış Havalimanı hizmet vermektedir.Die Pflege der Friedhofsfläche wird durch die Stadt vorgenommen.
Folklorik özellikleri klasik Harput folklorünü barındırmaktadır.Beliebt ist die Integration von Folkloreinstrumenten in den klassischen Klangkörper.
İki kardeş, 16 yıl boyunca ilişkilerini barış içinde sürdürdüler.Beide Eltern brüten etwa 16 Tage.
Barış hakkında müzakereler yapılırsa bir sonuca varılacağına inanmaktaydı.Bevor es zur Schlacht kam, konnte jedoch auf dem Verhandlungsweg ein Friede erreicht werden.
Bu onun Barış Konferansını terk etmesine sebep oldu.Das habe sie dazu bewegt, Frieden zu schließen.
Bu yeni bayrak, ülke barışının ve barış yöneliminin bir simgesidir.Das Siegel soll den Frieden und die Ruhe der Provinz symbolisieren.
Katie onu barınaktan almış ve eve getirmiştir.Frau Edelmann versprach ihnen Hilfe und brachte sie zu sich nach Hause.
22 Aralık 1805 de Avusturya ile Fransa arasında Pressburg Barış Antlaşması imzalanmıştır.Am 26. Dezember 1805 wurde mit Österreich der Friedensvertrag von Pressburg geschlossen.
Krum Han bir kez daha barış görüşmesine girişti.Franz I. musste erneut Frieden schließen.
Osmanlı barış teklifinde bulunmak zorunda kaldı.Robert erhielt ein Friedensangebot.
Barış anlaşmalarından sonra 1998'de yasak kaldırıldı.Nach dem Inkrafttreten des Schengener Abkommens im Jahr 1995 wurde er geschlossen.
George Orwell gibi yazarlardan etkiler de barındırır.Auch programmatische Texte von Künstlern wie etwas George Grosz wurden immer wieder abgedruckt.
1559 - İtalya Savaşı'nı bitiren barış anlaşması imzalandı.Im Juni 1546 wurde ein Friedensvertrag geschlossen, der den Krieg beendete.
Körfez bölgesi 7.2 milyonluk bir nüfus barındırır.Der Einzugsbereich von DB Regio Ostbayern umfasste 2,7 Mio. Einwohner.
Burada daha önceleri 1906 yılında açılmış olan Je t’aime barı bulunuyordu.Hier hatte sich ursprünglich die 1912 eröffnete Chatham-Bar befunden.
Savaş ve barış kararları toyda verilir.Krieg und Frieden in der Urfassung.
Barış kelimesi duygusal bir durum içinde kullanılabilir.Der Begriff Türöffner kann auch in einem psychologischen Kontext verwendet werden.
Barış, Demokrasi ve Adalet kapsamında görüşüldü.Gerechtigkeit und Demokratie auf dem Prüfstand.
Liu Xiaobo, Nobel Barış Ödülü sahibi.Die Biografie des Friedensnobelpreisträgers Liu Xiaobo.
Barış uzun sürmedi.Der Friede hielt nicht lange.
Karada yaşayanlar çoğunlukla nemli bölgelerde barınır.Die Straßen in der Umgebung sind meist in mäßigem Zustand.
NATO'nun Barış İçin Ortaklık programına da üyedir.Malta arbeitet mit der NATO im Programm Partnerschaft für den Frieden zusammen.
Ek olarak A-GPS (GPRS destekli GPS) barındırmaktadır.Zudem ist eine A-GPS-Antenne eingebaut.
İşte bu mevzu, kendi içerisinde bir çelişki barındırmaktadır.Das kommt ihnen als Schande im Diesseits zu.
Onun bu barış isteğini Stockholm'daki İsveç Parlamentosu desteklemekte idi.Dieser zögerte, woraufhin er sich die schwedische Aufführung in Stockholm ansehen sollte.
Mini Ekskavatörün yürüyüş aksamını barındırır.Frack tragende Bürger gehen spazieren.
Hiroşima Barış Anıtı Müzesi.Im Besitz des Hiroshima Kunstmuseums.
Beton gibi görünen suratının altında harika bir kalp barındırır.Der Wandteppich setzt in dem vom Beton bestimmten Raum einen starken Farbakzent.
Hüsrev yine de barışı reddediyordu.Daraufhin lehnten diese den Frieden ab.
Diğer birlik cumhuriyetlerinde ise dönüşüm nispeten barış içinde gerçekleşti.Die Räumung der übrigen verlief friedlich.
Çünkü daha önceki bütün barış ve teslim çağrıları cevapsız kalmıştı.Damit haben sich alle Vorwürfe und Vorverurteilungen als haltlos erwiesen.
Bu öyküler pek çok kültürel unsuru bünyesinde barındırmıştır.Es finden sich auch viele Artikel, die diese Subkultur mit großer Sympathie schildern.
Sonra 1667 yılı içinde Breda'daki barış görüşmelerine dahil olur.Im Frieden von Breda wurde 1667 der Frieden zwischen den beiden Staaten besiegelt.
Şehir, barındırdığı dinî çeşitliliğiyle bilinir.Der Ort ist für seine vielfältige Avifauna bekannt.
Milyonlarca suçluyu barındırır.Millionen Ermordete klagen an.
Honorius soruna barışçıl bir çözüm bulma isteği olmasına rağmen, politik sağduyudan yoksundu.Honorius fehlte jeder Sinn für politische Realitäten ebenso wie der Wille zu einer friedlichen Lösung.
2009 Barış Kupası 24 Temmuz ile 2 Ağustos arasında gerçekleşti.Die Veranstaltung fand vom 25. Juli bis zum 2. August 2009 statt.
Düz bir alan üzerine kurulmuş bu köy üç farklı kültürü içinde barındırmaktadır.Ein Dorf im Schnittpunkt dreier Kulturen.
Bu insanlar dünya barışına çok büyük katkı sağladı.Ces gens ont apporté une grande contribution à la paix mondiale.
İnsanlık nükleer enerjinin barışçıl kullanımında başarılı olacaktır.L'humanité parviendra à utiliser pacifiquement l'énergie nucléaire.
Hadi, barışalım.Allons, faisons la paix.
Ben barıştım.J'ai fait la paix.
Barışçıl bir çözüm istiyoruz.Nous voulons une solution pacifique.
NATO bir barış örgütü değildir.L'OTAN n'est pas une organisation de paix.
Ukrayna'nın Yahudi cumhurbaşkanı neo-Nazilerle nasıl barıştı?Comment le président juif d'Ukraine a fait la paix avec les néo-nazis ?