Ana içeriğe geç
Sözlük

barı ile cümle

barı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bari hemen başlayalım.We may as well start at once.
Biz atom enerjisinin barışçıl kullanımı hakkında düşünmeliyiz.We must think about peaceful uses of atomic energy.
Biz dünya barışı için çalışıyoruz.We are working for world peace.
Barış burnumuzda tütüyor.We long for peace.
Biz barış için ümit ediyoruz.We hope for peace.
Uzun lafın kısası barış yaptık.To make a long story short, we buried the hatchet.
Zirve toplantısı dünya barışına katkı yaptı.The summit conference made a contribution to the peace of the world.
İnsanların barışı savaşa tercih ettiklerinden şüphe yok.There is no doubt that people prefer peace to war.
İnsanlar barış için istekliydiler.People were eager for peace.
Dünyanın her yerinde çok sayıda insanlar barış istiyorlar.A lot of people want peace all over the world.
Dünyadaki herkes barış ister.Everybody in the world desires peace.
Dünya barışını korumak için ne yapmamız gerektiğini düşünüyorsun?What do you think we must do in order to maintain the peace of the world?
Barışı tüm dünya arzuluyor.All the world desires peace.
Tüm dünyada insanlar barış için endişeli.People all over the world are anxious for peace.
Dünya barışını kurmak için elimizden geleni yapmalıyız.We should do our utmost to establish world peace.
Dünya barışını desteklemek için çok çalışmalıyız.We must work hard to promote world peace.
İşimi barış içinde yapmama izin verin.Let me do my work in peace.
Savaş asla barışı kanıtlamamıştır.Battle's never proven peace.
Barış birlikleri sakinliği geri getirmek için taşındı.Peace-keeping troops moved in to restore calm after the battle.
Bütün ulus barış istiyor.The whole nation wants peace.
Tüm Dünya barışa açlık duyuyor.The whole world hungers for peace.
Karşılıklı anlayış, barışı sağlar.Mutual understanding makes for peace.
Başkan barış ister.The President desires peace.
Başkan barış istiyor, değil mi?The President desires peace, doesn't he?
Herkes kalıcı barış istiyor.Everybody wants permanent peace.
Biz hepimiz dünyada barış için özlem duyuyoruz.We are all longing for peace in the world.
Yavrularını besleyen ve barındıran kuşların aksine balıklar yumurtalarını terk eder.Unlike birds, which feed and shelter their young, fish abandon their eggs.
Japonya komşularıyla barış içindedir.Japan is at peace with her neighbors.
Japonya dünya barışını teşvik etmede önemli bir rol oynar.Japan plays an important role in promoting world peace.
İsyancılar yolun karşısında bir barikat yaptı.The rebels made a barricade across the road.
O, nükleer silahların barış için bir tehdit olduğunu ileri sürdü.He argued that nuclear weapons were a threat to peace.
Onun alnındaki yara bariz.The scar on his forehead is conspicuous.
O, bu on yıl boyunca barış için çok çalıştı.He worked hard for peace for these ten years.
O, hayatını barışa adadı.He dedicated his life to peace.
Barışın önemini vurguladı.He emphasized the importance of peace.
O, barış getirmek için çalıştı.He tried to bring about peace.
O, barışı desteklemek için çok çalıştı.He worked hard to promote peace.
Onlar, her şeyden önce, barış içinde yaşamak istiyor.They want, above all things, to live in peace.
Odada kendilerine barikat yaptılar.They barricaded themselves in the room.
Onlar barış içinde yaşadı.They lived in peace.
Onlar barışsever insanlardır.They are a peace-loving people.
Onlar barış için endişeliler.They're anxious for peace.
Onlar barış için endişe duyuyorlar.They're anxious for peace.
Onlar barış için istekliler.They are eager for peace.
Onunla barıştım.I made up with her.
Zihninde yeni fikre karşı barikat kurulmuştu.Her mind was barricaded against the new idea.
Zihni barış içinde.Her mind is at peace.
"Savaş ve Barış"ın özetini okudu.She read the digest of War and Peace.
Askerler bir barış anıtı diktiler.The soldiers have erected a peace monument.
Barıştan başka hiçbir şey dünyayı kurtaramaz.Nothing but peace can save the world.
Kim barış ve güvenliği istemez?Who doesn't hope for peace and security?
Barışın karşıtı savaştır.The obverse of peace is war.
Barış çok önemlidir.Peace is of great importance.
Barış bizim için zamanında gelecektir.Peace will come to us in time.
Hiçbir şey barış kadar önemli değildir.Nothing is as important as peace.
Barış görüşmeleri bu hafta başlıyor.The peace talks begin this week.
Annem çifti barıştırmayı denedi.My mother attempted to reconcile the couple.
Senin için barışacağım.I'll make it up for you.
Her iki ülke şimdi barış içindeler.Both countries are now at peace.
Her iki ülke barış görüşmelerine girdi.Both countries entered into peace negotiations.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod