Ana içeriğe geç
Sözlük

barı ile cümle

barı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dresden çok sayıda sanat eseri koleksiyonları barındırır.Die Kunstsammlungen Dresden erwarben zahlreiche ihrer Werke.
Her 21 Eylül’de, Birleşmiş Milletler Merkezi’ndeki “Barış Çanı” çalınıyor.Am 1. September wird zum Weltfriedenstag die in der Keulahütte gegossene Friedensglocke geläutet.
Tam bağımsızlığa büyük ölçüde barışçıl yollarla geçiş yaparak Makedonya'yı başlatmakla itham edildi.Eritrea erhielt seine Unabhängigkeit dann letztlich auf friedlichem Wege.
Çukurova Barış.Ernstfall Frieden.
Britanya Dörtlü İttifak'ı, İkinci Paris Barış Anlaşması'nın imzalandığı tarihte, 20 Kasım 1815'te onayladı.Völkerrechtlich sanktioniert wurde die Übereinkunft im Zweiten Pariser Frieden vom 20. November 1815.
838 yılında, Müslümanlar İtalya'ya geçip, Taranto ve Brindisi'yi aldılar, takiben Bari Emirliği kuruldu.Bereits 838 setzten die Muslime nach Italien über und nahmen Tarent, Brindisi und Bari ein.
Çok sayıda özel ve devlet hastanesi barındırır.Es gibt öffentliche und private Krankenhäuser.
Barış zamanında sadece hançer kullanırlardı.Diese konnten jedoch nur in der Friedenszeit benutzt werden.
Bunun sonucunda Osmanlı ve Venedik devleti arasında ilk barış antlaşması yapılmıştır.Dieser Krieg war der letzte zwischen dem Osmanischen Reich und Venedig.
Ayrıca Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) olayı Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taşıdı.Die prokurdische Partei BDP wandte sich zudem an den Internationalen Strafgerichtshof.
Şimdi silahlarımızı atalım ve barışı kucaklayalım.Gemeinsam pfählen sie sie und schenken ihr damit Frieden.
Onlar barış içinde yaşarlardı.Seither lebten sie hier in Frieden.
Khocalı'ya bariz bir şekilde ediyorlardı.Gott soll sich Lekhraj deutlich gezeigt haben.
Birçok farklı disiplini barındırır.Er klettert in verschiedenen Disziplinen.
Hükmeden Yanlışlar ve Barışın Şiddeti Üzerine Metinler.Texte über das herrschende Falsche und die Radikalität des Friedens.
1988 yılında Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı oldu.1985 wurde er Stabsoffizier der türkischen Streitkräfte.
İkincisi, özel yetiştirici olarak barındırmak.Und besonders sich selbst als Schöpfer dieser Geistesprodukte.
İlk vahyi barındıran 96. Alak Suresi toplam 19 ayettir.9. Der erste Vers der letzten Offenbarung besteht aus 19 Buchstaben.
Bölge birçok dar geçit barındırmaktadır: Gubei Geçidi, Xifeng Geçidi ve Leng Geçidi.Die Gebirgskette enthält verschiedene enge Pässe wie den Gubei-Pass, den Xifeng-Pass und den Leng-Pass.
Savoy-Plaza Hotel barı gibi homoerotizm sezen yeni mekanlar açıldı.Neue Lokale mit homoerotischen Untertönen entstanden, darunter die Bar im Savoy-Plaza Hotel.
Bari: İtalya'da bir şehir.Eine Landschaft in Italien.
Anna Karenina ile Savaş ve Barış en bilinen romanlarıdır.Seine Hauptwerke Krieg und Frieden und Anna Karenina sind Klassiker des realistischen Romans.
Medea İçerdekiler Savaş ve Barış (Yön.)Karl Tanera: Krieg und Frieden.
1961 yılından bu yana 200.000'den fazla Amerikalı 139 ülkede Barış Gönüllüsü olarak çalışmıştır.Mehr als 16.000 afrikanische Flüchtlinge kamen in den letzten Jahren als Asylbewerber in das Land.
Sarhoş halde barı satın alırlar fakat; hiç müşteri gelmez.Die Gruppe will sich im Pub betrinken, doch sie trifft dort weder andere Gäste noch einen Wirt an.
Dükalık, 1796 yılında, Basel’in Prusya-Fransa barış antlaşmasına katılmıştır.1796 trat das Herzogtum dem preußisch-französischen Sonderfrieden von Basel bei.
Salingaros aynı zamanda opera sanatçısı bariton Spyros Sali(n)garos’un da yeğenidir.Sein Vater ist der populäre Komponist Stelios Salingaros, sein Onkel der Opernbariton Spyros Sali(n)garos.
2014'te Nobel Barış ödülüne layık görüldü.Sie erhielt im Jahr 2014 den Friedensnobelpreis.
Elektronik sigaraların likitleri temel olarak dört madde barındırır.Die Natursteinplatten werden grundsätzlich an vier Punkten verankert.
