Barışta, oğullar babalarını gömerler. savaşta, babalar oğullarını gömerler.In peace, sons bury their fathers. In war, fathers bury their sons.
Tehlike bariz değildi.The danger was not apparent.
Savaş yapmak, barış yapmaktan daha kolaydır.It's easier to make war than to make peace.
Otel barında buluşalım.Meet me at the hotel bar.
Kaderi idare etmek isteyen asla barış bulamaz.He who seeks to control fate shall never find peace.
Yaşlı general "barış kaçınılmazdır" dedi."Peace is evitable", said the old general.
Barış içinde parti verelim.Let's have the party in peace.
Sadece barış dünyayı kurtarabilir.Only peace can save the world.
Onlar barış içinde yaşarlar.They live in peace.
Keşke bütün insanlar barışı sevse!I wish all people loved peace!
Keşke bütün insanlar barışı sevseydi.I wish all people had loved peace.
Bütün insanların barışı sevmesini diliyorum.I wish all people loved peace.
Keşke bütün insanlar barışı sevse.I wish all people would love peace.
Lütfen barış içinde yememe izin ver.Please let me eat in peace.
Tom barın üstünde dans etti.Tom danced on top of the bar.
Sovyet halkı kapitalizmle barışçıl rekabetten korkmaz.The Soviet people are not afraid of peaceful competition with capitalism.
Tom'un gerçekten istediği biraz barış ve sessizlik.What Tom really wanted was some peace and quiet.
O, misafirine yemek getirdi ve ona barınak sağladı.He brought food to his guest and provided him shelter.
Sadece barış içinde kahvaltımı yemek istiyorum.I'd just like to eat my breakfast in peace.
Defol buradan. Benim biraz barışa ve sessizliğe ihtiyacım var.Get out of here. I need some peace and quiet.
Sürdürülebilir bir barış gerçekten var mı?Is there really a sustainable peace?
Küçükler bu barın içinde içki içiyor.Minors are drinking alcohol inside this bar.
Kapıya barikat kuralım.Let's barricade the door.
Onlar barış istiyor.They want peace.
İstediğim şey biraz barış ve sessizlik.What I want is some peace and quiet.
Barış'ın bedeli nedir?What is the price of peace?
Barış görüşmeleri bu hafta başlayacak.The peace negotiations will start this week.
Barışı ara ve onun peşinden git.Seek peace and pursue it.
O bir barın dışında bir kıza arzu dolu baktı.He ogled a girl outside a pub.
Barınağa ihtiyacımız olacak.We'll need shelter.
Ben bir barış severim.I'm a pacifist.
Onlar körler için barınak inşa ettiler.They built an asylum for the blind.
Sana barış amacıyla bir hediye getirdim.I brought you a peace offering.
Barış içinde gelirim.I come in peace.
Barış istiyorsan, savaş için hazırlan.If you want peace, prepare for war.
Benim babam Vietnam'da savaşmayı reddeden bir barışseverdi.My father was a pacifist who refused to fight in the Vietnam War.
O bir barışsever.She's a pacifist.
Sadece biraz barış ve sessizlik istiyorum.I just want some peace and quiet.
Savaş ve Barışı hep okumak istedim.I have always wanted to read War and Peace.
Savaş ve Barış'ı neredeyse bitirdim.I have almost finished War and Peace.
O nihayet Savaş ve Barış'ı okudu.She finally read War and Peace.
Savaş ve Barış tüm zamanların en büyük kitaplarından biridir.War and Peace is one of the greatest books of all time.
Savaş ve Barış bugüne kadar yazılmış en uzun romanlardan biridir.War and Peace is one of the longest novels ever written.
O aslında Savaş ve Barış'ı hiç okumadı.I've never actually read War and Peace.
Ben de "Savaş ve Barış"ı hiç okumadım.I have never read "War and Peace" either.
O, Savaş ve barış'ı 15 kez okudu.She has read War and Peace 15 times.
İran halkı barışseverdir.Iranian people are peace loving.
Barış hakkında konuştu.He spoke about peace.
Tom evsizler barınağında haftada iki kez gönüllüdür.Tom volunteers at a homeless shelter twice a week.
Tom bir barışsever.Tom is a pacifist.
"Savaş ve Barışı" ben de okumadım.I haven't read "War and Peace" either.
Japon dünyada barışın desteklenmesinde önemli bir rol oynar.Japanese plays an important role in promoting peace in the world.
Japon dili dünyada barışı teşvik etmede önemli bir rol oynar.The Japanese language plays an important role in promoting peace in the world.
Japon dili dünya barışının teşvik etmede önemli bir rol oynar.The Japanese language plays an important role in promoting world peace.
Japonlar dünya barışını teşvik etmede önemli bir rol oynamaktadır.Japanese plays an important role in promoting world peace.
Bu yeni plan kalıcı bir barış getirebilir.This new plan may bring a lasting peace.
İki erkek kardeş asla barışmadılar.The two brothers never reconciled.
İngiliz İmparatorluğu'nun dağılması nispeten barışçıldı.The dismantling of the British Empire was relatively peaceful.
Barış ve aşk.Peace and love...
O ülkeler yirmi yıldır barışı koruyorlar.Those countries have maintained peace for twenty years.