Nobel Barış Ödülü Oslo'daki Norveç Nobel Komitesi tarafından verilir.Der Friedensnobelpreis wird in Oslo übergeben.
Organizasyon 1938 yılında Nobel Barış Ödülü almıştır..Trotzdem oder gerade deswegen erhielt die Organisation 1938 den Friedensnobelpreis.
Barınakları, yiyecek ve içecekleri açısından kanaatkârdırlar.Sie wurden mit Nahrung und Wasser sowie trockener Kleidung versorgt.
Turna kuşu, o zamandan beri barışın simgesidir.Die Taube wurde in der Folge weltweit ein Symbol für den Frieden.
Bu, barış için toprak ödünü vermektir."Dort solle er auch die Schätze besitzen, die er in der Erde vergraben habe“.
Eksi gösterge) Uluslararası Barış ve Güvenlik GSYİH'e oranla, denizaşırı gönderilen barış gücü asker sayısı.Internationaler Frieden und Sicherheit Anzahl der gesendeten UN-Friedenstruppen relativ zum BIP.
Bu fikir ilk göründüğü kadar bariz değildir.Das ist gar nicht so abwegig, wie es auf den ersten Blick scheinen mag.
Ama Versailles Barış Antlaşması Almanya nın tanksavar topu üretimini yasaklıyordu.Der Friedensvertrag von Versailles verbot Deutschland den Besitz von Panzern.
Ringin dışında Wyatt, barikatlara doğru Orton'a Sister Abigail yaptı.Außerhalb des Rings setzte Wyatt Orton mit einem Sister Abigail gegen die Ringabsperrung zu.
"Kardeşlik ve barış...""Gehorsam und Friede".
Amacı, ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek idi.Ziel war Streitigkeiten zwischen den Mitgliedern friedlich zu lösen.
8 Ağustos Augsburg'da Augsburg Barış Bayramı olarak kutlanır.Zudem ist das Friedensfest am 8. August in der Stadt Augsburg ein gesetzlicher Feiertag.
Simon ise vampir olarak kendisiyle barışık yaşamayı öğrenir.David sammelt, wie in seinem menschlichen Leben, weiterhin Informationen über die Vampire.
1931'de Nobel Barış Ödülü'nü Nicholas Murray Butler ile paylaştı.1931 erhielt sie zusammen mit Nicholas Murray Butler den Friedensnobelpreis.
Barınma alanı 1 birimdir.Hier ist 1 der Einheitstensor.
1555'te V. Karl Augsburg Din Barışı sonucu tahttan çekildi.1555/56 dankte Karl V. nach dem Augsburger Religionsfrieden ab.
Aynı zamanda kendine özgü görsel unsurlar barındırırlar.Zudem habe sie andauernde, körperliche Beschwerden.
Günümüzde kitabevi bünyesinde birer sanat galerisi, restorant ve de kafe barındırmaktadır.Heute beherbergt es eine Kunstgalerie und ein Restaurant und Café.
3 Nisan 1559'da İspanya ile Fransa arasında Cateau-Cambrésis Barış Antlaşması imzalandı.Der Krieg mit Frankreich wurde am 3. April 1559 im Frieden von Cateau-Cambrésis beigelegt.
Panayırların kurulmasıyla, kısa bir süre için de olsa bir barış dönemi yaşanırdı.Es gelang ihm aber, zumindest für eine kurze Zeit Friedensverträge mit den Indianern zu schließen.
Hiçbir süper kahramanı barındırmaz.Kein Tag für Helden.
En bariz örneği uruklardır.Das einfachste Beispiel ist der Inkreis.
Turin Antlaşması kalıcı barış konusunda pek umut vermiyordu.Der Vertrag führte nicht zu einem dauerhaften Frieden in der Region.
Kitap, onların şahsında tüm insanların ve insanlığın tarihini içinde barındırır.Achtes Buch: Mensch und Erde.
Daha sonra yapılan barışlarla uzun süre istikrar sağlandı.Viel später fand er mit ihnen den Frieden.
Ama barışa 24 Mart'ta operasyonla cevap verildi.Erst am 24. März kam die Zusammenführungsaktion ins Rollen.
Adresimi biliyorsunuz; Barış Manço Moda 81300 İstanbul.Die Anschrift ist Maritiemplein 3, 8400 Oostende.
Bu harekat Campo Formio barış anlaşmasını ihlal etmek anlamına geliyordu.Er machte vergeblich Friedensangebote auf der Basis des Friedens von Campo Formio.
Bu da en azından mitolojik yapılanma ve anlayışa dair önemli ipuçları barındırır.Ebenso entstanden die für Mythologie und Weltanschauung bedeutsamen Dichtungen des Hesiod.
Bariyer veya barikat, bir eylem veya nesneyi engelleyen fiziksel bir yapıdır.Eine solche Barriere kann Bebauung oder ein natürliches Hindernis sein.
Bunların hepsi de ortak kanallardan süzülenen benzer i’tikatların çeşitli parçalarını barındırmaktaydılar.So wurden alle Einnahmen gleichmäßig aufgeteilt, auch auf die Helfer der Band.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod